konuşmuyoruz ile cümle
konuşmuyoruz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Neden kahve içip konuşmuyoruz?Why don't we talk over coffee?
Biz konuşmuyoruz.We are not speaking.
Niçin başka bir şey hakkında konuşmuyoruz?Why don't we talk about something else?
Neden sadece burada oturmuyoruz ve konuşmuyoruz?Why don't we just sit here and talk?
Taninna'yı davet edemem. Biz birbirimizle konuşmuyoruz.I cannot invite Taninna. We don't talk to each other.
Neden bunu akşam yemeğinde konuşmuyoruz?Why don't we talk about this over dinner?
Aynı dili konuşmuyoruz.We don't speak the same language.
Fransızca konuşmuyoruz.We don't speak French.
Biz bile artık konuşmuyoruz.We don't even talk anymore.
Birbirimizle konuşmuyoruz.We're not speaking to each other.
Artık birbirimizle konuşmuyoruz.We don't talk to each other anymore.
Neden senin hakkında konuşmuyoruz.Why don't we talk about you?
Artık neredeyse hiç konuşmuyoruz.We hardly even talk anymore.
Neden bir süre konuşmuyoruz?Why don't we talk for a while?
Tom ve ben şu anda konuşmuyoruz.Tom and I aren't talking right now.
Bunu daha da fazla konuşmuyoruz.We're not talking about that any more.
Tom ve ben şu anda birbirlerimizle konuşmuyoruz.Tom and I aren't talking to each other right now.
Neden ofisinde konuşmuyoruz?Why don't we talk in your office?
Hiçbirimiz Fransızca konuşmuyoruz.None of us speaks French.
Sanırım her ikimiz de gerçekten o kadar iyi Fransızca konuşmuyoruz.I guess both of us don't really speak French all that well.
Artık birbirimizle neredeyse hiç konuşmuyoruz.We hardly ever talk to each other anymore.
Neden şimdi bu konuda konuşmuyoruz?Why don't we talk about this now?
Neden şimdi o konuda konuşmuyoruz?Why don't we talk about it now?
Biz bugün hakkında konuşmuyoruz.We're not talking about today.
Aynı şey hakkında konuşmuyoruz.We're not talking about the same thing.
Tom ve ben her ikimiz de pek iyi Fransızca konuşmuyoruz.Tom and I both don't speak French very well.
Tom ve ben birbirimizle neredeyse hiç konuşmuyoruz.Tom and I hardly ever speak to each other.
Neden Fransızca konuşmuyoruz?Why don't we speak French?
Neden sessiz olan ofisimde konuşmuyoruz?Why don't we talk in my office where it's quiet?
"Biz, insan arasındaki farkları konuşmuyoruz, insan sapkınlığını konuşuyoruz." yazıyor Lorde."We speak not of human difference, but of human deviance," she writes.
Bunun hakkında konuşmuyoruz, göz ardı ediyoruz.And we aren't talking about it -- we dismiss it.
Onun hakkında konuşmuyoruz. -- ugh -- dikkate bile alınmıyor.We don't talk about it. It's not even a consideration.
Bu sosyal bir dayanisma kavrami, dolayisiyla dogruluk ve trafsizlik hakkinda cok konusmuyoruz.It's a social concept of cooperation, so we don't talk a lot about truth and objectivity.
Çünkü bu ülkelerdeki insanlarla hiçbir zaman konuşmuyoruz.Because we never talk to the people in these countries.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.So just like with a bike, we don't talk about it.
Biz aynı dili konuşmuyoruz.We don't speak the same language.
Ne yazık ki aynı dili konuşmuyoruz.Wie schade, dass wir nicht dieselbe Sprache sprechen.
Artık konuşmuyoruz bile.Wir sprechen uns nicht einmal mehr.
Ne yazık ki aynı dili konuşmuyoruz.Dommage que nous ne parlions pas la même langue.
Neden kahve içerken konuşmuyoruz?¿Por qué no hablamos mientras nos tomamos un café?
Biz konuşmuyoruz.No estamos hablando.
Fransızca konuşmuyoruz.Ми не говоримо французькою.
"Biz, insan arasındaki farkları konuşmuyoruz, insan sapkınlığını konuşuyoruz." yazıyor Lorde."Kita tidak berbicara tentang perbedaan manusia, tetapi penyimpangan manusia," tulisnya.
"Biz, insan arasındaki farkları konuşmuyoruz, insan sapkınlığını konuşuyoruz." yazıyor Lorde."Chúng tôi muốn ông Chung về Đồng Tâm đối thoại với dân chứ không lên huyện", người này nói.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.A bringáról mi nem csak beszélünk.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Ako napríklad tie bicykle - nerozprávame o tom.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Así que, como con las bicis,
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Astfel, ca și în cazul bicicletei, nu vorbim despre asta.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz. Deneyebilirsiniz.Durch die Fahrrädern reden wir nicht darüber, sondern bieten an es auszuprobieren.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Então, tal como com a bicicleta, não falamos disso.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Et tout comme les vélos, on n'en parle pas.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.결국 자전거처럼 우리는 아무것도 말하지 않았습니다.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Nên với một chiếc xe đạp, các bạn chẳng phải bàn tán về nó.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Net als bij de fiets praten we er niet over.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Perciò proprio come con la bici, noi non ne parliamo.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Tym właśnie jest rower, o nim się nie mówi.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Έτσι λοιπόν, όπως και με το ποδήλατο, δεν μιλάμε γι' αυτό.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Помните вариант с велосипедом? Мы не рассуждаем абстрактно.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.Така, както с колелото, не говорим за това.
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.אז בדיוק כמו עם האופניים, אנחנו לא מדברים על זה.