konuştuk ile cümle

konuştuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Em 1989, depois de ter falado sobre as brutalidades infligidas aos indígenas... ...foi sequestrada.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.En 1989, tras denunciar el brutal trato hacia el pueblo indígena, la secuestraron.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Nel 1989, dopo aver parlato delle brutalità inflitte agli indigeni, fu rapita.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Pada 1989, setelah bicara tentang perlakuan brutal terhadap penduduk asli Ia diculik
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V letu 1989, potem ko je javno spregovorila o brutalnem ravnanju z domorodci, je bila ugrabljena.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V roku 1989 po tom, čo otvorene prehovorila o brutálnom zaobchádzaní s pôvodným obyvateľstvom, bola unesená.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Το 1989, μίλησε ανοικτά για τη βάναυση μεταχείριση των ιθαγενών... και την απήγαγαν.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.В 1989, после того, как она заговорила о жестоком обращении с индейцами, ее похитили
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.През 1989, след като разказва за бруталността спрямо коренното население, я отвличат.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.ב-1989 אחרי שיצאה נגד הטיפול ,הברוטלי בילידים המקומיים .היא נחטפה
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.彼女は誘拐されました 1989年11月2日
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Anh họ tôi chết vì AIDS để lại 1 đứa con Chúng tôi tự hỏi nên làm gì với nó?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.제 사촌 하나는 에이즈로 죽었고, 그의 아이들은 고아가 되었습니다. 우리는 슬퍼하며 그녀를 위해 할 수 있는게 무엇인지 고민했습니다.
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Kuzyn zmarł na AIDS, zostawił sierotę, więc co mieliśmy z nią zrobić?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Mijn andere nicht stierf aan aids en liet een wees achter. "Wat doen we met haar?"
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.O altă verişoară a murit de SIDA, lăsând în urmă o fetiţă orfană, şi ne-am zis, bine, dar ce vom face cu ea?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Una prima mía murió de SIDA, dejó una huérfana, así que dije, bueno, ¿qué vamos a hacer con ella?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Un de mes cousins est mort du SIDA et a laisse un orphelin Donc on s'est dit, on va faire quoi d'elle?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Un mio cugino è morto di AIDS, lasciando un'orfana così ci siamo detti, e ora che facciamo con lei?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Мой братовчед почина от СПИН, остави сираче, и ние си казахме, добре, какво ще правим с нея?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.Моя двоюродняя сестра умерла от СПИДа, оставила дочь сиротой, и мы сказали, что же мы будим с ней делать?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.בת דודה שלי מתה מאיידס, השאירה יתומה, אמרנו, טוב, מה נעשה איתה?
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.قريبي توفى بسبب الأيدز ، وقد ترك بنتا يتمية ، لذا قلنا ، حسناً ، ماذا يمكن ان نفعل لها ؟
AIDS'ten ölen bir başka kuzenim ardında bir öksüz bıraktı, ne yapacağımızı konuştuk.残された子どもを 母が引き取りました
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Abbiamo parlato con i genitori, per cercare di convincerli a mandarli a scuola.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Am vorbit cu părinţii încercând să-i convingem să-şi trimită copiii la şcoală.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Chúng tôi nói chuyện với bố mẹ của các em, cố gắng thuyết phục họ gửi con đến trường.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Hablamos con sus padres, tratamos de convencerlos acerca de mandar a sus niños a la escuela.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.우리는 그러한 가정의 부모들과 이야기해 그들의 자녀를 학교로 보내게끔 설득하려 노력했죠.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Mluvili jsme s rodiči a snažili jsme se je přesvědčit, aby děti do školy poslali.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Nous avons discuté avec les parents, et essayé de les convaincre d'envoyer leurs enfants à l'école.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Odamentünk a szülőkhöz, és próbáltuk meggyőzni őket arról, hogy küldjék gyermekeiket iskolába.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Rozmawialiśmy z rodzicami, przekonując ich do posłania dzieci do szkoły.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.We praatten met de ouders, probeerden hen te overtuigen hun kinderen naar school te sturen.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Wir sprachen mit den Eltern, versuchten sie zu überzeugen, ihre Kinder zur Schule zu schicken.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Μιλήσαμε με τους γονείς, προσπαθήσαμε να τους πείσουμε να στείλουν τα παιδιά τους στο σχολείο.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Говорихме с родителите, опитахме се да ги убедим да пращат децата си на училище.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.Мы разговаривали с родителями, пытаясь убедить их отправлять детей в школу.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.דיברנו עם ההורים, ניסינו לשכנע אותם לשלוח את הילדים לבית הספר.
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.كلمنا والديهم وحاولنا أن نقنعهم بأن يسمحوا لأطفالهم بالذهاب للمدرسة
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık.通わせるように説得をしました 子供たちと共に遊び
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?A blázon množí slová, kým človek nevie, čo bude; a to, čo bude po ňom, kto mu oznámi?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Bedak rad govori veliko besed; toda človek ne ve, kaj bode, in kar pride za njim, kdo mu oznani?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Bo głupi wiele mówi, choć nie wie ten człowiek, co ma być. Albowiem któż mu oznajmi, co po nim nastanie?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?우매자는 말을 많이 하거니와 사람이 장래 일을 알지 못하나니 신후사를 알게 할 자가 누구이냐
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?L`insensé multiplie les paroles. L`homme ne sait point ce qui arrivera, et qui lui dira ce qui sera après lui?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Nebo blázen mnoho mluví, ješto neví člověk ten, co budoucího jest. To zajisté, co bude po něm, kdo mu oznámí?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Глупый наговорит много, хотя человек не знает, что будет, и кто скажет ему, что будет после него?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?והסכל ירבה דברים לא ידע האדם מה שיהיה ואשר יהיה מאחריו מי יגיד לו׃
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?والجاهل يكثر الكلام. لا يعلم انسان ما يكون وماذا يصير بعده من يخبره.
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?愚 昧 人 多 有 言 語 、 人 卻 不 知 將 來 有 甚 麼 事 . 他 身 後 的 事 、 誰 能 告 訴 他 呢
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?愚昧 人多 有 言語 、 人 卻 不 知 將來 有 甚 麼事 . 他 身後 的 事 、 誰能 告訴 他 呢
Ama bazı öğrencilerle konuştuk.Você começa a palestra inteira material de lá e os quizzes, pouco, você sabe que você pode verificar-se.
Ama bazı öğrencilerle konuştuk.Αλλά μίλησα ήδη σε ορισμένες φοιτητές.
Ama bazı öğrencilerle konuştuk.但是,我和一些学生聊过,实际上,他们更加喜欢伯克利Youtube
Ama biz, ben sadece hakkında konuştuk aynı temaları göreceksiniz.Aber wir werden sehen, die gleichen Themen, die ich gerade darüber gesprochen.
Ama biz, ben sadece hakkında konuştuk aynı temaları göreceksiniz.Je to stejný princip, o které jsem už mluvil.
Ama biz, ben sadece hakkında konuştuk aynı temaları göreceksiniz.그렇지만 방금 이야기한 내용과 똑같은 이야기에요.
Ama biz, ben sadece hakkında konuştuk aynı temaları göreceksiniz.Maar we herkennen wel dezelfde thema's waar ik net over sprak.
Ama biz, ben sadece hakkında konuştuk aynı temaları göreceksiniz.Mais nous verrons les mêmes thèmes que je viens de parler.

İlgili Sayfalar