Dün gece bir klasik müzik konserine gittik.Last night, we attended a classical music concert.
Klasik müzik dinliyorduk.We were listening to classical music.
Bu klasik bir Nijeryalı bubi tuzağı.It's a classic Nigerian booby-trap.
Klasik müzik hakkında çok az şey biliyorum.I know very little about classical music.
Ben klasik Yunanca konuşuyorum.I speak Classical Greek.
O benim klasımın dışında.He's way out of my league.
O benim klasıma uymuyor.He's way out of my league.
Tom klasik olarak eğitilmiş bir piyanist.Tom is a classically trained pianist.
Tom Mary'ye bir manila klasörü verdi.Tom handed Mary a manila folder.
Asla Tom kadar klas olmayacağım.I'll never be as cool as Tom.
O, Mozart ve Beethoven gibi klasik dönem bestecilerini sever.She likes composers from the classical period like Mozart and Beethoven.
Çin Klasiklerinde sadece birkaç öğrenci mükemmel notlar alır.Only a few students get perfect grades in Chinese Classics.
Tom sadece klasik müzik dinler.Tom only listens to classical music.
Klasik müzik dinlemeyi seviyorum.I love listening to classical music.
Klasik müzik dinlemeyi seversin, değil mi?You love listening to classical music, don't you?
O, klasik müzik dinlemeyi seviyor.He loves listening to classical music.
O klasik müzik dinlemeyi seviyor.She loves listening to classical music.
Mary klasik müzik dinlemeyi sever.Mary loves listening to classical music.
Klasik müzik dinlemeyi severiz.We love listening to classical music.
Onlar klasik müzik dinlemeyi seviyor.They love listening to classical music.
Bir tür neo-klasik rönesans var.There is a sort of neo-classical renaissance.
O komik ve klas.He's funny and cool.
"Pretty Woman" filmi tüm zamanların klasiklerinden biridir.The movie "Pretty Woman" is one of the all-time classics.
Klasik müzik beni yatıştırıyor.Classical music soothes me.
Tom'un klasik müzik sevdiğini duydum.I heard that Tom loves classical music.
Tom kabin çekmecesini açtı ve bir klasör çıkardı.Tom opened the cabinet drawer and pulled out a folder.
Tom genellikle klasik müzik dinler.Tom usually listens to classical music.
Tom klasik müziği sever ama Mary sevmez.Tom likes classical music, but Mary doesn't.
Bu klasiktir.This is classic.
Fransa'da 17.yüzyıl klasik edebiyat dönemidir.In France, the seventeenth century is the period of classical literature.
Tom klasik müziğe düşkündür.Tom is fond of classical music.
Tom hiç klasik müzik dinlemez.Tom doesn't listen to classical music at all.
İşte crème brûlée için klasik bir reçete.Here is a classic recipe for crème brûlée.
Bir deri klasöre ihtiyacım var.I need a leather folder.
Klasiklerden herhangi birini okumadım.I've never read any of the classics.
Klasik müzikten zevk alırım.I enjoy classical music.
Tom'un klasik müzik sevdiğini biliyorum.I know that Tom likes classical music.
Ben şahsen oral seksi klasik seksten daha eğlenceli buluyorum.I personally find blowjobs more enjoyable than classical sex.
Meryem klasik bir orta sınıf Amerikan annesi.Mary is a soccer mom.
Ben klasik bir okulda öğreniyorum.I am learning in a classical school.
Klasik bir okulda öğreniyorum.I learn in a classical school.
Sistem, klasörü silmem için gerekli izinlere sahip olmadığımı söylüyor.The system says I do not have the necessary permissions to delete the folder.
"En sevdiğin klasik müzik bestecisi kimdir?" "Debussy.""Who's your favourite classical music composer?" "Debussy."
Tom klasörü masaya koydu.Tom put the folder on the table.
Ben hâlâ klasik rock seviyorum.I still love classic rock.
O, Mozart veya Beethoven gibi klasik dönemin bestecilerini seviyor.She likes composers of the classical era, such as Mozart or Beethoven.
Klasiklere ilgi gösteriyorum.I'm showing an interest in the classics.
Tom bir klasik müzik festivaline gitti.Tom went to a classical music festival.
Tom klasik müziği sever.Tom likes classical music.
Mary klasik eğitim almış bir müzisyendir.Mary is a classically-trained musician.
Tom klasik olarak eğitilmiş bir müzisyenTom is a classically-trained musician.
Babam klasik müzik dinler.My dad listens to classical music.
Tom çok klas biriydi.Tom was a class act.
Tom klasik müzik dinlemeyi seviyor.Tom enjoys listening to classical music.
Tom klasik müzikten hoşlanıyor gibi görünüyor.It seems that Tom likes classical music.
Her zaman klasik müziğin nasıl söyleneceğini öğrenmek istemişimdir.I've always wanted to learn how to sing classical music.
Tom klasik müzik dinler.Tom listens to classical music.
Leyla para için kocalarını öldürdü. O klasik bir kara duldu.Layla killed her husbands for money. She was a classic black widow.
Çağdaş klasik müzik genellikle çok uyumsuzdur.Contemporary classical music is often very dissonant.
Fadıl klasik Arapça öğreniyordu.Fadil was learning classical Arabic.