Ben kusurlu bir insanım fakat bunlar kolaylıkla düzeltilebilen kusurlar.I am a flawed person, but these are flaws that can easily be fixed.
İnternet üzerinden insanlara asılmak sokakta asılmaktan daha kolaydır.It is easier to hit on people on the Internet than in the street.
Ben problemi kolaylıkla çözmene şaşırdım.I'm amazed by the ease with which you solve the problem.
Bu sorunu çözmek senin için kolaydır.It is easy for you to solve this problem.
Bunu kolayca yapabilirsin.You can do this with ease.
Havaalanına kolay erişimi olan bir yerde kalalım.Let's stay somewhere with easy airport access.
Olaydan sonra akıllı olmak kolaydır.It is easy to be wise after the event.
İş işten geçince akıllanmak kolaydır.It is easy to be wise after the event.
Bilirsin, para kolay kazanılmıyor.Money doesn't grow on trees, you know.
Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.Travelling is easy these days.
Süt kolayca ekşir.Milk easily turns sour.
Acele ettiğinde, hata yapmak kolaydır.When you're in a hurry, it's easy to make a mistake.
Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking.
Temel kuralları öğrenir öğrenmez o oyun kolaydır.That game is easy, once you learn the basic rules.
Üzüntüyü paylaşmak neşeyi paylaşmaktan daha kolaydır.It is easier to sympathize with sorrow than to sympathize with joy.
Bir yer bulmanın kolay olacağına eminim.I'm sure it'll be easy to find a place.
İşlerin kolay olmasını beklememelisin.You shouldn't expect things to be easy.
Ortaklar kolay yoldan para kazanıyorlar.The stockholders are making money hand over fist.
Onu yapmak çok kolay.It's a piece of cake.
Öğrenmenin kolay bir yolu yok.There is no easy road to learning.
Yabancı dilleri konuşmak kolay değildir.Speaking foreign languages is not easy.
Yabancı bir dil öğrenmek kolay değildir.It is not easy to learn a foreign language.
Bir yabancı dil öğrenmek hiçbir şekilde kolay değildir.It's by no means easy to master a foreign language.
İlk oyunda takımımız takımınızı kolayca yenebilir.Our team can easily beat your team in the first game.
İşi salıya kadar bitirmek çok kolay olacak.Finishing the job by Tuesday will be a piece of cake.
Bilimciler gezegenler arasındaki uzaklıkları kolayca hesaplayabilir.Scientists can easily compute the distance between planets.
Uygulama ile her şey sonunda daha kolay olur.Everything eventually gets easier with practice.
Kurşun kolayca bükülür.Lead bends easily.
Bir maymun için ağaca tırmanmak kolay bir şeydir.It is easy for a monkey to climb a tree.
İstasyona kolayca yürüyebilirken bir taksiye binmek aptalca.It's foolish taking a taxi when you can easily walk to the station.
Bir istasyonun yakınında yaşamak büyük bir kolaylık.It is a great convenience to live near a station.
İngilizce konuşmayı kolay buldum.I found it easy to speak English.
İngilizce konuşmak kolay değildir.Speaking English is not easy.
İngilizce öğrenmek kolay değildir.It is not easy to master English.
İngilizce öğrenmenin en kolay yolu nedir?What is the easiest way to learn English?
İngilizcede ustalaşmak kolay değildir.English isn't easy to master.
İngilizce bizim için kolay değildir.English is not easy for us.
İngilizce benim için kolay değil.English is not easy for me.
İngilizce öğrenmek kolaydır.English is easy to learn.
İngilizce yazıldığı için bu kitabı okumam kolay.Written in English, this book is easy for me to read.
İngilizce bir mektup yazmak böyle kolay değildi.It was not so simple to write a letter in English.
İngilizce bir aşk mektubu yazmak kolay değildir.To write a love letter in English is not easy.
Yüzmek kolaydır.It is easy to swim.
Bir sürücünün işi göründüğü kadar kolay değildir.The job of a driver is not as easy as it looks.
Charles her zaman kolay yolu seçer.Charles always takes the line of least resistance.
Onlar New York'a taşındı, ancak onlar yeni ortamlarına kolaylıkla adapte oldu.They moved to New York, but adapted easily to their new surroundings.
Daha önce gördüğüm için Bay Harrington'u kolayca buldum.I easily found Mr. Harrington because I had seen him before.
Bu kitabı okumak şaşırtıcı biçimde kolay, değil mi?This book is surprisingly easy to read, isn't it?
Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.Easy living corrupted the warrior spirit.
Kötü alışkanlıklardan kurtulmak kolay değildir.It is not easy to get rid of bad habits.
Kötü alışkanlıklara girmek kolaydır.Bad habits are easy to get into.
Kötü bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değildir.It is not easy to get rid of a bad habit.
Kötü alışkanlıklara düşmek kolaydır.It's easy to fall into bad habits.
Kötü bir alışkanlık kolay edinilir.A bad habit is easily acquired.
Sevmek kolay fakat sevilmek zordur.It is easy to love, but hard to be loved.
Kelime işlemcilerinin gelişimi Japoncayı kolaylıkla yazmamızı sağladı.The development of word-processors has enabled us to type Japanese easily.
Kuralları bildiğin zaman çok kolay.It's so easy when you know the rules.
Radyoda doğal olarak konuşmak kolay değil.It is not easy to speak naturally on the radio.
Aslanların şahinler üzerinde kolay bir galibiyeti vardı.The Lions had an easy win over the Hawks.
Besinin kolay sindirebilmesi için iyi çiğnenmesi gerekir.Food must be chewed well to be digested properly.