konuş ile cümle

konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Senin hakkında konuştuğumu kim söyledi?Who told you I was talking about you?
Onlar saat sekizden ona kadar konuştu.They talked from 8 until 10.
O sadece Fransızca konuşmaz aynı zamanda İngilizce de konuşur.Not only does he speak French, he can also speak English.
Wang Xiaoming İngilizce konuşuyor ama çok İngilizce kitabı yok.Wang Xiaoming speaks English, but doesn't have a lot of English books.
Belki konuşabiliriz.Maybe we can talk.
Bay Suzuki o öğleden sonra bir konuşma yapıyordu.Mr. Suzuki was giving a speech that afternoon.
Biz düşük sesle konuştuk bu yüzden bebeği uyandırmadık.We talked in low voices so we wouldn't wake the baby.
Bebeği uyandırmayalım diye sessizce konuştuk.We talked quietly so we wouldn't wake the baby.
Benim için, onunla konuşmaktan daha eğlenceli bir şey yok.For me, there is nothing more fun to do than to talk with him.
Benim için onunla konuşmaktan daha eğlenceli yapacak bir şey yok.There's nothing more fun for me to do than to talk with him.
O dinlemeyecektir. Onunla konuşmak tuğla bir duvarla konuşmak gibidir.He just won't listen. Talking to him is like talking to a brick wall.
O yüksek sesle ve net konuştu.She spoke loud and clear.
İspanyolca konuşabilirim.I can speak Spanish.
Onlar Birleşik Devletlerde hangi dili konuşuyorlar?What language do they speak in the US?
O araba kullanırken onunla konuşma.Don't talk to him while he's driving.
Onlar İngilizce konuşabilirler.They can speak English.
O, güçlükle konuşabiliyor.She can hardly speak.
O neredeyse konuşamıyor.He can hardly speak.
O köpekle konuşmaya başladı.He started talking to the dog.
O, konuşamayacak kadar çok yorgundu.She was too tired to speak.
Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın.Please do not talk to the driver while he's driving.
Tom konuşamayacak kadar çok güçsüz.Tom is too weak to talk.
Tom sanat konusunda çok zevkli.Tom has good taste in art.
Daha kibar konuşmalıydın.You should have spoken more politely.
Gerçekten yüksek sesle konuşmalısın, yoksa o bizi anlamayacak.You have to talk really loud, otherwise he won't understand us.
Bu sorun hakkında avukatınızla konuştunuz mu?Did you talk to your lawyer about this problem?
O, hiç kimseyle konuşmayan bir adamdır.He's a man who doesn't speak with anybody.
Onun sadakatsizliği konusunda beni uyarıyor.She's warning me about his infidelity.
Bay Sato İngilizceyi iyi konuşur.Mr. Sato speaks English well.
Onunla konuştum.I talked to her.
Taro İngilizceyi benden daha iyi konuşur.Taro speaks English better than I do.
O, aniden konuşmayı kesti.He suddenly stopped talking.
Konuşmama izin verirsen, her şeyi açıklayabilirim.If you allow me to speak, I'll be able to explain everything.
Manila ve Filipinler'in büyük kentleri dışında, insanlar fazla İngilizce konuşmazlar.Outside Manila and the big cities of the Philippines, people don't speak much English.
Esperanto dünyanın 120 ülkesinde konuşulur.Esperanto is spoken in 120 countries of the world.
Kimin konuştuğuna bak.Look who's talking.
Konuşana bak hele.Look who's talking.
Benim dilimi konuşuyor musun?Do you speak my language?
Bazı dillerde konuşma, dua etme gibidir.Speaking in some languages sounds like praying.
Ben Almanca konuşamam.I can't speak German.
Kirlilik ve etkileri hakkında konuşacağım.I'm going to talk about pollution and its effects.
Bilge sözler asla konuşulmadı.Wiser words were never spoken.
Onların konuşması Fransızca olduğu için bir kelime anlamadım.Since their conversation was in French, I couldn't understand a word.
Onun konuştuğu beyefendi kim?Who is the gentleman he is speaking to?
Bay Long ve Bay Smith birbirleriyle konuştu.Mr. Long and Mr. Smith spoke to each other.
Çince konuşabilirim.I can speak Chinese.
O, konuşuyor.She is talking.
Endonezce konuşabilir misin?Can you speak Indonesian?
Tom Romanşça konuşur.Tom speaks Romansh.
Ya Çince konuşalım ya da hiç konuşmayalım.Let’s either speak Chinese, or not speak at all.
O bir yabancı ama Çince'yi mükemmel bir şekilde konuşuyor.She’s a foreigner, but speaks Chinese excellently.
Herkes tarafından duyulmak için yeterince yüksek sesle konuştum.I spoke in a voice loud enough to be heard by everyone.
Bay Kaifu herkesin içinde konuşmalar yapmaya alışkındır.Mr. Kaifu is used to making speeches in public.
Bu harika bir konuşma başlatıcısı.It's a great conversation starter.
Uzaylıların hangi dili konuşacaklarını merak ediyorum.I wonder what language aliens would speak in.
Lütfen, konuşayım!Please, let me speak!
Annem beş dil konuşabilir.My mother could speak five languages.
O, doğuştan İngilizce konuşan biridir.He is a native English speaker.
Dün uykundaki konuşmanı duydum.Yesterday I heard you talking in your sleep.
Gerçek demokrasi ücretsiz konuşma sağlar.A true democracy allows free speech.
İlgili Sayfalar