konuşmaya ile cümle

konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Burada bunlar hakkında fazla konuşmayacağım.米西海岸の 四角で囲った施設は
Burada kalacaksın. Ve hiç konuşmayacaksın.Kamu akan tinggal dis ini dan tak bersuara.
Burada kalacaksın. Ve hiç konuşmayacaksın.Zůstaneš tady a budeš mlčet, jasné?
Burada kalacaksın. Ve hiç konuşmayacaksın.Тогава оставаш тук и си траеш.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.저는 여기 환경학에 대해 말하러 왔습니다. 그리고 저는 이산화탄소를 프랑스 국민 한사람이 1년간 방출할 양을 방출하였습니다.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.C'est le poids de deux éléphants.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.Ik ben hier om over ecologie te praten. En ik heb evenveel CO2 uitgestoten als een Fransman in één jaar.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.Prišiel som, aby som hovoril o ekológii, a pritom som vypustil toľko CO2, ako priemerný Francúz za rok.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.Przybyłem tu mówić o ekologii, a jednocześnie wyemitowałem tyle CO2 ile Francuz w ciągu całego roku.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.Sono venuto qui per parlare di ecologia. E ho emesso tanto CO2 quanto un francese in un anno.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.Vim aqui falar sobre ecologia e emiti tanto CO2 como um cidadão francês num ano.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.באתי לכאן לדבר על אקולוגיה. ופלטתי כמות CO2 השווה לכמות שפולט צרפתי אחד בשנה שלמה.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.قدمت هنا لأتكلم عن علم البيئة. وأصدرت الكثير من ثاني أكسيد الكربون مثل إنسان فرنسي في عام واحد.
Buraya cevrebilimi hakkinda konusmaya geldim ve bir Fransizin bir yilda yaydigi kadar karbondioksiti yaydim.そしてフランス人1人が出す- 1年分のCO2を 排出しました どうしたら良いのでしょう?
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz.Ezután a TED prezentáció után én visszamehetek Svájcba és csak Önöknek kell ezután is így beszélniük.
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz. (Gülüşmeler)(Gelächter)
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz. (Gülüşmeler)(Śmiech)
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz.당신들은 이런 식으로 항상 얘기해야 할 테니까요.
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz.Po tomhle vystoupení se mohu klidně vrátit do Švýcarska, ale vy budete muset takhle mluvit dál a dál.
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz.Μετά την παρουσίαση εδώ στο TED, θα γυρίσω στη Σουηδία, ενώ εσείς θα συνεχίσετε να μιλάτε έτσι για πάντα.
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz.ويظل عليكم أن تستمروا في التحدث بهذه الطريقة طول الوقت
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz.(笑)
Büyükbaba, konuşmaya çalışırsan yorulacaksın.Nagyapa, elfáradsz, ha sokat beszélsz.
Büyükbaba, konuşmaya çalışırsan yorulacaksın.Παππού, μίλησες πολύ. Πρέπει να είσαι κουρασμένος.
Büyükbaba, konuşmaya çalışırsan yorulacaksın.جدي التحدث كثيرا يتعبك
Bu yüzden konuşmayacağım.Also rede ich nicht darüber.
Bu yüzden konuşmayacağım.Así que no hablaré de ello.
Bu yüzden konuşmayacağım.Deci nu voi vorbi despre asta.
Bu yüzden konuşmayacağım.Jadi saya tidak mau berbicara tentang itu.
Bu yüzden konuşmayacağım.Je n'en parlerai donc pas.
Bu yüzden konuşmayacağım.난 얘기 안 해. 이렇게 생각합니다.
Bu yüzden konuşmayacağım.Quindi non ne voglio parlare.
Bu yüzden konuşmayacağım.Szóval én nem beszélek róla.
Bu yüzden konuşmayacağım.Takže o tom nebudou mluvit.
Bu yüzden konuşmayacağım.Vì vậy, tôi sẽ không nói về điều này.
Bu yüzden konuşmayacağım.Άρα δεν θα μιλήσω γι'αυτό.
Bu yüzden konuşmayacağım.Но няма да говоря за това.
Bu yüzden konuşmayacağım.אז אני לא אדבר על זה.
Bu yüzden konuşmayacağım.ولهذا فلن أتكلم عنها.
Bu yüzden konuşmayacağım.でもここでは皆同じ直観力を持っています
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.A mecsettel, a zsinagógával azt sugallják: "El kell kezdenünk párbeszédet folytatni!"
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Avec la mosquée, avec la synagogue, qui dit "Nous devons commencer à parler entre nous"
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Con le moschee, con le sinagoghe, dicendo: "Dobbiamo cominciare a parlarci l'un l'altro"
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Cu moscheea, cu sinagoga, spunând, "Trebuie să începem să vorbim unii cu alții."
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Dengan Masjid, Sinagog, yang menyerukan, "Kita harus mulai berdialog."
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.이슬람 사원과, 유대 교회당과, "우린 서로 대화를 시작해야 한다."며 결집했습니다.
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Las mezquitas, las sinagogas dicen: "Debemos empezar a hablar entre nosotros".
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Met de moskee en de synagoge die zeggen, "We moeten met elkaar gaan praten."
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Mit der Moschee, der Synagoge, die sagen: "Wir müssen anfangen, miteinander zu sprechen."
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Na mesquita, na sinagoga, afirmando: "Temos de começar a dialogar".
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.S mešitami a synagógami, ktoré hlásajú: "Musíme sa začať rozprávať jeden s druhým."
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Te meczety i synagogi głoszące: "Musimy zacząć rozmawiać ze sobą".
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.Με το τζαμί, με τη συναγωγή, λένε "πρέπει ν' αρχίσουμε να μιλάμε μεταξύ μας."
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.В джамията, в синагогата, като казват: "Трябва да започнем да говорим един с друг."
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.עם המסגד, עם בית הכנסת, ואמרו, "אנחנו צריכים להתחיל לדבר זה עם זה".
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.في المسجد والمعبد يقولون: "يجب أن نبدأ التحدث مع بعضنا بعضاً".
Camiyle, sinagogla, "Bizler birbirimizle konuşmaya başlamalıyız" diyorlar.他者に対し忍耐で臨むという考えを越え 他者を理解する時代がやってきました
CA:Son bir kaç sene içinde kapitalist filantropi ile ilgili konuşmaya başladın.Ai inceput sa vorbesti recent despre acest termen - filantropie capitalista.
CA:Son bir kaç sene içinde kapitalist filantropi ile ilgili konuşmaya başladın.Az utóbbi időben egyre többet hallunk tőled a kapitalista emberbarátiságról.
CA:Son bir kaç sene içinde kapitalist filantropi ile ilgili konuşmaya başladın. Bu nedir?Du har på senare år börjat tala allt mer om något du kallar kapitalist-filantropi, vad är det för något?

İlgili Sayfalar