Konuşmanızı bir dakika içerisinde bağlayacağım.I'll put your call through in a minute.
Konuşmanızı istiyorum.I want you to talk.
Benimle konuşmanızı istiyorum.I want you to talk to me.
İkinizin benim hakkımda konuşmanızı istemiyorum.I don't want you two talking about me.
Tom'la konuşmanızı tesadüfen işittim.I overheard your conversation with Tom.
Tom'la konuşmanızı öneririm.I suggest you talk to Tom.
Konuşmanızı ne zaman yapıyorsunuz?When do you give your speech?
Bunun hakkında daha fazla konuşmanızı dinlemek isterim.I'd like to hear you talk more about that.
Bizimle konuşmanızı rica ediyoruz.We're asking you to talk to us.
Konuşmanızı dinlemedim.I didn't listen to your speech.
Konuşmanızı dinleyip, buna iştirak edebiliyorlar.They can listen and join the conversation.
Konuşmanızı nasıl sunmalısınız?How should you deliver your talk?
Bunu yaptığınızda, kendi konuşmanızın gölgelerini göreceksiniz.And as you do, you see the shadows of your own speech.
Konuşmanızı dinliyorum.Listening to your lecture.
"Merhaba, Dr. Brown. TED konuşmanızı çok sevdik."Dr. Brown, we loved your TED talk.
Gelip konuşmanızı çok isteriz.We'd like you to come in and speak.
"Kitap kulübümde TED konuşmanızı seyrettik."We watched your TED talk in my book club.
Konuşmanızı okumayın.It doesn't work.
Ve çocuk sizin konuşmanızı keserek "Ama bu benim hayalim.The kid interrupts you and says,
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Yeah! Woo-hoo! Here they come down.
Direk konuşmanızı değil de, önce elinizi kaldırmanızı isterim.I don't want you to just start talking, but raise your hand.
Şimdi portalı açıp sizin Milo ile konuşmanızı sağlamanın zamanı geldi.Now is the time when we open that portal and allow you to talk to Milo.
Geri geri yürümenizi, ağdalı konuşmanızı, hepsini alın.Your walking backwards and saying redundant things, all of it.
Allah, ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, görendir.God hears the two of you conversing together; surely God is All-hearing, All-seeing.
Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir.God hears the two of you conversing together; surely God is All-hearing, All-seeing.
Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah, işitendir, bilendir.God hears the two of you conversing together; surely God is All-hearing, All-seeing.
Allah, ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir.And Allah hears the argument between you both.
Allah, sizin konuşmanızı işitir.And Allah hears the argument between you both.
Uzaktaki bir oyuncuyla konuşmanızı sağlar.Allows you to talk with a remote player.
Allah sizin karşılıklı konuşmanızı işitiyordu.God has heard what you two said to each other.
Bazı insanlar hayvarılarla konuşmanızı anlayamaz. Sorun değil hayvanlar anlar!Manche Menschen verstehen nicht, dass ich mit Tieren spreche. Kein Problem, die Tiere verstehen es!
Konuşmanızı yaparken yüksek sesle konuşun.Parlez à haute voix quand vous faites votre discours.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Eu estava ouvindo seu discurso pelo
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Ez az! [ Taps ] >> Sergey Brin: Jó, rendben, köszi srácok.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.>>> 거기서 내 말을 들을 수 있다면 가능하지. 난 Hangout으로 계속 네 말을 듣고 있었는데.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Ho ascoltato il tuo discorso durante il Videoritrovo.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Ik heb naar je speech zitten luisteren via de
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Jag har lyssnat på din presentation genom
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.[Jásot a potlesk] >> Sergey Brin: Udělal jsem si fotku s mými Glass.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Ja, wenn ihr mich hier unten hören könnt. Ich hab eure Unterhaltung über den Hangout gehört.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Por favor, dejad el pasillo libre. Aquí llegan. [Aclamaciones y aplausos]
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Saya sudah mendengarkan percakapan Anda melalui Hangout.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Słuchałem Ciebie podczas
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Σας έχετε ακούγοντας την ομιλία σας μέσω της
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Не Изпълнявай никого! [Наздраве и овациите] >> Сергей Брин:
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Я слышал твою речь по видеовстрече.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.Я чув твою промову по відеозвязку.
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.כן, אם אתם יכולים לשמוע אותי שם למטה. שמעתי את הנאום שלך דרך
Ben sizin konuşmanızı hangout üzerinden dinliyorum.جي تي: هاي، اذا كنت تستطيع سماعي هفي الاسفل. لقد كنت استمع الى خطابك من خلال
"Biliyorum" yaptı. Ve dedi ki, "Kitap kulübümde TED konuşmanızı seyrettik.Odpowiedziała, że wie, i że obejrzała mój wykład z koleżankami w klubie czytelniczym.
Brown. TED konuşmanızı çok sevdik.Brown, vaš TED nastop je bil super."
Brown. TED konuşmanızı çok sevdik.Nagyon tetszett a TED beszéde.
Brown. TED konuşmanızı çok sevdik.Ne-a plăcut prezentarea dvs. la TED.
Brown. TED konuşmanızı çok sevdik.Nos encantó la charla en TED.
Brown. TED konuşmanızı çok sevdik.Nous avons adoré votre TEDTalk.
Brown. TED konuşmanızı çok sevdik.Vi er vilde med dit TED foredrag.
Brown. TED konuşmanızı çok sevdik.Wir fanden Ihren TEDTalk toll.
Bunu yaptığınızda, kendi konuşmanızın gölgelerini göreceksiniz.E quando lo fai vedi le ombre del tuo stesso discorso.
Bunu yaptığınızda, kendi konuşmanızın gölgelerini göreceksiniz.그 순간 자신의 목소리의 그림자를 보게 되는 겁니다.
Bunu yaptığınızda, kendi konuşmanızın gölgelerini göreceksiniz.Şi, pe măsură ce faci asta, vezi umbrele cuvintelor tale.