Onun bir maraton koşmak için yeterli dayanıklılığı vardı.He had enough endurance to run a marathon.
Tom daha hızlı koşmak istiyordu.Tom wanted to run faster.
Tom koşmaktan nefret eder.Tom hates jogging.
Koşmak zorundaydım.I had to run.
Koşmaktan nefret ederim.I hate running.
Ayakkabı olmadan koşmaktan hoşlanır.He likes running without shoes.
Yüzmeyi koşmaktan daha çok severim.I like swimming better than jogging.
Ben koşmaktan hoşlanıyorum.I enjoy running.
Tom koşmak istemiyor.Tom doesn't want to run.
Ona yetişebilmek için koşmak zorunda kaldım.I had to run to catch up with him.
Odikyo Güney Hindistan dili, Malayalam dilinde 'koşmak' anlamına geliyor.Odikyo means 'to run' in the South Indian language, Malayalam.
Ateşkes, İtalya'nın Müttefikler'e teslim olmasını şart koşmaktaydı.The armistice stipulated the surrender of Italy to the Allies.
Uzun mesafe ve maraton koşmaktadır.Longest Running Marathons.
Orta mesafede koşmaktadır.Middle-distance running.
Koşmaktadır ..I run.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Her father later disappears in search of his wife.
Zağmak: Kaçmak, koşmak.צימעס): a fuss, a disturbance.
Koşmak : Bėgti Kur bėgi? : Nereye koşuyorsun?For example: Where are you going? - Куда Вы идёте?
Tokyo'ya giderek hayallerinin peşinden koşmak ister.She moves from Sweden to Copenhagen to pursue her dream.
- Koşmak istemiyorlar.- They're raring to go.
Koşmak enerji toplamamı sağladı. Enerji aşıladı adeta.And running gives me a lot of energy.
Koşu bandında koşmak ne kadar kalori yakıyorsa, bu aktiviteler de o kadar kalori yakıyor.That burns calories just as much as going on the treadmill does.
Bir kilometreyi dört dakika 30 saniyede koşmak.One kilometer in four minutes and 30 seconds.
Koşmak: Basit. Sağ, sol, sağ, sol -- değil mi?Running: it's basically just right, left, right, left, yeah?
Sadece bizim zamanımızda koşmak korku ve acıyla ilişkili olmuştur.It's only in our lifetime that running has become associated with fear and pain.
Ve hiçbir engelli kişinin daha önce yapamadığı bir şeydi. üniversite seviyesinde koşmakAnd no disabled person had ever done that -- run at a collegiate level.
Neden sadece koşmakla yetinelim ki?Why just run around?
Yani tek yaptıklar ciplerin peşinden koşmak değildi.And they didn't just all chase Jeeps around.
Tekrar koşmak istiyor.It's just... you don't have to answer. - Hello. - Hello.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.All I wanted to do was put my running shoes on and run out the door.
Florida'nin Broward ilcesinde tenefuste kosmak yasaklandi.Broward County, Florida, banned running at recess.
Koşmaktan dilim damağım kuruduMy throat is parched from the run.
Sarayda koşmak yasaktır.No running in the palace.
Yoksa etrafta koşmaktan başka yaptuğı bir şey yok.Otherwise it's just empty and running around.
Yine de koşmak için kabarınca Ata ve binicisine güler.When she lifts up herself on high, she scorns the horse and his rider.
Sonra siz yine şirk koşmaktasınız."Even then you ascribe compeers (to Him)!"
Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti.To associate others with God is a grievous wrong."
Çünkü Allah'a ortak koşmak, gerçekten büyük bir zulümdür."To associate others with God is a grievous wrong."
Onlar, (Bu aciz putları Allah'a ortak koşmak suretiyle) Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler.They do not esteem God with the right estimation.
Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.But when He brings them safely back to shore, they begin to associate others with Him,
Allah'a ortak koşma, çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür."To associate others with God is a grievous wrong."
Siz şirk koşmakla iftira etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz!”(As for the idols,) you are only inventing lies.
Onların ekserisi, şirk koşmaksızın Allah'a iman etmezler.Not only do they not believe in God, but also associate others with Him.
ALLAH'a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz.We cannot associate anyone with God.
Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak, O'na (hiçbir) ortak koşmaksızın.Reclining unto Allah, not associating aught with Him.
Allah'a ortak koşmaksızın O'na yönelerek pis putlardan kaçının, yalan sözden çekinin.Reclining unto Allah, not associating aught with Him.
Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler olun).Reclining unto Allah, not associating aught with Him.
Buzun Altında Koşmak: Du Mu'dan Seçilmiş Elli Şiir .Running Under the Ice: Fifty Selected Poems by Du Mu.
Birçok eyalet, likörün yalnızca likör mağazalarında satılabilmesini şart koşmaktadır.Many states require that liquor may be sold only in liquor stores.
Kore Hem Jun-shik hem de genç Tatsuo Hasegawa ( Sung Yu-bin ) koşmakla ilgileniyor.Both Jun-shik and young Tatsuo Hasegawa (Sung Yu-bin) are interested in running.
Hey sen ! Havuz başında koşmak yok !Hey du! Renn nicht um den Pool herum!
Ken hızlı koşmak zorundadır.Ken muss schnell rennen.
Koşmak için köpek para almaz.Fürs Laufen nimmt ein Hund kein Geld.
Özellikle maraton koşmaktadır.Dabei konzentriert er sich besonders auf Marathon Rennen.
Koşmak : Bėgti Kur bėgi? : Nereye koşuyorsun?Aber furchtbar ist der Zorn; und wohin fliehen?
Babası ve mürettebatının zorda kaldığı durumlarda onların yardımına koşmaktadır.Sie und Enki erschufen die Menschen als Gehilfen der Götter.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Er sehnt sich nach seiner Gattin.
400 metre engelli koşmaktadır.3.000 m Hindernislauf.
Koşmak iyi bir egzersizdir.Courir est un bon entraînement.
100, 200 koşmaktadır.Entre 100 et 200.