konuştuk ile cümle
konuştuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Suumme on auennut puhumaan teille, korinttolaiset, sydämemme on avartunut.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Ústa naše otevřína jsou k vám, ó Korinští, srdce naše rozšířeno jest.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Usta nasze otworzone są ku wam, o Koryntowie! serce nasze rozszerzone jest.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Vår munn er oplatt mot eder, I korintiere, vårt hjerte har utvidet sig.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Vi hava nu upplåtit vår mun och talat öppet till eder, I korintier. Vårt hjärta har vidgat sig för eder.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Vor Mund er opladt over for eder, Korinthiere! vort Hjerte er udvidet.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Το στομα ημων ηνοιχθη προς εσας, Κορινθιοι, η καρδια ημων επλατυνθη
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Уста наши отверсты к вам, Коринфяне, сердце нашерасширено.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.Уста наші відкрились до вас, Коринтяне,- серця, наші розпросторились.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.פינו פתוח לכם אנשי קורנתוס ורחב לבנו׃
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.فمنا مفتوح اليكم ايها الكورنثيون. قلبنا متسع.
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.哥 林 多 人 哪 、 我 們 向 你 們 、 口 是 張 開 的 、 心 是 寬 宏 的
Ey Korintliler, sizinle açıkça konuştuk, size yüreğimizi açtık.哥林 多 人 哪 、 我們向 你 們 、 口 是 張開 的 、 心 是 寬宏的
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Aber er nahm es locker und brachte mich hinauf und wir sprachen über Fraktale.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Ale jemu się to spodobało i wziął mnie na górę, i rozmawialiśmy o fraktalach.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Dar a fost foarte calm şi m-a dus acolo sus şi am vorbit despre fractali.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.De ő jól fogadta és felhozott ide, és elbeszélgettünk a fraktálokról.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Ele foi muito simpatico e levou-me lá acima, e conversámos sobre fractais. E ele disse:
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Hij reageerde prima. Hij nam me mee naar boven en we praatten over fractals.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Il a été très sympa, et il m'y a emmené, et nous avons parlé des fractales.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.그는 매우 흔쾌히 승락하고 나를 위로 데려다 주었습니다. 그리고 우리는 프랙탈에 대해 얘기했습니다.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Ma lui la prese molto bene, mi ci portò sopra e parlammo dei frattali.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Men han tog det afslappet og vi gik derop, - - og snakkede om fraktaler.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Pero él estuvo realmente tranquilo con eso, y me subió ahí, y hablamos de fractales.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Αλλά ήταν πολύ εντάξει με αυτό, με ανέβασε εκεί πάνω, και συζητήσαμε για φράκταλς.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.Но той го прие спокойно и ме заведе там горе, и поговорихме за фрактали.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.הוא לא התרגש, לקח אותי למעלה, ודיברנו על פרקטלים.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.لكنه كان حقا لطيفا، وأخذني هناك الى أعلى، و دار بيننا حديث حول الكسريات.
Fakat o bu konuda gayet rahattı ve beni oradan aldı, fraktallardan konuştuk.彼は嫌な顔もせず 屋根の上に案内してくれ そこでフラクタルについて語り合いました 彼は「そうそう 四角の中の四角のことだね
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.A byl Mojžíš v osmdesáti, Aron pak v osmdesáti a třech letech, když mluvili s Faraonem.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.A Mojżesz miał osiemdziesiąt lat, a Aaron osiemdziesiąt i trzy lata, gdy mówili do Faraona.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.A Mojžišovi bolo osemdesiat rokov a Áronovi osemdesiattri rokov, keď hovorili faraonovi.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.In Mojzes je bil osemdeset let star, Aron pa triinosemdeset let, ko sta govorila Faraonu.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.그들이 바로에게 말할 때에 모세는 팔십세이었고 아론은 팔십 삼세이었더라
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Men Mose var åttio år gammal och Aron åttiotre år gammal, när de talade med Farao.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Moise era în vîrstă de optzeci de ani, iar Aaron de optzeci şi trei de ani, cînd au vorbit lui Faraon.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Moïse était âgé de quatre-vingts ans, et Aaron de quatre-vingt-trois ans, lorsqu`ils parlèrent à Pharaon.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Moisés tenía 80 años y Aarón 83 años, cuando hablaron al faraón
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Mosè aveva ottant'anni e Aronne ottantatrè, quando parlarono al faraone
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Moses var åtti år gammel, og Aron tre og åtti år, da de talte til Farao.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Moses var firsindstyve og Aron tre og firsindstyve År gammel, da de talte til Farao.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Mózes pedig nyolczvan esztendõs és Áron nyolczvanhárom esztendõs vala, a mikor a Faraóval beszéltek.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Mozes was 80 jaar en Aäron 83 jaar tijdens hun herhaalde bezoeken aan Farao.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Musa berumur 80 tahun dan Harun 83 tahun ketika mereka menghadap raja Mesir
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Tinha Moisés oitenta anos, e Arão oitenta e três, quando falaram a Faraó.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Und Mose war achtzig Jahre alt und Aaron dreiundachtzig Jahre alt, da sie mit Pharao redeten
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Vả , khi hai người tâu cùng Pha-ra-ôn , thì Môi-se tuổi đã được tám mươi , còn A-rôn tám mươi ba .
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Vả, khi hai người tâu cùng Pha-ra-ôn, thì Môi-se tuổi đã được tám mươi, còn A-rôn tám mươi ba.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Ητο δε ο Μωυσης ηλικιας ογδοηκοντα ετων, ο δε Ααρων ογδοηκοντα τριων ετων, οτε ελαλησαν προς τον Φαραω.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.А Моисей бе на осемдесет години, а Аарон на осемдесет и три години, когато говориха на Фараона.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.Моисей был восьмидесяти, а Аарон восьмидесяти трех лет, когда стали говорить они к фараону.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.ומשה בן שמנים שנה ואהרן בן שלש ושמנים שנה בדברם אל פרעה׃
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.وكان موسى ابن ثمانين سنة وهرون ابن ثلاث وثمانين سنة حين كلما فرعون.
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.摩 西 亞 倫 與 法 老 說 話 的 時 候 、 摩 西 八 十 歲 、 亞 倫 八 十 三 歲
Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.摩西亞 倫與 法老 說話 的 時候 、 摩西 八十 歲 、 亞倫 八十三 歲
Fizikçilerin ve matematikçilerin tekillikler hakkında konuştuklarını duyarsınız.A všimněte si, že fyzikové a matematici hovoří o singularitách.
Fizikçilerin ve matematikçilerin tekillikler hakkında konuştuklarını duyarsınız.En je zal natuurkundigen en wiskundigen horen spreken over singulariteiten.
Fizikçilerin ve matematikçilerin tekillikler hakkında konuştuklarını duyarsınız.És hallani fogja a fizikusok és matematikus beszélni a szingularitásokat.
Fizikçilerin ve matematikçilerin tekillikler hakkında konuştuklarını duyarsınız.Fizycy i matematycy określają coś takiego osobliwością.
Fizikçilerin ve matematikçilerin tekillikler hakkında konuştuklarını duyarsınız.Şi îi auzi pe fizicieni şi matematicieni vorbind despre singularităţi