konuşmaları ile cümle
konuşmaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.I colloqui di pace andarono avanti per molto.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.그 평화회담은 질질 끌어지기만했죠.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Las negociaciones se alargaron más y más.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Les discussions de paix durèrent et durèrent.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Negocierile de pace s-au prelungit la nesfârşit.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Rozmowy pokojowe przeciągały sie w nieskończoność.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Οι συνομιλίες παρατείνονταν ξανά και ξανά.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Мирните преговори продължили безкрайно.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Эти переговоры продолжались и продолжались.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.השיחות נמשכו עוד ועוד ועוד.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.وأستمرت المحادثات و طالت .
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.レイマと仲間は、もういい加減たくさんだと感じました
Başta istatistiki konuşmalarımız popülasyonlar ve örneklerle ilgiliydi.Au début nous avons commencé notre discussion sur les statistiques des populations et des échantillons.
Başta istatistiki konuşmalarımız popülasyonlar ve örneklerle ilgiliydi.Na začátku jsme mluvili o populacích a výběrových souborech.
Başta istatistiki konuşmalarımız popülasyonlar ve örneklerle ilgiliydi.No início nós começamos com uma discussão estatística sobre populações e amostras.
Başta istatistiki konuşmalarımız popülasyonlar ve örneklerle ilgiliydi.В началото започнахме нашата дискусия за статистика относно популации и образци.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.E por toda a conversa de paz e amor, na costa oeste, houve força pelo movimento que começou aqui.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.그리고 서부지역에서의 평화와 사랑에 대한 모든 이야기들에 이곳으로 나온 움직임의 원동력이 있습니다.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.Y en todas las charlas sobre paz y amor en la costa oeste, hubo fuerza para el movimiento que empezó aquí.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.Και από τα λόγια για ειρήνη και αγάπη στη Δυτική Ακτή, ξεπήδησε η δύναμη του κινήματος που ξεκίνησε εδώ.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.При всичките послания за мир и любов на Западния Бряг, движението, което започна там беше изпълнено със сила.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.ולכל הדיבורים על אהבה ושלום בחוף המערבי, היו שרירים לתנועה שהחלה שם.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.ومع كل الكلام عن السلام والمحبة في الساحل الغربي، كانت هناك عضلات للحركات التي بدأت بالظهور هنا.
Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket.ムーブメントを起こす原動力があった ほら 実現には程遠い理想主義は夢にすぎない
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.A volte mi dimentico di quanto siano bizzarre alcune mie conversazioni.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Casi que me olvido de lo extraño que puedan resultar esas conversaciones.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Ich vergesse mit der Zeit, wie bizarr einige dieser Gespräche sind.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Ik vergeet vaak hoe bizar sommige gesprekken zijn.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.J'oublie un peu comme certaines de ces conversations sont bizarres.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.전 이런 대화들이 이상하다는 점을 가끔 잊곤 하지요.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Nieraz zapominam jak dziwaczne są te niektóre rozmowy.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Saya lupa betapa anehnya percakapan itu.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Uit câteodată cât de bizare unele din acele conversaţii sunt.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Някак забравям колко са странни някои от тези разговори.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.Я иногда забываюсь, насколько странными могут оказаться эти разговоры.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.אני די שוכח כמה מוזרות השיחות האלו יכולות להישמע.
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.لقد نسيت بالفعل كم هي غريبة هذه المحادثات ..
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.次にお見せしたいのは
Beyaz adam, siz o tatlı dilli konuşmaları sürdürdükçe, siz doğru söylüyorsunuz zannediyor.백인 믿는 당신은 그 오래 된 달콤한 이야기와 함께 통과 하면
Beyaz adam, siz o tatlı dilli konuşmaları sürdürdükçe, siz doğru söylüyorsunuz zannediyor.الرجل الأبيض يصدقك عندما تدخل في ذلك الحديث المنمق
Beyaz adam, siz o tatlı dilli konuşmaları sürdürdükçe, siz doğru söylüyorsunuz zannediyor.白人が連れてきた時からずっと言いなりだったから。
"bir Amerikan askerinin hayatı sayısız Iraklı sivilinkine bedeldir" gibi konuşmalarını duyuyorsunuz mesela.예를들자면 미국병사 한명의 생명이 수많은 이라크 시민들의 목숨과 같은 가치가 있는 것처럼 말하지요.
"bir Amerikan askerinin hayatı sayısız Iraklı sivilinkine bedeldir" gibi konuşmalarını duyuyorsunuz mesela.例えば 1人のアメリカ人兵士の命が 無数のイラク市民の命と 同等だなどと言い始めます 限度を過ぎると
Biraz gerginim çünkü karım Yvonne bana dedi ki; "Geoff, TED Konuşmalarını dinledin."Egy kicsit ideges vagyok, mert a feleségem, Yvonne, azt mondta,
Biraz gerginim çünkü karım Yvonne bana dedi ki; "Geoff, TED Konuşmalarını dinledin."Estou um pouco nervoso, porque a minha esposa Yvonne me disse:
Biraz gerginim çünkü karım Yvonne bana dedi ki; "Geoff, TED Konuşmalarını dinledin."Jeg er lidt nervøs, fordi min kone Yvonne sagde til mig, hun sagde, "Geoff, du ser TED Talks."
Biraz gerginim çünkü karım Yvonne bana dedi ki; "Geoff, TED Konuşmalarını dinledin."Tôi đang hơi chút lo lắng vì Yvonne vợ tôi nói với tôi rằng "Geoff, anh sẽ phát biểu trên TED Talks."
Biraz gerginim çünkü karım Yvonne bana dedi ki; "Geoff, TED Konuşmalarını dinledin."Είμαι λίγο νευρικός επειδή η γυναίκα μου η Υβόν μου είπε, είπε, "Τζεφ, βλέπεις τις ομιλίες του TED".
Bizimle konuşmaları gerekirdi.Ar fi vorbit cu noi.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.- Då hade vi hört och sett dem nu.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.Da hätten sie längst was gesagt!
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.- Dan hadden ze 't gezegd.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.- No, ci avrebbero detto qualcosa.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.- Non, ils nous auraient déjà parlé.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.-Olisimme kyllä nähneetjo ne.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.- Så havde vi hørt og set dem nu.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.-To už bychom je viděli.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.Щяха да са се обадили.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.Щяха да са се обадили.
Bizimle konuşmaları gerekirdi. Gidip bir bakalım.كانوا سيتحدثون معنا الآن كنا سنراهم