konuşma ile cümle

konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşmam hakkında ne düşündün?What did you think of my speech?
Konuşma hakkında ne düşündün?What did you think of the speech?
O asla o konuda konuşmaz.She never speaks about that.
Biz yıllarca konuşmadık.We haven't talked in years.
Ben o konuda konuşmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum.I think it is unnecessary to talk about it.
Tom'la konuşmamanı sana kaç kez söyledim.How many times have I told you not to talk to Tom?
Sana kaç kez Tom'la konuşmamanı söyledim.How many times have I told you not to talk to Tom?
Neden benimle konuşmak istiyordun?Why did you want to talk to me?
Neden benimle konuşmak istiyorsun?Why do you want to talk to me?
Seninle konuşmaya çalışıyordum.I was trying to talk to you.
Fransızca konuşmada iyi değilim.I'm not good at speaking French.
Bebeğim konuşmak istiyor.My baby wants to talk.
Onun konuşması tüm meslektaşları üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.His speech has a positive influence on all the colleagues.
Konuşma ile devam etmek istiyorsan biraz daha düşük konuşsan iyi olur.If you want to go on with the conversation, you'd better speak a bit lower.
Eğer konuşmak istersen beni nerede bulabileceğini biliyorsun.If you have the desire to talk, you know where you can find me.
Konuşma biçimini beğeniyorum.I like the way you speak.
Tom'un konuşması öyle sıkıcıydı ki seyircilerden birkaç kişi uyuyakaldı.Tom's speech was so boring that several people in the audience fell asleep.
O çok konuşmayan bir adam ama her zaman sözünü tutar.He's a man who doesn't speak much but always keeps his promises.
Tom çok konuşmaz fakat konuşursa herkes dinler.Tom doesn't speak much, but when he does, everybody listens.
Tom gibi bir kişi muhtemelen Fransızca konuşmayı bilir.A person like Tom probably knows how to speak French.
Hem Tom hem Mary Fransızca konuşmada çok iyi değildir.Both Tom and Mary aren't very good at speaking French.
Bir çocukken Fransızca konuşmayı öğrendin mi?Did you learn to speak French when you were a child?
Tom'un Fransızca konuşmada ne kadar kötü olduğunu hatırlamıyor musun?Don't you remember how bad Tom is at speaking French?
Tom'la konuşmak için bugün buraya geldim.I came here today to talk to Tom.
Fransızca konuşmayı sevmiyorum.I don't like speaking French.
Tom'la çok uyarıcı bir konuşma yaptım.I had a very stimulating conversation with Tom.
Tom'la konuşmam gereken birkaç şeyim var.I have a few things I need to talk to Tom about.
Seninle konuşmam gereken bir şeyim var.I have something I have to talk to you about.
Seninle önemli bir şey hakkında konuşmak zorundayım.I have to speak to you about something important.
Ne yapmam gerektiği konusunda biriyle konuşmak zorundayım.I have to talk to somebody about what I should do.
Tom'un Fransızca konuşmadığını duydum.I heard that Tom doesn't speak French.
Seninle yalnız konuşmalıyım.I need to talk to you alone.
Daha sonra seninle konuşmam gerekiyor.I need to talk to you later.
İstediğim kadar iyi Fransızca konuşmayı öğrenmedim.I never learned how to speak French as well as I wanted.
Tom bana yardım etmeye başlayıncaya kadar çok iyi Fransızca konuşmayı öğrenmedim.I never learned to speak French very well until Tom started to help me.
Her gün Fransızca konuşmak istiyordum.I wanted to speak French every day.
Keşke Tom gerçekten konuşmasa.I wish that Tom would just shut up.
Keşke Tom Mary hakkında konuşmayı bıraksa.I wish Tom would quit talking about Mary.
Konuşmak için bu fırsata sahip olduğumuza gerçekten memnun oldum.I'm really glad we had this opportunity to talk.
Tom'un Fransızca konuşmada gerçekten iyi olduğunu duydum.I've heard Tom is really good at speaking French.
Güzel bir konuşmaydı.That was a beautiful speech.
Gerçekten konuşmalıyız.We really do need to talk.
Sen konuşmak istediğini söyleyen kişisin.You're the one who said you wanted to talk.
Konuşmak istediğini söyleyen sensin.You're the one who said you wanted to talk.
Tom'la konuşmak isteyen kişi sensin, ben değil.You're the one who wanted to talk to Tom, not me.
Tom hemen hemen hiç Fransızca konuşmaz.Tom almost never speaks French.
Tom her zaman kadınlarla konuşmada sorun yaşıyor gibi görünüyor.Tom always seems to have trouble talking to women.
Tom ve ben birbirimizle konuşmaktan zevk alırız.Tom and I enjoy talking with each other.
Tom daha yavaş konuşmamı istedi.Tom asked me to speak more slowly.
Tom bir espri ile konuşmaya başladı.Tom began his speech with a joke.
Tom dün öğleden sonra benimle konuşmaya geldi.Tom came to talk to me yesterday afternoon.
Tom benimle hiç konuşmadı.Tom didn't speak to me at all.
Tom artık onun hakkında konuşmak istemiyordu.Tom didn't want to talk about it anymore.
Tom konuşmak zorunda hissetti.Tom felt compelled to speak.
Tom birkaç gündür benimle konuşmadı.Tom hasn't spoken to me for several days.
Tom konuşmadan önce bir an duraksadı.Tom hesitated a moment before speaking.
Tom konuşmadan önce bir an tereddüt etti.Tom hesitated a moment before speaking.
Tom Mary'den daha iyi bir Fransızca konuşmacısı.Tom is a better French speaker than Mary.
Tom Fransızca konuşmada Mary'den daha iyidir.Tom is better at speaking French than Mary is.
Tom en az konuşmaktan hayal kırıklığına uğradı.Tom is disappointed to say the least.

İlgili Sayfalar