konuşmam ile cümle
konuşmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Buraya gelip yaratmakla ilgili konusmam istendi.Поканиха ме да дойда тук и да говоря за творчество.
Buraya gelip yaratmakla ilgili konusmam istendi.נתבקשתי להגיע לכאן ולדבר על יצירה.
Buraya gelip yaratmakla ilgili konusmam istendi.لقد طلب مني المجيء إلى هنا والحديث عن الابداع.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımAls ich darüber nachdachte, hierher zu kommen, fand ich keinen passenden Titel für meinen Vortrag.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımCand m-am gandit sa vin aici, nu am reusit sa gasesc cel mai bun titlu pentru prezetarea mea.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımCuando estaba pensando en venir aquí, en qué título sería el mejor para poner a mi charla, no lo encontraba.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımKhi tôi chuẩn bị tâm lý để đến đây, tựa đề tốt nhất cho cuộc nói chuyện của mình, tôi đã không tìm ra.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımKiedy myślałem o przyjściu tutaj i o najlepszym tytule mojego przemówienia, nie udało mi się go znaleźć.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımQuando pensavo a venire qui, al miglior titolo da dare alla mia discussione, non lo trovavo.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımToen ik me hierop voorbereidde, kon ik geen goede titel bedenken voor mijn talk.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımКогато мислех да дойда тук, какво най-добро заглавие исках да сложа на лекцията ми, не можах да измисля.
Buraya gelmeyi düşündüğüm zaman Konuşmamın en iyi başlığı ne olabilir diye düşündüm. Bunu ben bulmadımКогда я думал о том, чтобы прийти сюда, я так и не решил, как лучше всего озаглавить выступление.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Az előadásom célja nem az, hogy meggyőzzem az itt ülőket, hogy adják át magukat az idegenszeretetnek.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Celem mojej Mowy nie jest przekonanie tu obecnych do przejścia na ksenofilię.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Cílem mého povídání zde není přesvědčit vás v sále, abyste se chopili své xenofilie.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Het doel van mijn lezing is niet zozeer om de mensen in deze ruimte ertoe te brengen om xenofilie te omarmen.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.제 강연의 목적은 이곳에 계신 분들을 설득해 외국문화에 매료되도록 하려는게 아닙니다.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Le but de mon intervention n'est pas de convaincre les gens dans cette salle d'embrasser leur xénophilie.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Mi objetivo con esta charla no es persuadir a los presentes en este salón que abracen la xenofília.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.O objetivo do meu TED Talk hoje não é de vos persuadir a abraçar a vossa xenofilia.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Scopul discursului de față nu este de a convinge oamenii din această sală să accepte xenofilia dumneavoastră.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Tujuan dari Ceramah saya bukan untuk membujuk para hadirin untuk memeluk cinta keberagaman budaya.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Целта на моя разговор тук не е да убедя хората в тази зала да прегърнат ксенофилията.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.Цель моей речи здесь не в том, чтоб убедить людей в этой комнате стать ксенофилами.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.מטרת השיחה שלי פה היא לא לשכנע את האנשים בחדר הזה לאמץ את הקסנופיליה שבכם.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.الهدف من محادثتي هذه هي ليس إقناع الأشخاص في هذه القاعة أن تتقبلوا حب الغرباء الذي بدواخلكم.
Burdaki konuşmamın amacı buradaki insanları ikna etmek değildir xenophilianızı benimsetmektir.みなさんに外国好きに なってもらいたいわけではありません。 TEDGlobalというイベントに参加しているのですから
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Daarom ben ik begonnen met te zeggen: wees optimistisch in wat je doet, maar wees een actieve burger.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Deci, de aceea am inceput prin a spune, fiti optimisti in ceea ce faceti, dar fiti cetateni activi.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Det är därför jag börjar med att säga, var optimistisk i det som du gör, men var en aktiv medborgare
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Dlatego też zacząłem mówiąc, by być optymistycznym w tym co robicie, lecz by być aktywnym obywatelem.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.É por isso que comecei por dizer: "Sejam otimistas naquilo que fazem, mas sejam um cidadão dinâmico.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Ezért mondom azt, hogy légy optimista abban, amit csinálsz, de légy aktív állampolgár is.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.제가 여러분이 하는 일에 대해 낙관적으로 생각하되 적극적인 시민이 되시라는 말로 이야기를 시작한 것도 바로 그런 이유에서입니다.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Per questo ho iniziato dicendo siate ottimisti in ciò che fate, ma siate cittadini attivi.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Por eso he comenzado diciendo, sean optimistas en lo que hagan, pero sean ciudadanos activos.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Preto som začal tvrdením, aby ste boli optimistami v tom, čo robíte, ale buďte aj aktívnymi občanmi.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.To je důvod, proč jsem začal větou buďte optimističtí v tom, co děláte, ale buďte aktivními občany.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Zato sem začel, s tem da sem dejal, bodimo optimistični v tem kar delamo, bodimo aktivni državljani.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Έτσι, γι 'αυτό άρχισα λέγοντας, να είναι αισιόδοξος σε ό, τι κάνεις, αλλά να είσαι ενεργός πολίτης
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Вот почему я начал с того, что сказал: будьте оптимистами в поступках, будьте активными гражданами.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Затова аз започнах с думите: Бъди оптимист в това, което правиш, но бъди активен гражданин.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.Ось чому я почав з того, що сказав: будьте оптимістами у вчинках, будьте активними громадянами.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.ולכן התחלתי באומרי, היה אופטימי במה שאתה עושה, אך היה אזרח פעיל.
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.ولذلك أبدأ بقولي علينا أن نكون متفائلين فيما نفعل، وعلينا أن نكون مواطنين نشطين
Bu yüzden sizlere, yaptığınız şeylerde olumlu olun, ama aktif bir vatandaş olun şeklinde başladım konuşmama.楽観的な行動をしつつも、積極的な市民になるように言い始めたのです 電球を変えよう
Cathy: Sadece biraz konuşmamız lazım, tamam mı?Ich muss mit dir reden.
Cathy: Sadece biraz konuşmamız lazım, tamam mı?Je veux juste te parler, d'accord ?
Cape Town'ı terk ettiğimde Kendime dedim ki "Bu üzerinde konuşmam gereken birşey olacak.Wyjeżdżając z RPA, postanowiłam, że będę mówić o tym problemie. postanowiłam, że będę mówić o tym problemie.
Cathy: Sadece biraz konuşmamız lazım, tamam mı?Cathy: tôi chỉ cần có một cuộc nói chuyện, được chứ?
Cathy: Sadece biraz konuşmamız lazım, tamam mı?캐시: 엄마가 할 얘기가 있어서 그래, 응?
Cathy: Sadece biraz konuşmamız lazım, tamam mı?كاثي: أريد فقط التحدث إليك، موافق؟
Cathy: Sadece biraz konuşmamız lazım, tamam mı?おばあちゃんも
Cevabı konuşmamın sonunda vereceğim.A beszédem végén majd megmondom.
Cevabı konuşmamın sonunda vereceğim.Am Ende meines Vortrags werde ich es verraten.
Cevabı konuşmamın sonunda vereceğim.Ik zal het je vertellen tegen het einde van mijn toespraak.
Cevabı konuşmamın sonunda vereceğim.Jag kommer berätta detta i slutet av mitt föredrag.
Cevabı konuşmamın sonunda vereceğim.Jeg vil fortælle jer det til sidst i mit foredrag.
Cevabı konuşmamın sonunda vereceğim.Je vous le dirai à la fin de ma présentation.
Cevabı konuşmamın sonunda vereceğim.제 연설 끝에 대답해 드리겠습니다.