konuştun ile cümle
konuştun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.52
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Profesyonel gibi konuştun.Du lød meget professionel.
Profesyonel gibi konuştun.Has estado fenomenal.
Profesyonel gibi konuştun.Kuulostit ammattilaiselta.
Profesyonel gibi konuştun.Parecias uma profissional.
Profesyonel gibi konuştun.Sembravi una vera professionista.
Profesyonel gibi konuştun.Zabrzmiało to profesjonalnie.
Profesyonel gibi konuştun.Ακούστηκες σαν επαγγελματίας.
Profesyonel gibi konuştun.Ты говорила как профессионал.
Sen? Onunla mı konuştun?Z nią.
Sen? Onunla mı konuştun?Z njo.
Sen şimdi onunla konuştun mu?Apa kau berbicara dengannya hanya sekarang?
Sen şimdi onunla konuştun mu?As-tu parlé avec lui à l'instant ?
Sen şimdi onunla konuştun mu? Bana sipariş veriyorsun gibi geldi.Ai vorbit cu el acum. am auzit cand ai comandat.
Sen şimdi onunla konuştun mu? Bana sipariş veriyorsun gibi geldi.Hast du grad mit ihm geredet,für mich war es eher bestellen.
Sen şimdi onunla konuştun mu? Bana sipariş veriyorsun gibi geldi.Nie rozmawiałaś z nim teraz?Słyszałem przy zamawianiu.
Sen şimdi onunla konuştun mu? Bana sipariş veriyorsun gibi geldi.Του μίλησες μόλις τώρα; Μου φάνηκε σαν να παραγγέλνεις.
Sen şimdi onunla konuştun mu? Bana sipariş veriyorsun gibi geldi.האם דברת איתו כרגע? אני רק שמעתי הזמנה
Sen şimdi onunla konuştun mu? Bana sipariş veriyorsun gibi geldi.هل تحدثت معه الآن؟ لقد سمعت الطلب فحسب
Sen şimdi onunla konuştun mu? Bana sipariş veriyorsun gibi geldi.すみません
Sen şimdi onunla konuştun mu?Em chả vừa mới nói chuyện với cậu ấy đấy thôi?
Sen şimdi onunla konuştun mu?Heb je nou net met hem gepraat?
Sen şimdi onunla konuştun mu?Perché, hai parlato con lui ora?
Sen şimdi onunla konuştun mu?Pratade du med honom just nu?
Sen şimdi onunla konuştun mu?Разве ты сейчас с ним разговаривала?
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Alguma vez falaram sobre "o que queriam que fosse feito "se ele chegasse a uma situação como esta?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""¿Alguna vez Jim y tú hablaron de lo que querrían que se hiciese si se daba una situación como esta?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Ați vorbit vreodată cu Jim despre ce-ar fi de făcut în cazul în care ar ajunge într-o asemenea situație?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Beszéltek arról, hogy mi volna az Ön teendője akkor, ha az apja ilyen állapotba kerül?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Cô và Jim có khi nào nói chuyện về việc ông ấy sẽ muốn điều gì được làm nếu ông rơi vào kết cục như thế này?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?"'Czy kiedykolwiek rozmawiałaś z Jimem co chcielibyście zrobić jeśli on znajdzie się w takiej sytuacji?'
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Haben Sie und Jim jemals darüber gesprochen, welche Maßnahmen er sich in einer solchen Situation wünscht?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""만일 당신 아버님이 이런 상황에 놓이면 당신이 어떻게 할지 얘기해 보신 적 있으세요?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Mluvili jste někdy s Jimem o tom, co byste chtěli udělat, kdyby se ocitl v takovéto situaci?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Rozprávali ste sa s Jimom niekedy o tom, čo by ste spravili, keby sa dostal do takejto situácie?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Talte Jim og dig nogensinde om hvad du ville have der skulle gøres hvis han endte i denne slags situation?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Tu e Jim avete mai parlato sul da farsi se fosse finito in questo tipo di situazione?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Μιλήσατε ποτέ εσύ και ο Τζιμ για το τι θα θέλατε να γίνει αν κατέληγε έτσι;"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Ви коли-небудь говорили з ним про те, щоб ви хотіли зробити, якщо він опиниться у такій ситуації?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""Вы когда-нибудь говорили с ним о том, что вы хотели бы сделать, если он окажется в такой ситуации?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""האם את וג'ים שוחחתם אי-פעם על מה שתרצו שייעשה "אם הוא יגיע למצב כזה?"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?""هل تحدثتي مع جيم عن ماذا قد تريدون أن يحصل في حال حصل مثل هذا الموقف؟"
"Sen ve Jim, eğer böyle bir şey yaşanırsa neler yapacağınızı hiç konuştunuz mu?"どうしたいのか 話し合ったことは?」 彼女は私を見て 「ある訳ないでしょう!」
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!¡Hablas como un funcionario!
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!Je praat als een ambtenaar!
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!Parece um peão.
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!Smettila di parlare come un impiegato del comune!
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!Tu parles comme si tu étais fonctionnaire!
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!Vorbeşti ca un funcţionar!
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!-Zveniš kot kakšen uradnik!
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!Μιλάς σαν δημόσιος υπάλληλος!
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!Говоришь прямо как государственный чиновник.
Şimdi tam devlet memuru gibi konuştun!أنت تتحدث كموظف حكومي
İlgili Sayfalar