konuşmanı ile cümle
konuşmanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
TED konuşmanızı çok sevdik.Нам понравилось ваше выступление на TED.
TED konuşmanızı çok sevdik.Обожаваме вашата ТЕД презентация.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.De nuevo, no se trata de hablarle a otras personas. Es hablar consigo mismo.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Encore une fois, ce n'est pas vous qui parlez à des gens. C'est vous parlant à vous-mêmes.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Igen, dette handler ikke om, at du taler til andre mennesker. Det er dig, der taler til dig selv.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.즉 이건 여러분이 다른 사람에게 말하는게 아닙니다. 여러분 자신에게 말해야 하는거에요.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Non si tratta di voi che parlate ad altre persone. Si tratta di voi che parlate a voi stessi.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Ponavljam, ne gre se za pogovor z drugimi. Gre se za pogovor s seboj.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Powiem to jeszcze raz, tu nie chodzi o to, jak rozmawiasz z innymi. Tu chodzi o rozmowę ze sobą.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Repet, aici nu vorbiţi cu alte persoane. Vorbiţi cu voi înşivă.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Repito, isto não tem que ver convosco a falar com os outros. São vocês a falar convosco.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Újra mondom, itt nem arról van szó, amikor másokkal beszélünk! Hanem ahogy magunkhoz viszonyulunk!
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Vielä kerran: tässä sinä et puhu muille. Puhut itsellesi.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Znova, tohle není o vás, jak mluvíte s jinými lidmi. Je to o vás, jak mluvíte sami k sobě.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Znova, toto nie je o tom, ako hovoríte k druhým ľuďom. Je to rozprávanie k sebe samému.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Αυτό δεν αφορά εσάς όταν μιλάτε στους άλλους. Αφορά εσάς, όταν μιλάτε στον εαυτό σας.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Знов таки, йдеться не про те, як ви говорите до інших. А про те, як ви говорите до себе..
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Отново, не става дума да говорите с другите хора. Става дума да говорите със себе си.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.Речь не идёт о том, как вы разговариваете с другими. Речь о том, как вы разговариваете с самим собой.
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.זה לא אודות לדבר עם אנשים אחרים. זה אודות לדבר עם עצמך. מה אתה עושה
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.مرة أخرى، هذا ليس متعلقاَ بك عند التحدث للآخرين إنه متعلق بك أنت، بحديثك لنفسك، ما الذي تقوم به
Tekrarlıyorum, bu, sizin başka insanlarla konuşmanız ile değil, kendinizle konuşmanız ile ilgili.自分へのメッセージだということです 就職面接に臨む前は どんな風にしているでしょう?
Twitter ve Facebook'umun bana günlük konuşmanın yerine geçecek bir şey verdiğini hissediyorum.E-Mail, Twitter und Facebook ersetzen mir die Alltagsunterhaltungen.
Twitter ve Facebook'umun bana günlük konuşmanın yerine geçecek bir şey verdiğini hissediyorum.이메일, 트위터, 페이스북 들이 제 일상의 대화를 대신하는 듯한 느낌마저 듭니다.
Twitter ve Facebook'umun bana günlük konuşmanın yerine geçecek bir şey verdiğini hissediyorum.la mia email, Twitter e Facebook abbiano sostituito la mia conversazione quotidiana.
Twitter ve Facebook'umun bana günlük konuşmanın yerine geçecek bir şey verdiğini hissediyorum.הדוא"ל שלי, טוויטר ופייסבוק נתנו לי תחליף לשיחה היום יומית.
Twitter ve Facebook'umun bana günlük konuşmanın yerine geçecek bir şey verdiğini hissediyorum.بريدي الالكتروني .. حساب تويتر .. حساب الفيس بوك قد قدم لي تعويضا للمحادثات اليومية
Twitter ve Facebook'umun bana günlük konuşmanın yerine geçecek bir şey verdiğini hissediyorum.日々の会話の 代理のように感じます 普通に話せるより良いとは言えませんが
Üç numara: konuşmanızı okumayın.3. nie czytaj swojego przemówienia 3. nie czytaj swojego przemówienia.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Điều thứ 3: Đừng đọc bài thuyết trình
Üç numara: konuşmanızı okumayın.세번째로, 발표를 읽지 마세요.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Nr. 3: Lesen Sie nicht Ihre Rede.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Numărul trei. Nu citiți discursul.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Numero due. Non leggerti il discorso.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Numéro trois. Ne lisez pas votre discours.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Nummer drie: lees je tekst niet op.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Tres: No lean su charla.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Номер 3. Не читайте свои записи как речь. "В нашу фирму надо вкладывать,
Üç numara: konuşmanızı okumayın.Номер три. Не четете речта си.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.מספר 3 אל תקרא הנאום שלך
Üç numara: konuşmanızı okumayın.رقم ثلاثة. لا تقرأ حديثك.
Üç numara: konuşmanızı okumayın.原稿を読まないこと 想像できますか? 「あなたは投資すべきです
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Ette saa puhua pahaa Ling-herrasta.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.I må ikke tale ondt om mester Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Não permitirei que falem mal do Amo Ling!
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Nie pozwolę ci mówić źle o mistrzu Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Ni får inte tala illa om mästare Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Non vi permetterò di parlare male del Maestro Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.No permitiré que habléis mal del Sr. Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Δεν σας επιτρέπω να κακολογείτε τον Άρχοντα Λινγκ.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Я не позволю вам плохо говорить об учителе Линге.
Uzaktaki bir oyuncuyla konuşmanızı sağlar.Vă permite să vorbiţi cu jucătorul distant.
Uzaktaki bir oyuncuyla konuşmanızı sağlar.Даёт возможность поговорить с сетевым игроком.
Uzaktaki bir oyuncuyla konuşmanızı sağlar.Изпращане на съобщение до отдалечен играч.
Uzaktaki bir oyuncuyla konuşmanızı sağlar.מאפשר לך לשוחח עם שחקן מרוחק.
Ve acaba bu konuşmanın sonuna gelip herşeyi anlayabilmiş olacak mıyım?A přemýšlela jsem, jestli dojdu na konec téhle řeči a konečně to všechno objevím, nebo ne.
Ve acaba bu konuşmanın sonuna gelip herşeyi anlayabilmiş olacak mıyım?A rozmýšľala som, či keď sa dostanem na koniec tejto reči, budem to mať všetko vyriešené alebo nie.
Ve acaba bu konuşmanın sonuna gelip herşeyi anlayabilmiş olacak mıyım?E mi sono chiesta se sarei arrivata alla fine di questa conferenza e finalmente avrei capito tutto oppure no.
Ve acaba bu konuşmanın sonuna gelip herşeyi anlayabilmiş olacak mıyım?E pensei se conseguiria chegar ao fim desta palestra e perceber tudo, ou não.
Ve acaba bu konuşmanın sonuna gelip herşeyi anlayabilmiş olacak mıyım?És tűnődtem, hogy vajon végére érek-e ennek a beszédnek, és végre kitalálom, vagy sem.