konuşmadı ile cümle
konuşmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"Pozrela sa na mňa a odpovedala: "Samozrejme, že nie!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"S-a mirat și a zis: "Nu, sigur că nu!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"Sie sah mich an und sagte: "Nein, natürlich nicht!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"Spojrzała na mnie i powiedziała: 'Oczywiście, że nie!'
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"Ze keek me aan en zei: 'Nee, natuurlijk niet!'
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"Και με κοίταξε και είπε, "Όχι βέβαια!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"Вона подивилася на мене і сказала:"Ні, звичайно, що ні!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"Она посмотрела на меня и сказала: "Нет, конечно нет!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"היא הביטה בי ואמרה: "לא. כמובן שלא!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"ونظرت إلي و قالت، "لا، بالتأكيد لم نفعل!"
Bana baktı ve şöyle söyledi, " Hayır, tabi ki konuşmadık!"「落ち着かせなきゃ」と思いました
Bir...saniye... Daha hiç bir şey konuşmadık ki... Maaş falan...Stojte, kaj pa plača in ostale stvari?
Bir seferinde büyük bir kavga ettik ve uzun süre hiç konuşmadık.Kita bertengkar besar dan tidak saling berbicara
Bir seferinde büyük bir kavga ettik ve uzun süre hiç konuşmadık.한번은 대판 싸우고 말도 안하고 지낸 적이 있었어요
Bir seferinde büyük bir kavga ettik ve uzun süre hiç konuşmadık.Uma vez brigamos feio e não nos falamos por um tempo.
Bir seferinde büyük bir kavga ettik ve uzun süre hiç konuşmadık.Una vez tuvimos una pelea fuerte y estuvimos un tiempo sin hablarnos.
Bir seferinde büyük bir kavga ettik ve uzun süre hiç konuşmadık.Ми тоді сильно посварилися і не розмовляли.
Bir seferinde büyük bir kavga ettik ve uzun süre hiç konuşmadık.لقد تشاجرنـا مرةً ولم نتحدث مع بعضنـا لفترة
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Chưa ai kể về chuyện đó hết. Không thể như vậy được.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Nigdy o tym nie rozmawialiśmy.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Nikdy jsme o tom nemluvili.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Non abbiamo mai parlato di questo.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Nu am discutat niciodata despre asta.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.On n'en a jamais parlé.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Sosem beszéltünk erről.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Wir haben nie darüber gesprochen.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Δεν μιλήσαμε ποτέ γι' αυτό.
Biz bu konuda hiç konuşmadık.Мы никогда не говорили об этом.
Bizimle hiç kimse konuşmadı. O noktada, önümüz tıkanmıştı.Ninguém queria falar connosco. <i>Desde aí, começámos o nosso contra-ataque.</i>
Bizimle hiç kimse konuşmadı.Senki sem beszélt velünk.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Er wollte nicht mit uns reden... niemand wollte mit uns reden.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Hän ei puhunut meille... kukaan ei puhunut meille.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Han skulle inte prata med oss ??... ingen skulle prata med oss.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Hij wou niet met ons praten, niemand wou met ons praten.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Nebavil se s námi o tom... nikdo se s námi o tom nebavil.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Nie chciał z nami rozmawiać-- nikt nie chciał z nami rozmawiać.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.No quiso hablar con nosotros, nadie quería hacerlo.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.No quiso hablar con nosotros, nadie quería hacerlo.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Δε θα μιλούσε σε μας Κανένας δε θα μας μιλούσε.
Bizimle konuşmadı. Bizimle hiç kimse konuşmadı.Са нама није разговарао, нико није хтео с нама да разговара.
Bizimle konuşmadı.Ele não quis falar connosco.
Bizimle konuşmadı.Nem beszélt velünk...
Bırak da, şu ana kadar nereye hakkında hiç konuşmadık işaret para gerçekten gelir.Ještě chci zdůraznit, že jsme zatím vůbec nemluvili o tom, odkud se peníze berou.
Bırak da, şu ana kadar nereye hakkında hiç konuşmadık işaret para gerçekten gelir.Laat me erop wijzen, dat we het er tot dusver niet over hebben gehad waar het geld eigenlijk vandaan komt.
Bırak da, şu ana kadar nereye hakkında hiç konuşmadık işaret para gerçekten gelir.Per ora, notate che non abbiamo mai chiarito da dove provenga in realtà il denaro.
Bırak da, şu ana kadar nereye hakkında hiç konuşmadık işaret para gerçekten gelir.Poza tym,do teraz nie rozmawialiśmy wcale skąd naprawdę pieniądze się biorą.
Bırak da, şu ana kadar nereye hakkında hiç konuşmadık işaret para gerçekten gelir.Να προσθέσω εδώ ότι μέχρι στιγμής δεν έχουμε μιλήσει καθόλου για το που προέρχεται το χρήμα.
Bırak da, şu ana kadar nereye hakkında hiç konuşmadık işaret para gerçekten gelir.Нека да отбележа че, до тук ние не сме говорили въобще за това, откъде всъщтност идват парите.
Bırak da, şu ana kadar nereye hakkında hiç konuşmadık işaret para gerçekten gelir.לחלופין, הבנק המרכזי יכל לשנות את כמות המזומן בכלכלה
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Akkor ez az alkalmi együttérzés nem az, amiről itt beszélek.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Ale o tym współczuciu tutaj nie mówimy.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Ale tento příležitostný soucit, není ten, o kterém se tu chceme bavit.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Ale teraz nehovoríme o tomto príležitostnom súcite.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Alors, ce n'est pas de compassion occasionnelle, que nous parlons ici.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Atunci despre această compasiune ocazională, nu discutăm.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.De esta compasión ocasional no estamos hablando,
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.그럼 이것은 일시적 측은함입니다. 이런 것을 얘기하려는 것이 아닙니다.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Lalu belas kasih yang dialami itu, kita tidak membicarakannya.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Ma non è di questa compassione occasionale che stiamo parlando.
Bu bazen oluşan şefkat, hakkında konuşmadığımızdır.Over deze incidentele compassie hebben we het niet.