konuşma ile cümle
konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
John Warner'la konuşmak istiyorum.I'd like to speak to John Warner.
İngilizceyi iyi konuşmak kolay değildir.It is not easy to speak English well.
Judy ile konuşmak isterim.I'd like to speak to Judy.
Konuşmayı bırak, tamam mı?Quit talking, will you?
Onun yokluğunda Jim hakkında kötü konuşma.Don't speak ill of Jim in his absence.
Ancak, İngilizce konuşmada iyi değilim.However, I'm not good at speaking English.
Jane'nin konuşmasında söylediğini neredeyse izleyemedim.I could hardly follow what Jane said in her speech.
Jane'in veda konuşması bizi çok üzdü.Jane's farewell speech made us very sad.
Sakura'nın konuşma tarzı beni sinirlendiriyor.Sakura's way of speaking gets on my nerves.
Konuşmayı bırakın ve müziği dinleyin.Do stop talking and listen to the music.
Konuşmayı böylesine gürültülü bir odada sürdüremeyiz.We can not carry on conversation in such a noisy room.
Artık onlarla konuşmanın faydası yok.It is no use talking with them any longer.
Açık konuşmak gerekirse, bu bir hata.This is, strictly speaking, a mistake.
Bu onun konuşmasına renk katıyor.This adds color to his speech.
Bu Terry Tate hakkında annemle yaptığım son konuşmaydı.This was the last conversation I had with my mother about Terry Tate.
Bu konuşma bir başyapıt.This conversation is a masterpiece.
Bu kitap, konuşma figürleriyle doludur.This book is full of figures of speech.
Bu odada yüksek sesle konuşmasan daha iyi olur.You had better not speak loudly in this room.
Bu çocuklar kızlarla konuşmada iyi değiller.These boys are not good at speaking to girls.
Kadınlar bu ülkede siyaset konuşmazdı.Women didn't use to talk politics in this country.
Bu yapılar nadiren, kırk yılda bir, konuşma İngilizcesinde olurlar.These structures would rarely, if ever, occur in spoken English.
Bu sorun hakkında seninle konuşmak istiyorum.I would like to talk with you about this matter.
Ben Tom. Ann'le konuşmak istiyorum.This is Tom speaking. I'd like to speak to Ann.
Misafirlerinizden biri ile konuşmak istiyorum.I'd like to talk to one of your guests.
Burada yüksek sesle konuşmayın.Don't talk in a loud voice here.
Burada İngilizce konuşmak zorundasın.You have to speak English here.
Burada ingilizce konuşmalısın.You have to speak English here.
Burada öyle yüksek sesle konuşmamalısınız.You must not speak so loudly here.
Ken konuşmayı durdurdu ve yemek yemeğe başladı.Ken stopped talking and began to eat.
Kelly boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.Kelly cleared his throat and begin to speak.
Bayan Gray çocuğa kendisi konuşurken konuşmamasını söyledi.Miss Gray told the boy to hold his tongue while she was speaking.
Sınıf arkadaşlarınız hakkında kötü konuşmayın.Don't speak ill of your classmates.
Konuşmaya başlamadan önce düşünmelisin.You should think before you begin to speak.
Konuşmayı bitirdin mi?Have you finished talking?
Seninle konuşmaktan hoşlandım.I've enjoyed talking to you.
Keşke seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with you.
Çay içtikten sonra konuşmaya başladık.After we had tea, we began the discussion.
Konuşmayı bırakın ve beni dinleyin.Stop talking and listen to me.
Papağanlar insan konuşmasını taklit eder.Parrots imitate human speech.
Bir papağan insan konuşmasını taklit edebilir.A parrot can imitate human speech.
Papağanlar çoğunlukla insan konuşmasını taklit eder.Parrots often imitate human speech.
Papağanlar insan konuşmasını taklit edebilen tek hayvandır.Parrots are the only animal that can imitate human speech.
Ellen İngilizce konuşmaz.Ellen does not speak English.
Emily konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazandı.Emily won first prize in the speech contest.
Bizim bebek konuşmayı öğreniyor.Our baby is learning to speak.
Bir kere konuşmaya başladığında, onu durdurmak yok.Once she starts talking, there is no stopping her.
Bir defa onunla konuşma şansın olduğunda ondan hoşlanacaksın.You'll like him once you've had a chance to talk to him.
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin!How dare you speak to me like that!
Ben İngiltere'deyken İngilizce konuşmakta büyük sıkıntı yaşadım.When I was in England, I had great difficulty trouble in speaking English.
Böyle konuşmak için aptal olmalı.He must be a fool to talk like that.
Bir bilim adamı, insan hakları hakkında harika bir konuşma yaptı.A scholar made an excellent speech about human rights.
Amerikan kültüründe konuşma altındır.In American culture, speech is golden.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmaları öğrenerek daha iyi edersin.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmayı öğrensen iyi olur.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
Eğer çok fazla düzeltilirse o konuşmaktan vazgeçecek.If he is corrected too much, he will stop talking.
O kadar çok gürültü vardı ki, konuşmacı kendisini duyuramadı.There was so much noise that the speaker couldn't make himself heard.
Şu Prof.'un konuşması beni deli ediyor.That Prof.'s talk is driving me up the wall.
Grup, yaklaşmakta olan parti hakkında konuşmak için bir boğa oturumu planlıyordu.The group was planning a bull session to talk about the upcoming party.
Onunla bizzat konuşmalısın.You must talk to her in person.
Biri ile konuşmakta özgürsün.You are free to talk with anyone.