konuş ile cümle
konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
judynin hafızası karman çorman, gevelereyerek konuşuyor.Judy’s memory is patchy, her speech is slurred.
Konuşurken bir kitap okuyordum.I was reading a book while walking.
O bir Çince türünü konuşabilir ama Mandarin konuşamaz.She can speak a type of Chinese, but she can't speak Mandarin.
Sözümü kesme! Konuştuğumu göremiyor musun?Don't interrupt me! Can't you see I am talking?
O Çince konuşabilir ama Mandalina konuşamaz.She can speak Chinese, but she can't speak Mandarin.
O, muhtemelen konuşma yarışmasını kazanacaktır.He will probably win the speech contest.
Biraz daha yüksek sesle konuşun.Speak a little louder.
O sadece İspanyolca değil fakat aynı zamanda da Fransızca konuşur.He speaks not only Spanish, but also French.
Dışarı çık! Seninle konuşmak istemiyorum!Get out! I don't want to talk to you!
Marslılar İngilizce konuşurlar mı?Do Martians speak English?
Meg çok konuşur.Meg talks a lot.
Maori dili Yeni Zelanda'da konuşulur.The Maori language is spoken in New Zealand.
İngiltere'deki insanların yüzde yetmişi, ikinci bir dil konuşamazlar.Seventy percent of people in the UK cannot speak a second language.
Oğlanlar dil becerileri konusunda kızları izler.Boys trail girls in language skills.
Oğlanlar dil becerileri konusunda kızların gerisindedir.Boys trail girls in language skills.
Hollandalıların dillerde iyi olma konusunda itibarı vardır.The Dutch have a reputation for being good at languages.
Tatoebaca konuşmuyor musun?Don't you speak Tatoeban?
Koç oyun başlamadan önce takımına moral verici bir konuşma yaptı.The coach gave his team a pep talk before the game started.
Tom, sınıftaki diğer öğrencilerle geçinme konusunda zorluk çekiyor.Tom has trouble getting along with other students in his class.
Ben öğretmenle konuşabilir miyim?May I speak with the teacher?
Kız ağaçlarla konuştu.The girl talked to trees.
O, çalışırken onunla konuşma.Don't talk to him while he's studying.
Almanya'da hiç kimse böyle konuşmaz.Nobody speaks like this in Germany.
Tom özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to speak about his private life.
Nasıl sessiz kalacağını bilmeyen biri nasıl konuşacağını da bilmez.He who does not know how to remain silent, does not know how to speak either.
Dini meseleler hakkında konuşmak hassas bir mevzudur.Speaking of religious matters is a delicate issue.
Avdan döndüğünde onunla konuşmayacağım.When he returns from hunting, I will not speak with him.
Uzun süre konuşmadım.I didn't speak for long.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrenin!Learn to speak English in little time!
"Bu konuşma hiç olmadı." "Hangi konuşma?""This conversation has never occurred." "What conversation?"
İnsanlar konuşmayı sever.People love to talk.
Orada Jan ile konuşan kız Suzanne'dır.Suzanne is the girl over there speaking with Jan.
Mandarin herhangi başka dilden daha fazla kişi tarafından konuşulur.Mandarin is spoken by more people than any other language.
İnsanlar heyecanlandıklarında daha yüksek sesle konuşma eğilimleri vardır.People have the tendency to speak more loudly when they get excited.
Her konuştuklarında tartışırlar.Every time they talk, they argue.
O konuştuğunda, herkes sessiz oldu.When he spoke, everyone became silent.
Şimdi konuşabilir miyiz?Can we speak now?
O, başkanla konuştu.He talked to the chairman.
O konuşamayacak kadar öfkeliydi.He was so angry he couldn't speak.
Şu kadınlar konuşamayacak kadar şaşkındılar.Those women were too surprised to speak.
Şu kadınlar o kadar şaşırmışlardı ki onlar konuşamadılar.Those women were so surprised that they couldn't speak.
Geçenlerde konuştuğumuz çocuk odur.He's the boy we spoke about the other day.
O bir konuşma yapıyordu ama garip bir ses duyunca aniden konuşmayı durdurdu.He was making a speech, but he abruptly stopped speaking when he heard a strange noise.
O, konuşmayı bitirdiğinde, herkes sessizdi.When he finished speaking, everyone was silent.
Boş konuşuyorsun, arkadaşım.You speak nonsense, my friend.
Birkaç telefon konuşması yapmak istedim.I wanted to make some telephone calls.
"Büyükbabanla konuşmak istiyorum." "Bu olanaksız, çünkü o birkaç yıl önce öldü. ""I want to talk to your grandfather." "That's not possible, he died a few years back."
O, bıçak fırlatma konusunda bir uzmandır.He's an expert at throwing knives.
Kısa süre içinde konuşmalıyız.We need to chat soon.
Ben ebeveynlerimle konuştum.I spoke to my parents.
Az önce çok ciddi bir konuşma yaptılar.They just had a very serious conversation.
Marco'nun konuşmaktan daha çok yalan söylediğini zaten sana söylemiştim.I had already told you that Marco lies more than he speaks.
O, Esperanto'yu hafif bir Fransız aksanıyla konuşuyor.He speaks Esperanto with a slight French accent.
Mantıklı bir kişi seninle öyle konuşmazdı.A sensible person wouldn't speak to you like that.
O, şimdi meşgul ve sizinle konuşamaz.She's busy now and can't speak to you.
Şu anda meşgul ve sizinle konuşamaz.She's busy now and can't talk with you.
Şimdi meşgul, bu yüzden seninle konuşamaz.She's busy now, so she can't talk with you.
Onun konuştuğu kişi Allan'dır.The person she's talking to is Allan.
İspanya'da birçok dil konuşulur.They speak many languages in Spain.
O, açıkça konuşur.She speaks frankly.
İlgili Sayfalar