Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşmamızı ile cümle

konuşmamızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Biz konuşmamızı durdurduk.We broke off our conversation.
Konuşmamızı hapşırıkları böldü.Our conversation was interrupted by his sneezes.
Her zaman konuşmamızı kesiyor.He's always breaking into our conversation.
O, bizim konuşmamızı kesti.He broke in on our conversation.
Konuşmamızı kesme.Don't interrupt our conversation.
O bizim konuşmamızı kesti.He interrupted our conversation.
Bizim konuşmamızın zamanımızdır.It's time for us to talk.
Sanırım biraz konuşmamızın zamanı geldi de geçti bile.I think it's time we had a little talk.
Tom konuşmamızı istiyor.Tom wants us to talk.
Tom seninle konuşmamızı istedi.Tom wanted us to talk to you.
Tom'un hakkında konuşmamızın gerekmediğini düşünüyordum.I thought we weren't supposed to talk about Tom.
Konuşmamızı kaydettim.I recorded our conversation.
Konuşmamızın vakti geldi.It's time we talked.
Kimle konuşmamızı öneriyorsun?Who do you suggest we talk to?
Bu pazartesi sabahı aşk hakkında bu kadar çok şey konuşmamızı beklememiştim.I hadn't expected us to speak so much about love this Monday morning.
Fransızca konuşmamızın sakıncası var mı?Would you mind if we spoke in French?
Tom konuşmamızı kesti.Tom interrupted our conversation.
Tom bunun hakkında Mary ile konuşmamızı istemeyebilir.Tom might not want us to talk to Mary about this.
Bunun hakkında daha sonra konuşup konuşmamızın bir sakıncası var mı?Would you mind if we talked about this later?
Onun hapşırması konuşmamızı engelledi.His sneezing interfered with our conversation.
Küresel ısınmayla ilgili konuşmamızı takip etmek istiyorum.I would like to follow up on our conversation about global warming.
Tom, Fransızca konuşmamızı önerdi.Tom suggested we speak French.
Tom bize Fransızca konuşmamızı söyledi.Tom told us to speak French.
Konuşmamızı bitirene kadar bekleyin.Wait till I finish talking.
TED konuşmamızın sonuna geldik.Now we've reached the end of the TED Talk.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Clearly, people didn't want us to talk about death, or, we thought that.
Şiir okumamızı... ve sonraki yaşam hakkında konuşmamızı... ve dört-el piyano çalmamızı istiyor.He wants us to read poetry and talk about the next life and play four-handed piano.
Buradaki konuşmamızın bir kısmında bizde böyle davranacağız.Some of our talks today, we still act like that.
Bunu mantıklı adamlar gibi konuşmamızı öneriyorum" diye cevap verdi.I suggest that we talk about this like rational men".
Konuşmamızı böldü.Er störte unsere Unterhaltung.
Olan sorunlarımızı konuşmamızı tercih ederdim.J'aimerais discuter de problèmes que nous avons eus.
Tom konuşmamızı istiyor.Tom quiere que hablemos.
Bu konuşmamızı hatırlamıyorum.No me acuerdo de esta conversación.
Bizim bugün rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu mücadeleye ve bu arkadaşlarımıza borçluyuz.Jag börjar redan bli lite lugnare genom det här samtalet med Dig, käre Gud.
Akla yatkın savlardan biri, bunun, evrim sırasında, bizim konuşmamızı sağlayan bir taviz olduğudur.그럴싸한 가설 하나는 우리가 말을 하도록 해주는 진화 과정과의
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Chiaramente, le persone non volevano che noi parlassimo della morte, o, che pensassimo ad essa.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Clairement, les gens ne voulaient pas qu'on leur parle de la mort, du moins c'est ce que nous pensions.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Claramente, as pessoas não queriam que falássemos da morte ou assim pensámos.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.De dood was voor de mensen onbespreekbaar. Dat dachten we althans.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Die Menschen wollten nicht über den Tod reden. Dachten wir jedenfalls.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.E clar, lumea nu vrea să vorbim despre moarte, sau, cel puţin, așa credeam.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Era evidente que la gente no quería que le hablásemos de la muerte, o al menos eso pensamos nosotros.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Išlo o to, že ľudia nechceli, aby sme rozprávali o smrti. Aspoň sme si to mysleli.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Klart, folk ønskede ikke at vi talte om døden, eller, det troede vi.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.사람들은 죽음에 대해 얘기하고 싶어하지 않았어요. 아니면, 그렇다고 생각했어요.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Lidé evidentně nechtěli, abychom mluvili o smrti, nebo jsme si to aspoň mysleli.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Ludzie nie chcieli z nami rozmawiać o śmierci, a przynajmniej tak nam się wydawało.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Rõ ràng là, mọi người không muốn chúng ta nói về cái chết, hoặc, chúng ta đã nghĩ là vậy
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Világos volt, hogy az emberek nem akarnak a halálról beszélgetni. Legalábbis úgy tűnt.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Προφανώς, οι άνθρωποι δεν ήθελαν να μιλάμε για το θάνατο, ή τουλάχιστον αυτό νομίζαμε.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Люди не хотіли розмовляти про смерть, чи так нам здавалося.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.Люди явно не хотели говорить с нами о смерти, или мы так думали.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.ברור שאנשים לא רצו שנדבר על המוות, או כך חשבנו.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.بكل وضوح، الناس لم يريدونا أن نتكلم عن الموت، أو، اعتقدنا ذلك.
Belli ki, insanlar ölüm hakkında konuşmamızı istemiyordu, ya da, biz öyle düşündük.そう予想しました そこで政府と公共医療機関から
Buradaki konuşmamızın bir kısmında bizde böyle davranacağız.Ancora oggi, talvolta, ci comportiamo così.
Buradaki konuşmamızın bir kısmında bizde böyle davranacağız.Beberapa dari presentasi tadi masih seperti itu.
Buradaki konuşmamızın bir kısmında bizde böyle davranacağız.Bij een aantal talks vandaag was dat nog zo.
Buradaki konuşmamızın bir kısmında bizde böyle davranacağız.Dans certaines conférences aujourd'hui, nous le faisons encore.
Buradaki konuşmamızın bir kısmında bizde böyle davranacağız.Em algumas das nossas palestras hoje, continuamos a agir assim.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod