kitapçı ile cümle

kitapçı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Yeni Antlaşma 27 kitapçıktan oluşmaktadır.Uus Testament koosneb 27 raamatust.
Ekonomist, kitapçı, Bask dili profesörü, yayımcı ve radyocu olarak çalıştı.Ta on töötanud pangaametniku, raamatukaupmehe, baski keele õpetaja ja raadioajakirjanikuna.
Bu kitapçık otuz hikâyecikten meydana geliyordu.Ta on avaldanud kolmkümmend raamatut.
Ayrıca müzenin kendi kütüphanesi ve kitapçısı bulunmaktadır.Linnaosal on oma kultuurimaja ja raamatukogu.
On beş yaşına geldiğinde bir kitapçının yanında çırak olarak çalışmaya başladı.15-aastaselt hakkas ta oma onu kõrval puusepana tööle.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Aber im gesamten County gibt es keinen Coffee Shop, kein Internet-Café, es gibt kein Kino, keinen Buchladen.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.A gazdaság leginkább mezőgazdaság.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Ale v celém městě není žádná kavárna, žádné posezení s internetem, žádné kino ani knihkupectví.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Ale v celom okrese nie je žiadna kaviareň, ani žiadna internetová kaviareň, žiadne kino či kníhkupectvo.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Ale w całym hrabstwie nie ma kawiarni, ani kafejki internetowej, żadnego kina ani księgarni.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Dar în tot ţinutul nu există vreo cafenea, vreun club de internet, vreun cinematograf, vreo librărie.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.하지만 카운티 전체를 통틀어 커피샵이나 인터넷 카페 같은 것들은 없죠. 영화관이나 서점도 없습니다.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Mais dans tout le comté il n'y a ni bistrot, ni café internet, ni cinéma, ni librairie.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Namun tidak ada warung kopi di wilayah ini, tidak ada kafe internet tidak ada bioskop, toko buku.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Nhưng cả hạt này không có quán cà phê nào cả không internet cà phê, không rạp chiếu phim ,không cửa hàng sách.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Но во всем округе нет ни одного кафе, ни одного интернет-кафе, ни театра, ни книжного магазина.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.Но в целия окръг няма нито едно кафене, няма интернет кафе, няма кино, няма книжарница.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.אבל בכל העיירה אין חנות קפה אחת, אין אינטרנט קפה, אין בית קולנוע או חנות ספרים.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.لكن في المقاطعة كلها لا يوجد أي متجر قهوة، و لا ليس هناك مقهى انترنت، و لا دار عرض الأفلام، و لا مكتبة.
Ama ilçede hiç kafe yok, hiç internet kafe bulunmuyor, sinema ya da kitapçı da mevcut değil.インターネットカフェも 映画館も、書店も ウォルマートさえ、ありません
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler.Dostałam też wtedy książeczkę opisującą moje prawa i warunki pracy.
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler.저는 그때 도공으로서의 저의 권리 및 작업조건이 기재된
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler. O kitapçığı hala saklarım.Ook kreeg ik toen een werkboek waarin mijn rechten en werkcondities werden uitgelegd, dat heb ik nog steeds.
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler. O kitapçığı hala saklarım.Ricevetti anche un libretto che spiegava i miei diritti e le mie condizioni di lavoro.
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler. O kitapçığı hala saklarım.Също така получих книга, която обясняваше правата ми и условията за работа, която пазя до ден днешен.
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler.Πήρα επίσης ένα μικρό βιβλιαράκι που εξηγούσε τα δικαιώματά μου και τις συνθήκες εργασίας μου.
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler.Саме тоді я також отримала свою трудову книжку, яка пояснювала мені мої права та мої умови праці.
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler.גם קיבלתי באותו הזמן חוברת שהסבירה את זכויותי
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler.حصلت كذلك في ذلك الوقت على كتاب التعليمات الذي يشرح حقوقي
Bana bir de haklarımı ve çalışma koşullarımı açıklayan bir kitapçık verdiler.労働環境の取り決めが説明してあって まだ この基準書を持っています
Bir arkadaşımın evindeydim, kitaplığında zihinsel rahatsızlıkları içeren DSM kitapçığı vardı.Ήμουν στο σπίτι μιας φίλης και στο ράφι της είχε το εγχειρίδιο διαφορικής διάγνωσης ψυχικών διαταραχών.
Bir arkadaşımın evindeydim, kitaplığında zihinsel rahatsızlıkları içeren DSM kitapçığı vardı.На полиці в неї був довідник з психічних розладів ("DSM Manual").
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.이건 제가 50년전 파리의 헌책방에서 찾아낸 양피지 악보인데요.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Aceasta este o compoziție muzicală pe care am găsit-o la un chioșc de ziare parizian acum 50 de ani.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Ceci est une page de musique en parchemin que j'ai trouvé chez un bouquiniste à Paris il y a 50 ans.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.C'è una pagina di pergamena musicale che trovai in una bancarella di libri a Parigi 50 anni fa.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Dies ist die Musik Pergamentseite die ich vor 50 Jahren in einem Pariser Bücherstand gefunden habe.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Dit perkamenten muziekblad vond ik in een Parijs' boekenstalletje 50 jaar geleden.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Este es un pergamino con música que encontré en una librería de París hace 50 años.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Ez egy pergamenre írt kotta, amit egy párizsi könyvkirakatban találtam 50 éve.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Ini adalah lembaran yang saya temukan di kios buku di Paris 50 tahun lalu.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Isto é um manuscrito duma página musical que encontrei numa livraria em Paris há 50 anos.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Tämä on musiikkia pergamenttisivulla, jonka löysin pariisilaisesta kirjakojusta 50 vuotta sitten.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Toto je hudební part z pergamenu, který jsem našel v pařížském knižním stánku před 50 lety.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Znalazłem te nuty na paryskim straganie z książkami.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Βρήκα μια παρτιτούρα σε ένα παριζιάνικο βιβλιοπωλείο πριν 50 χρόνια.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Това е пергаментов лист с музика, който открих на една сергия за книги в Париж преди 50 години.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.Это нотная бумага на пергаменте, которую я нашел в парижском книжном киоске 50 лет назад.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.שמצאתי בדוכן-ספרים בפריס לפני 50 שנה.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.وجدت هذه المخطوطة الموسيقية في مكتبة في باريس منذ 50 عاما مضت.
Bu, 50 sene önce, Paris'te küçük bir kitapçıda bulduğum bir parşömen nota kağıdı.ラテン語でこのように書かれています
-- bu kitapları dışarıdaki kitapçıda bulmayacaksınız.밖에 있는 서점에서는 찾으실 수 없을 겁니다.
-- bu kitapları dışarıdaki kitapçıda bulmayacaksınız.חוששני שיהיה עליכם לפנות אל ספרי,
-- bu kitapları dışarıdaki kitapçıda bulmayacaksınız.والتي لن تجدوها في المكتبة التي في الخارج.
-- bu kitapları dışarıdaki kitapçıda bulmayacaksınız.(笑)
Bu nedenle, programlamak zorundaydınız, ve harika programlar vardı, bu eğitici kitapçıklar gibi.Alors vous aviez à le programmer, et il y avait de chouettes tutoriels, comme ceux-là.
Bu nedenle, programlamak zorundaydınız, ve harika programlar vardı, bu eğitici kitapçıklar gibi.Also musste man es programmieren und es gab tolle Programmierungsanleitungen wie diese.
Bu nedenle, programlamak zorundaydınız, ve harika programlar vardı, bu eğitici kitapçıklar gibi.Așa că, trebuia să îl programezi, și erau tutoriale grozave, ca acestea
Bu nedenle, programlamak zorundaydınız, ve harika programlar vardı, bu eğitici kitapçıklar gibi.Así que tenías que programarla, y existían grandes programadores, como tutoriales, igual a éste.
Bu nedenle, programlamak zorundaydınız, ve harika programlar vardı, bu eğitici kitapçıklar gibi.Dlatego należało go zaprogramować, a pomagały w tym genialne samouczki o programowaniu. jak ten.

İlgili Sayfalar