konuş ile cümle
konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben sorumlu kişiyle konuşabilir miyim?Can I speak to the person in charge?
Bebeğim henüz konuşamıyor. Sadece ağlıyor.My baby can't talk yet. He just cries.
Sınıfta asla tekrar konuşmayacağım.I won't ever talk in class again.
Hoca içeriye girince konuşmayı kesin.Stop talking when the teacher comes in.
Öğretmen içeri girince konuşmayı kesin.Stop talking when the teacher comes in.
Ben doktorla konuşabilir miyim?Can I speak to the doctor?
Öğretmenimle konuştuktan sonra çok çalışmaya karar verdim.After I talked with my teacher, I decided to work hard.
Keşke öğretmenimin konuştuğu gibi İngilizce konuşabilsem.I wish I could speak English the way my teacher does.
Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.The teacher's talk stimulates Mary to study harder.
Öğretmen iki saat boyunca konuşmaya devam etti.The teacher went on talking for two hours.
Öğretmen anlayabileceğimizden hızlı konuştu.The teacher spoke too fast for us to understand.
Öğretmen sürekli konuştu.The teacher talked on and on.
Öğretmen Mary'ye konuşmamasını söyledi.The teacher told Mary to hold her tongue.
Öğretmen sınıfın etrafına baktı ve konuşmaya başladı.The teacher looked around the classroom and started to talk.
Onlar savaşın durdurulması gerektiği konusunda aynı fikirdeydiler.They were unanimous that the war should be brought to a halt.
Yalnızken, büyükbabam bazen kendi kendine konuşur.My grandfather sometimes talks to himself when he's alone.
Büyükannem yavaş konuşur.My grandmother speaks slowly.
Anneannem yavaşça konuşuyor.My grandmother speaks slowly.
Açıkça konuşmak gerekirse, o güvenilmez biri.Frankly speaking, he is untrustworthy.
Benimle konuşmanın yolu bu mu?Is that the way you talk to me?
Lütfen benimle konuşmaya gel.Please come to talk to me.
Penceredeki kızla tanışmak ve konuşmak istedim.I wanted to meet and talk with the girl at the window.
Başkaları hakkında kötü konuşmamalısın.You should not speak ill of others.
Diğerleri konuşurken sözünü kesme.Don't cut in when others are talking.
Sınıfındaki diğer oğlanlar hakkında kötü konuşmamalısın.You must not speak ill of other boys in his class.
Diğerlerinin ardından kötü konuşmamalısın.You must not speak ill of others behind their backs.
Çok sayıda yabancı iyi Japonca konuşuyor.Many foreigners speak good Japanese.
Çok sayıda öğrenci konuştuğu için, profesörün söyleyecek neyi olduğunu anlamak zordu.With many students chatting, it was difficult to hear what the professor had to say.
Çok sayıda öğrenci konuşma özgürlüğü için savaştı.A great number of students battled for freedom of speech.
Taro İngilizce konuşur, değil mi?Taro speaks English, doesn't he?
Taro, Londra'dan bazı İngilizce konuşma ders kitapları ısmarladı.Taro ordered some English conversation textbooks from London.
Taro benden daha iyi İngilizce konuşur.Taro speaks English better than I.
Taro haklı olduğu konusunda ısrar etti.Taro insisted that he was right.
Lütfen yüksek sesle konuşur musun? Seni duyamıyorum.Could you speak up? I can't hear you.
Lütfen yüksek sesle konuşun.Please speak in a loud voice.
Eğer üniversiteye girebilirsem, iki yabancı dil konuşmayı öğrenmeyi umuyorum.If I can get into university, I am hoping to learn to speak two foreign languages.
Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.My sister, a university student, won first prize in the speech contest.
Kabaca konuşursak, otobüste yaklaşık 30 kişi vardı.Roughly speaking, there were about 30 people in the bus.
Yüksek sesle konuşmamalısın.You must not speak loudly.
Devlet Başkanının korumaları girişin önünde konuşlandırıldılar.The President's guards are stationed in front of the entrance.
Başkan'ın konuşması Amerikan halkında bir değişiklik getirdi.The President's speech brought about a change in the American people.
Başkan ulusa sesleniş konuşması yaptı.The President made an address to the nation.
Konuşurken birinin sözünü kesmek kibarlık değildir.It is not polite to interrupt someone while he is talking.
Canım biriyle konuşmak istedi.I felt like talking to someone.
Kimin lider olması gerektiği konusunda bir soru ortaya çıktı.A question arose as to who should be the leader.
Kim İngilizce konuşabilir?Who can speak English?
Nasıl İngilizce konuşacağını ona kim öğretti?Who taught her how to speak English?
Canım kimseyle konuşmak istemiyor.I don't feel like talking with anyone.
Bir adam geldi ve benimle konuştu.A man came up and spoke to me.
Valinin konuşması dergide yayınlandı.The governor's speech was published in the magazine.
Yerel polis trafik ihlalleri konusunda çok katıdır.The local police are very strict about traffic violations.
Haritayı masaya yayalım ve onun üzerinde konuşalım.Let's spread the map on the table and talk it over.
Utanmaz bir yalancı gülümseyerek konuşur.A shameless liar speaks smilingly.
Bay ve Bayan Ikeda Ken'in öğretmeni ile konuştular.Mr. and Mrs. Ikeda talked to Ken's teacher.
Ya Çince ya da Rusça konuşabilir misin?Can you speak either Chinese or Russian?
Çinceyi iyi konuşmak zordur.It is difficult to speak Chinese well.
Bay Nakajima İngilizceye ek olarak Almancayı akıcı biçimde konuşabiliyor.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Bay Nakajima, İngilizcenin yanı sıra, akıcı Almanca konuşabilir.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Konuşmayı kesin.Stop talking.
O, İspanyolca iyi konuşuyor.She speaks Spanish well.
İlgili Sayfalar