kitapların ile cümle
kitapların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.Se pelasti minut 'yhdeltä tarinalta' siitä, mitä kirjat ovat.
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.Sie rettete mich davor, nur eine einzige Geschichte zu kennen, über die Natur von Büchern.
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.Zachránil ma pred jediným príbehom toho, čo sú knihy.
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.Zachránil mne před jednostranným pohledem na to, o čem jsou knihy.
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.Με γλίτωσε από το να έχω μια μονοσήμαντη ιστορία για την ουσία των βιβλίων.
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.הגילוי הציל אותי מכך שיהיה לי סיפור יחיד על מה הם ספרים.
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.لقد أنقذني من أن يكون لدي نظرة آحادية. لماهية الكتب.
Kitapların ne olduğu hakkında tek bir hikayeye sahip olmamı engelledi.シングルストーリーから救われました 私は普通のナイジェリアの中流階級出身です
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.El periodo de préstamo, generalmente, es de un mes.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.Kirjojen laina-aika on yleensä yksi kuukausi.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.Lånetiden för böckerna är vanligtvis en månad.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.La période de prêt est généralement d’un mois.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.Книги обычно выдаются на один месяц.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.مدة استعارة الكتب هي في العادة شهر واحد.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.A könyvnyomtatás hajnala természetesen elég fontos dolog.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Awal dari buku-buku, tentu saja, penting.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.De opkomst van het boek is, zonder twijfel, belangrijk.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Der Beginn des Buchzeitalters ist natürlich wichtig.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Începuturile cărţilor sunt, bineînţeles, importante.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.책의 기원은 물론 중요합니다.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.La aparición de los libros es, por supuesto, importante.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.L'alba del libro, naturalmente, è importante.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.L'apparition des livres est, évidemment, importante.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Phần mở đầu của các cuốn sách, tất nhiên, rất quan trọng.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Počiatok kníh je samozrejme dôležitý.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Úsvit knih je samozřejmě velmi důležitý.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Zmierzch książek jest ważny.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Η αυγή των βιβλίων είναι, φυσικά, σημαντική.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Зародження книги, безумовно, важливе.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Зората на книгите, разбира се, е важна.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.Происхождение книг, конечно, интересно.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.ראשיתם של הספרים היא, כמובן, חשובה.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.بدايات الكتب، بالطبع، مهمة.
Kitapların ortaya çıkışı elbette ki, önemlidir.そしてグーテンベルグ聖書の複製本無しに
Knopf'tan çıkan yeni kitaplarından birini aldığında, yaptığı ilk şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?알프레드 A. 크노프에서 새로운 책을 한 권 받을 때마다 어떤 걸 했는 지 아세요? 냄새를 맡았어요
Knopf'tan çıkan yeni kitaplarından birini aldığında, yaptığı ilk şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?John Updike quando riceveva una copia di un suo nuovo libro da Alfred A.Knopf? Lo odorava.
Knopf'tan çıkan yeni kitaplarından birini aldığında, yaptığı ilk şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?lần đầu tiên khi ông ấy có một ấn phẩm một trong những cuốn sách mới của ông ấy từ Alfred A.
Knopf'tan çıkan yeni kitaplarından birini aldığında, yaptığı ilk şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?מייד כשהוא היה מקבל עותק של אחד מספריו החדשים מאלפרד א. קנופף?
Knopf'tan çıkan yeni kitaplarından birini aldığında, yaptığı ilk şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?أول شيء يقوم به حين يحصل على نسخة من أحد كتبه الجديدة من ألفريد أ. نوف؟ فيقوم بشمه.
Knopf'tan çıkan yeni kitaplarından birini aldığında, yaptığı ilk şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?最初にしていたことが何か分かりますか? においを嗅ぐんです それからラグペーパーに指を走らせ
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.A szentírást kultúrával akarták helyettesíteni.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Au dorit să înlocuiască scriptura cu educaţia.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler. Bu oldukça akla yatkın bir fikir.De ville ersätta bibelskriften med kultur, och det är en väldigt rimlig idé.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Chceli nahradiť Bibliu románmi.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Chcieli zastąpić Biblię kulturą.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.De har ønsket at erstatte den hellige skrift med kultur.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Eles quiseram substituir as Escrituras pela Cultura.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Họ đã muốn thay thế kinh thánh bằng văn hoá
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Ils voulaient remplacer les Écritures par la culture.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.그들은 성서를 문화로 대체하기를 원했죠.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Mereka ingin mengganti ayat-ayat dengan budaya.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Querían sustituir escrituras con cultura.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Sie wollten die heilige Schrift durch Kultur ersetzen.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Sveto pismo so želeli nadomestiti s kulturo.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Volevano sostituire le scritture con la cultura.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Ze wilden heilige geschriften vervangen door cultuur.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Θέλησαν να αντικαταστήσουν τις γραφές με τον πολιτισμό.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Вони хотіли замінити священне письмо культурою.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Они хотели заменить священое писание литературой.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.Те искали да заместят светото писание с културата.