konuşuyor ile cümle
konuşuyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Biz konuşuyorken, o sessiz kaldı.While we were speaking, he kept silent.
Avustralya'nın gençleri adına konuşuyoruz.We are speaking on behalf of the young people of Australia.
Biz sınıfta İngilizce konuşuyoruz.We speak English in class.
Amerika'ya getirildikten sonra babam İngilizceyi akıcı şekilde konuşuyor.Having been brought up in America, my father speaks English fluently.
Tom ile konuşuyorum.I am talking with Tom.
Ben bir çocuk değilim ama bazen benimle bir çocukmuşum gibi konuşuyorsun.I'm not a child, but sometimes you talk to me as if I were a child.
Ben biraz Japonca konuşuyorum.I speak a little Japanese.
Her gün İngilizce konuşuyorum.I speak English daily.
Aslına bakarsanız İspanyolca konuşuyorum.As a matter of fact, I do speak Spanish.
Başkası konuşuyorken sözünü kesme.Do not interrupt when another is speaking.
Başkalarını rahatsız ettiklerini öğrendiklerinde yüksek sesle konuşuyorlardı..They are talking loudly when they know they are disturbing others.
Anneannem yavaşça konuşuyor.My grandmother speaks slowly.
Çok sayıda yabancı iyi Japonca konuşuyor.Many foreigners speak good Japanese.
O, İspanyolca iyi konuşuyor.She speaks Spanish well.
Telefonda kimle konuşuyordun?Who were you speaking to on the phone?
Ben telefonda konuşuyorumI'm talking on the phone.
Kendi kendime konuşuyorum.I talk to myself.
O ortaya çıktığında onun hakkında konuşuyorduk.We were talking about him when he appeared.
O, İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşuyor?Is he speaking English, French, or German?
O hep büyük konuşuyor.He is always talking big.
Ne kadar hızlı İngilizce konuşuyor!How fast he speaks English!
O, akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.He speaks English fluently.
Sanki o zenginmiş gibi konuşuyor.He talks as if he were rich.
İngiltere 'de doğmuş olmasına rağmen, o çok kötü İngilizce konuşuyor.Although he was born in England, he speaks English very badly.
O onunla her zaman fısıldayarak konuşuyor.He is always speaking to her in whisper.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
O, o gece arkadaşı Jesse Jackson'la toplantı hakkında konuşuyordu.He was chatting with his friend Jesse Jackson about the meeting that night.
İngilizceyi Alman aksanıyla konuşuyor.He speaks English with a German accent.
Ne kadar da akıcı İngilizce konuşuyor!How fluently he speaks English!
Dünyadaki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.He talks as if he knew everything under the sun.
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.He speaks as if he knew everything.
O her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.He speaks as though he knew everything.
Bir öğretmenmiş gibi konuşuyor.He talks as if he were a teacher.
O, sanki bir uzmanmış gibi konuşuyor.He speaks as if he were an expert.
O hem Fransızca hem de İngilizce konuşuyor.He speaks French as well as English.
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.He speaks Spanish, not to mention English and German.
O, İngilizce konuşuyor.He is speaking English.
İngiltere'de doğdu, İngiltere İngilizcesi konuşuyor.Born in England, he speaks British English.
O konuşuyordu.He was speaking.
Sanki her şeyi biliyor gibi konuşuyor.He talks as if he knows everything.
O, benimle konuşuyor gibi yaptı ama hiçbir şey söylemedi.He made as if to speak to me but said nothing.
O benden daha iyi İngilizce konuşuyor.He speaks English better than I do.
O kimle konuşuyor?Who is he talking to?
Telefonda konuşuyor.He's talking on the telephone.
O, telefonda konuşuyor.He's talking on the telephone.
Yarın bu vakitte ailesiyle konuşuyor olacak.He will be talking with his family at this time tomorrow.
Şundan bundan konuşuyorlar.They are talking about this and that.
İngilizce veya Fransızca ya da her ikisini de konuşuyorlar.They speak English or French or both.
Onlar İngilizce konuşuyorlar mı?Are they speaking English?
Onlar müzik hakkında konuşuyorlar.They are talking about music.
Onlar birbirleriyle konuşuyor.They are talking with each other.
Onlar mutfakta konuşuyorlar.They are talking in the kitchen.
Onlar Güney Lehçesi ile konuşuyorlardı.They were speaking in a Southern dialect.
O sürekli konuşuyordu.She was talking all the time.
Sanki onun hakkında her şeyi biliyor gibi konuşuyor.She talks as if she knew everything about it.
Sanki bir öğretmenmiş gibi konuşuyor.She speaks as if she were a teacher.
Biz konuşuyorken kesme.Don't cut in while we're talking.
Kız kardeşim arkadaşlarıyla konuşuyor.My sister is having a conversation with her friends.
Benim için biraz çok hızlı konuşuyorsun. Biraz daha yavaş konuşur musun?You're speaking a little too fast for me. Would you speak a little more slowly?
Susun, çok yüksek sesle konuşuyorsunuz.Shh, you're speaking too loudly.