konuştuk ile cümle
konuştuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yaklaşık son 10 yıl boyunca bunun hakkında konuştuk durduk.Мы говорим об этом постоянно в течение последних десяти лет.
Yaklaşık son 10 yıl boyunca bunun hakkında konuştuk durduk.דיברנו עליה ללא סוף לאורך העשור האחרון, בערך.
Yaklaşık son 10 yıl boyunca bunun hakkında konuştuk durduk.لقد تحدثنا عن ذلك الموضوع بإستمرار طوال العقد الماضي أو نحو ذلك.
Yaklaşık son 10 yıl boyunca bunun hakkında konuştuk durduk.その成果はほぼゼロです
Yaşları, gelirleri... ...demografik verileri hakkında konuştuk.이들의 나이와 수입, 인종이 나와 있고요
Yaşları, gelirleri... ...demografik verileri hakkında konuştuk.Następnie określiliśmy wiek każdej z grup, ich przychody oraz cechy demograficzne.
Yaşları, gelirleri... ...demografik verileri hakkında konuştuk.Y hablamos de su edad, de sus ingresos, sus datos demográficos.
Yaşları, gelirleri... ...demografik verileri hakkında konuştuk.І ми говорили про їх вік, прибуток, демографічні дані.
Yaşları, gelirleri... ...demografik verileri hakkında konuştuk.تحدثنا عن أعمارهم ووظائفهم، وخلفيتهم السكانية. وما إذا كانوا
Yaşları, gelirleri... ...demografik verileri hakkında konuştuk.購入者なのか 社会的な主張としてユニホームを着ているのか
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.Ale predtým ako sa do nich pustíme, zopakujme si tie, o ktorých sme už rozprávali.
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.Bevor ich mit diesen beginne, gehe ich zunächst auf die bekannten ein.
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.Dar înainte de a începe, să vedem care le-am adresat
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.하기 전에, 지난번에 배웠던 것 살펴볼께요.
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.Mais avant d'en rajouter, regardons celles dont nous avions déjà parlées.
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.Và trước khi làm điều đó, hãy nhìn lạn những gì mà chúng ta vừa nói
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.Але перед тим як перейти до них, давайте повторимо матеріал, який ми вже пройшли.
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.Но, преди да мина на още такива фактори, нека поговорим за тези, които вече разгледахме.
Yenilerden bahsetmeden önce, daha önce konuştuklarımız hakkında tekrar yapalım.すでに話したことをもう一度繰り返します。 だから、1 つは、
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.A stejně skoro nerozumím tomu, o čem hovoří většína vědců.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Capisco ancora a malapena quello di cui parlano molti scienziati.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Ik begrijp nog steeds nauwelijks wat de meeste wetenschappers zeggen.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Jag förstår knappt vad de flesta forskare talar om.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.그럼에도 다른 과학자들이 무엇을 설명하는지 겨우 알아듣습니다.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Mais je comprends à peine ce dont parle la majorité des scientifiques.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Pero apenas entiendo de qué hablan la mayoría de los científicos.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Tôi vẫn hầu như không hiểu những điều mà phần lớn các nhà khoa học đang nói đến.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Totuși abia înţeleg despre ce vorbesc oamenii de ştiinţă.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Μόλις και μετά βίας καταλαβαίνω τους περισσότερους επιστήμονες όταν μιλούν.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.Все още едва успявам да разбера това, за което повечето учени говорят.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.ואני עדיין מתקשה להבין על מה רוב המדענים מדברים.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.وللان اجدني بالكاد افهم ما يقوله معظم العلماء
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.友達が この実験について 説明しようとした時だって
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Hovoríme o cestách, ale chceme to nejakým spôsobom realizovať.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Hovoříme o cestách, ale chceme to nějakým způsobem realizovat.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Mówimy o ścieżkach, ale chcemy to w jakiś sposób zaimplementować.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Nous parlons de chemins, mais nous voulons des façons de l'implémenter
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Parliamo di percorsi, ma vogliamo implementarlo in qualche modo.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Vi har talt om stier, men vi ønsker at implementere det på en måde.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Vi talar om stigar, men vi vill genomföra det på vissa sätt.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Wir reden über Pfade, wollen dies aber irgendwie implementieren.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.Мы говорили о путях, которые мы хотим каким-то образом реализовать на компьютере.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.דיברנו על מסלולים אבל רוצה ליישם זאת בכמה דרכים.
Yollar hakkında konuştuk, ama artık bunları bazı yollarla uygulamak istiyoruz.まずはノードについて説明します
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.A nevěděli oni, že by rozuměl Jozef; nebo skrze tlumače mluvil jim.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.A oni nevedeli, že Jozef rozumie, lebo im hovoril skrze tlumoča.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.A oni nie wiedzieli, żeby rozumiał Józef; bo tłumacz był między nimi.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.E eles não sabiam que José os entendia, porque havia intérprete entre eles.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Ei nu ştiau că Iosif îi înţelegea, căci vorbea cu ei printr'un tîlmaci.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Ellos no sabían que José les entendía, porque él hablaba con ellos por medio de un intérprete
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.És nem tudják vala õk, hogy József érti õket, mert tolmács vala közöttük.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Ils ne savaient pas que Joseph comprenait, car il se servait avec eux d`un interprète.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.피차간에 통변을 세웠으므로 그들은 요셉이 그 말을 알아 들은줄을 알지 못하였더라
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Men de visste icke att Josef förstod detta, ty han talade med dem genom tolk.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Men de visste ikke at Josef forstod det; for han brukte tolk når han talte med dem.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Mutta he eivät tienneet, että Joosef ymmärsi heitä, sillä hän puhui heille tulkin kautta.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Niso pa vedeli, da Jožef ume, zato ker je bil tolmač med njimi.
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Non sapevano che Giuseppe li capiva, perché tra lui e loro vi era l'interprete
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Således talte de. Men de vidste ikke, at Josef forstod det, thi han forhandlede med dem ved Tolk;
Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.Sie wußten aber nicht, daß es Joseph verstand; denn er redete mit ihnen durch einen Dolmetscher.