Ben asla kırılgan olduğumu söylemedim.I never said I was fragile.
Arka dişim kırıldı.My back tooth has chipped.
Robert telefon konuşmasının ortasında kırılıp ayrıldı.Robert broke off in the middle of his phone call.
Herkes gülmekten kırıldı.Everybody burst into laughter.
Gemi direği kırıldı ve gemimiz akıntıya kapılıp gitti.The mast broke and our ship went adrift.
Plastik kolayca kırılmaz.Plastic does not break easily.
Kuşun kanadı kırıldı.The bird's wing was broken.
Bambu eğildi ama kırılmadı.The bamboo gave but did not break.
Bir yarışmada güreşçinin sağ bacağı kırıldı.The wrestler had his right leg broken in a bout.
Kırılabilir bu parçalar bütün risklere karşı sigortalanmalıdır.These fragile items must be insured against all risks.
Bu çocuk tarafından kırılan penceredir.This is the window which was broken by the boy.
Bu, John tarafından kırılan pencere.This is the window broken by John.
Bu kış, kar yağışı rekoru kırıldı.This winter the record for snowfall was broken.
Bu pencere kim tarafından kırıldı?By whom was this window broken?
Bu masa Tony tarafından kırıldı.This desk was broken by Tony.
Bu kırılgan şeyleri güvenli bir yere koyar mısın?Could you put these fragile things in a safe place?
Cam kolayca kırılır.Glass breaks easily.
Fincan kırıldı.The cup broke.
O, on iki yaşındayken sesi kırıldı.His voice broke when he was twelve.
Cesaretim kırıldı.I lost heart.
Halat baskı altında kırıldı.The rope broke under the strain.
Geç kaldığım için bana kırıldı.She was sore at me for being late.
Bir trafik kazasında bacağım kırıldı.My leg was broken in a traffic accident.
Doğanın dengesi çok kırılgandır.The balance of nature is very fragile.
Arabama arkadan çarpıldığı zaman boynum kırıldı.My neck snapped when my car was hit from behind.
Sürahinin sapı kırıldı.The handle of the pitcher was broken.
Nakliye sırasında kırılmış olmalı.It must have been broken during shipping.
Büyükannem giderek unutkan ve kırılgan oluyor.My grandmother was gradually becoming forgetful and frail.
Kırılmış pencere nedeniyle odayı sıcak tutamadık.With the window broken, we could not keep the room warm.
Kırılan pencere için beni suçladılar.They charged me for the broken window.
Her iki pencere de kırıldı.Both of the windows were broken.
Cam kim tarafından kırıldı?By whom was the window broken?
Dalgalar kayalarda kırılıyor.Waves are breaking against the rocks.
Kutudaki bütün yumurtalar kırıldı.All the eggs in the box were broken.
Onun tarafından kırılan vazo halama aittir.The vase broken by him is my aunt's.
Onların yaptığı model uçak kırılgandı.The model plane they built was fragile.
Onun rekoru asla kırılamayacak.His record will never be broken.
Tek bir hatayla cesareti kırılacak bir adam değildi.He was not a man to be disheartened by a single failure.
O, pakete bir "Kırılgan" etiketi ekledi.He attached a "Fragile" label to the package.
O, gülmekten kırıldı.He burst into laughter.
Gülmekten kırıldılar.They broke into laughter.
Onu görür görmez gülmekten kırıldım.As soon as I saw him, I burst into laughter.
Kırılan tabağın parçalarını topladı.She gathered the pieces of the broken dish.
Bronz heykel, parçalar halinde kırıldı.The bronze statue was broken into pieces.
Bir yumurta kabuğu kolayca kırılır.The shell of an egg is easily broken.
Ağır vakalarda çatlaklar oluşabilir ya da kırılabilir.In severe cases, cracks can form or it can snap apart.
Şişem kırıldı.My bottle broke.
Kilit kırılmış olmalı.The lock must be broken.
Arabamın ön camı kırıldı.The windshield of my car was broken.
Su testisi su yolunda kırılır.He who lives by the sword will die by the sword.
Dünya'nın iklimi kırılgandır.The Earth's climate is fragile.
Borular kırıldığından dolayı sıcak suyumuz yok.We have no hot water because the pipes broke.
Alışveriş çantam kırıldı.My shopping bag broke.
Onun oyuncağı onun küçük kızkardeşi tarafından kırıldı.Her toy was broken by her little sister.
Bardaklar ve tabaklar kırıldı.Glasses and dishes were broken.
Bardak kırıldı.The glass got broken.
Cam kırıldı.The glass got broken.
Cam kırılabilir.Glass is breakable.
Tom kırılmış bazı camların üstünde kendini kesti.Tom cut himself on some broken glass.
Tom'un cesareti kırıldı.Tom became discouraged.