konuşmamıza ile cümle
konuşmamıza kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşmamıza katılmaz mısın?Won't you join our conversation?
Ya İngilizce ya da Japonca konuşmamıza izin verildi.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
Mary konuşmamıza karıştı.Mary broke in on our conversation.
O, bizim konuşmamıza katılmadı.She didn't take part in our conversation.
Tom konuşmamıza katılmadı.Tom didn't take part in our conversation.
Tom konuşmamıza zorla girdi.Tom broke into our conversation.
Tom'un konuşmamıza kulak misafiri olmasını istemedim.I didn't want Tom to overhear our conversation.
Öğretmen sınıfta sadece Fransızca konuşmamıza izin verirdi.The teacher would only allow us to speak French in the classroom.
Öğretmen sınıfta Fransızca konuşmamıza izin vermedi.The teacher wouldn't allow us to speak French in the classroom.
Bu konuda konuşmamıza gerek yok.We don't need to talk about that.
Tom konuşmamıza kulak misafiri oldu.Tom overheard our conversation.
Tom'la konuşmamıza gerek yok.We don't need to talk to Tom.
Tom'la konuşmamıza izin vereceğini sanmıyorum.I don't suppose you'd let us talk to Tom?
Onlarla konuşmamıza izin verin.Let us talk to them.
Onunla konuşmamıza izin verin.Let us talk to him.
Onlarla konuşmamıza gerek yok.We don't need to talk to them.
Onunla konuşmamıza gerek yok.We don't need to talk to him.
Konuşmamıza izin verilmedi.We weren't allowed to talk.
Diğerleri gidiyor, onların gitmesini beklememize ve bir süre konuşmamıza ne dersin?The others are leaving. What do you say we wait for them to go away and talk for a while?
Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.Because I didn't like you eavesdropping.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.We weren't allowed to speak about it.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.We didn't need to talk to the whole country at the same time.
Basın toplantısı dışında oyuncularla konuşmamıza izin vermediler.They didn't let us talk with the players outside the press conference.
Öğretmen sınıfta Fransızca konuşmamıza izin vermedi.El profesor no nos dejaba hablar en francés en clase.
Zaten bugün hastaların artması erişkin hastalar hakkında önemsiz grup gibi konuşmamıza imkan sağlamıyor.Прирост взрослых пациентов сегодня уже не позволяет говорить о них как о несущественной группе.
Belli coğrafik toplulukları hedef alabilmek istiyorduk. Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Chcieliśmy dotrzeć do konkretnych społeczności, a nie do całego kraju jednocześnie.
Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.Mert nem szeretem, ha hallgatózik.
Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.Parce que je n'aime pas que tu écoutes aux portes. Non.
Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.Επειδή το φαντάστηκα ότι θα κρυφάκουγες τη συζήτησή μας.
Evet... Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.نعم, لانني شككت انك تتنصتين على حديثنا
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Chúng ta không được phép nói về nó.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Kita tidak boleh membicarakannya.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Nebylo nám dovoleno o tom mluvit.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Nemohli sme o tom hovoriť.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Nie wolno nam było go poruszać.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.No estábamos autorizados a discutirla.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Non si poteva e basta.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Nous n'avions pas le droit d'en parler.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Nu aveam voie să discutăm dspre ea.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Tabutéma lett.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.We mochten er niet meer over praten.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.Не ни беше позволено да говорим за него.
Hakkında konuşmamıza izin verilmiyordu.О ней нельзя было говорить.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Chúng tôi không cần thiết phải nói chuyện với cả đất nước cùng một lúc.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.나라전체에 동시에 이야기할 필요는 없었습니다.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Não precisávamos de falar com o país todo ao mesmo tempo.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Niet tezelfdertijd naar het hele land communiceren.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Non avevamo bisogno di parlare a tutto il paese contemporaneamente.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.No necesitábamos hablar a todo el país al mismo tiempo.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Nous n'avons pas besoin de parler à l'ensemble du pays en même temps.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Nu aveam nevoie să vorbim cu întreaga ţară, în acelaşi timp.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Vi behövde inte prata med hela landet samtidigt.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Wir brauchten nicht mit dem ganzen Land gleichzeitig zu sprechen.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Δεν χρειαζόταν να μιλάμε σε όλη τη χώρα την ίδια στιγμή.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Нам не нужно было говорить со всей страной одновременно.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Не було потреби у комунікації зі всією країною одразу.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.Нямахме нужда да говорим на цялата страна едновременно.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.לא רצינו לדבר עם כל המדינה באותו הזמן.
Tüm ülkeyle aynı anda konuşmamıza gerek yoktu.لم نحتج إلى الحديث مع كامل الدولة في نفس الوقت.