konuşmaya ile cümle

konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ölüm hakkında konuşmaya geldim.Я приехала говорить о смерти.
Öncelikle, onlara mahremiyet teklif etmek zorundasınız Aksi takdirde gelip sizinle konuşmayacaklardır.In de eerste plaats moet je ze vertrouwen geven.
Öncelikle, onlara mahremiyet teklif etmek zorundasınız Aksi takdirde gelip sizinle konuşmayacaklardır.Kot prvo jim morate zagotoviti zaupnost, sicer se z vami ne bodo pogovarjali.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumAm inceput sa vorbim si sa negociem cu ei.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumChúng tôi bắt đầu nói chuyện với chúng và tôi đã thương lượng.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumCominciammo a parlare con loro e io stavo negoziando.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumEmpezamos a hablar con ellos y a negociar.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordum우린 이야기를 했고 전 협상을 시작했어요
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumNous nous sommes mis à discuter et je négociais.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumWe praatten met ze en ik was aan het onderhandelen.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumWir begannen die Verhandlungen mit ihnen.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumZaczęliśmy z nimi rozmawiać, a potem negocjować.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumЗапочнахме да говорим с тях и аз преговарях.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumЯ начал с ними переговоры.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumהחלנו לדבר איתם ואני נשאתי ונתתי.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumبدأنا بالحديث معهم وقمت أنا بالتفاوض .
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordum標本を守り、私たちのものを守ろうとしました
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Aşa că să implicăm un nuvelist romantic în conversaţie.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.E adesso, rendiamo questa conversazione un pò romanzata.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Entonces traigamos a un novelista romántico a esta conversación.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.És most kapcsoljunk be egy romantikus írót a történetünkbe.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Faisons intervenir un romancier dans cette conversation.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.그러니 낭만적인 소설가를 한명 끼워보도록 하죠.(모든게 다 끝났다고 생각될 때고 올것이다. 그 때가 바로 새로운 시작이다.)
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Lasst uns einen Liebesromanisten in diese Konversation mit einbringen.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Laten we een romanschrijver in het debat brengen.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Pozwólmy więc włączyć do dyskusji pisarza romantycznego.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Οπότε, ας φέρουμε στη συζήτηση αυτή ένα ρομαντικό συγγραφέα.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.Да включим един автор на романи в този разговор.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.אז בואו נערב סופר רומנים בדיון.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.لذا دعونا نحضر كاتب قصص رومانسية لهذه المحادثة .
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.このときに3つのトレンドが一緒になるのです
Richard Pyle: Donald Duck gibi konuşmaya başlarsanız dünyada gerilimli görünebilecek bir durum olamaz.Când începi să vorbeşti ca Donald Duck, nici o situaţie din lume nu poate părea tensionată.
Richard Pyle: Donald Duck gibi konuşmaya başlarsanız dünyada gerilimli görünebilecek bir durum olamaz.Cuando comienzas a hablar como el Pato Donald no hay situación alguna que pueda parecer tensa.
Richard Pyle: Donald Duck gibi konuşmaya başlarsanız dünyada gerilimli görünebilecek bir durum olamaz.Richard Pyle: 도날드 덕처럼 얘기하기 시작하면
Richard Pyle: Donald Duck gibi konuşmaya başlarsanız dünyada gerilimli görünebilecek bir durum olamaz.Όταν αρχίζεις να μιλάς σαν τον Ντόναλντ Ντάκ, δεν υπάρχει κατάσταση που να μοιάζει τεταμένη.
Richard Pyle: Donald Duck gibi konuşmaya başlarsanız dünyada gerilimli görünebilecek bir durum olamaz.ר.פ: כשאתה מתחיל לדבר כמו דונלד דאק
Richard Pyle: Donald Duck gibi konuşmaya başlarsanız dünyada gerilimli görünebilecek bir durum olamaz.ريتشارد بايل : عندما تبدأ الحديث مثل البطة دونالد،
Richard Pyle: Donald Duck gibi konuşmaya başlarsanız dünyada gerilimli görünebilecek bir durum olamaz.緊張感は感じられません
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.17세기에 관한 제 강의를 듣기에 앞서,
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Empezaré hablando sobre el siglo 17.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Ich fange einfach an, über das 17. Jahrhundert zu sprechen.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Ik moet wat kwijt over de 17e eeuw.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Iniziero' a parlare del diciassettesimo secolo
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Je vais commencer par parler du 17ème siècle.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Voi începe să vorbesc despre secolul 17.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Zacznę mówić o XVII wieku.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Просто ще започна да говоря за XVII-ти век.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.Я начну разговор с упоминания о 17-м веке.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.אתחיל פשוט לספר על המאה ה-17.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.سوف ابدا بالحديث عن القرن السابع عشر
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.不愉快に思う人がいないといいけど
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.Basta ouvirem e começam logo a falar.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.Egyszerűen figyelnek, és elkezdik beszélni a nyelvet.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.Ei doar ascultă și apoi încep să vorbească limba străină.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.He yksinkertaisesti kuuntelevat ja alkavat sitten puhua.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.Họ chỉ đơn giản là nghe và học nói theo.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.Ils écoutent tout simplement et puis commencent à parler.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.단지 듣고 나서 말하기 시작할 뿐입니다.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.Oni po prostu słuchają i zaczynają mówić.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.Sie hören nur zu und beginnen dann zu sprechen.

İlgili Sayfalar