ki ile cümle
ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O toplantıyı kim düzenledi?Who organized that meeting?
Bekleme odası o kadar gürültülüydü ki adımın çağrıldığını duyamadım.The waiting room was so noisy that I couldn't hear my name called.
Şu şişman kız çok fazla şekerli yiyecek tüketiyor.That fat girl consumes too much sugary food.
Hatırladığım kadarıyla köyde yirmi kişi kaldı.It is just my recollection that there remained no more than 20 people in the village.
Pencere camını kıran bu çocuktu.It was this boy that broke the windowpane.
İkizler o kadar benziyorlar ki birini diğerinden ayırt etmek neredeyse imkansız.The twins look so much alike it's next to impossible to distinguish one from the other.
İkizler kızamıktan dolayı yatağa düştü.The twins have come down with measles.
İkizler o kadar benziyorlardı ki birbirinden ayırt etmek zordu.The twins were so alike that it was difficult to tell them apart.
İkizler o kadar benziyorlar ki birini diğerinden ayırt edemiyorum.The twins are so much alike that I can not distinguish one from the other.
İkiz kız kardeşler bir zarftaki iki bezelye kadar benziyorlar.The twin sisters are alike as two peas in a pod.
Sistem kısa bir süre içinde hizmete girecek.The system will go into operation in a short time.
Gemi kıyıya doğru gitti.The ship made for the shore.
Savaşın bir sonucu olarak, birçok kişi öldü.As a result of the war, many people died.
Birçok kişi savaşta öldürüldü.Many people were killed in the war.
Nehir ormanın içinden kıvrılarak gitmektedir.The river winds through the forest.
Nehir, evlerin ve fabrikaların atıkları tarafından kirlendi.The river is polluted by waste from houses and factories.
Bebek kısa sürede beşikte uyuyakaldı.The baby soon fell asleep in the cradle.
Bebek masadaki kırmızı mumu almaya çalıştı.The baby tried to get at the red candle on the table.
Taş o kadar ağırdı ki hiç kimse onu kaldıramadı.The stone was so heavy that nobody could lift it.
Öğrenci öğretmenin onu izlemesine çok kızdı.The student became very nervous with the teacher watching him.
Sisteme karşı kişisel bir düşmanlığım yok.I have no personal hostility to the system.
Kütüphanenin birçok kitabı var.The library has many books.
Onlar kişinin mütevazı ya da tembel olduğunu düşünürdü.They would think the person is modest or lazy.
İyi tanımıyorsan, bir kişiyi yargılayamazsın.You can't judge a person if you don't know him well.
Eğer onu iyi tanımıyorsan, bir kişiyi yargılayamazsın.You cannot judge a person if you don't know him well.
O kişiyle nasıl tanıştın?How did you get to know that person?
Türbenin çürümesi kısmen asit yağmuru nedeniyledir.The decay of the shrine is due, in part, to acid rain.
Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil.
Gerçek anlamı birkaç kişi biliyor.Few people know the true meaning.
Altı kişi işe başvurdu ama onlardan hiçbiri işe alınmadı.Six people applied for the job, but none of them were employed.
Bilgilerin bir kısmı çok önemlidir.Some of the information is very important.
Tesadüfen kimse orada değildi.No one happened to be there.
O, övgünün kılık değiştirmiş bir hiciv olduğunu fark etmedi.He was not aware that the praise was a satire in disguise.
Çocuğa hayran olmayan kimse yoktu.There was no one that did not admire the boy.
Çocuk okumayı beceriyormuş gibi yapıyordu, ama kitabı baş aşağı tutuyordu.The boy pretended he could read, but he was holding the book upside down.
Erkek çocuk geçen hafta sonu beyzbol topu ile camı kırdı.The boy broke the window with a baseball last weekend.
Çocuk kızların arasına oturdu.The boy sat among the girls.
Çocuk kıyıya ulaşmak için boşuna çabaladı.The boy made vain efforts to reach the shore.
Erkek çocuğu sanki bir kızmış gibi konuşuyor.The boy talks as if he were a girl.
Çocuk kızla alay etti.The boy made fun of the girl.
Hem oğlan hem de kız akıllı.Both the boy and the girl are clever.
Kızı ağır biçimde cezalandırma; onun huyuna git.Do not punish the girl severely; go easy on her.
Keşke kıza daha nazik davransaydım.I wish I had treated the girl more kindly.
Kız, ebeveynlerine Tokyo'daki üniversite hayatından bahsetti.The girl talked to her parents about her college life in Tokyo.
Kız arkadaşına yeni daktilosunu ödünç verdi.The girl lent her friend her new typewriter.
Kız örgü örmede yeteneklidir.The girl is skillful at knitting.
Kız paralel çubuklarda egzersiz yaptı.The girl exercised on the parallel bars.
Küçük kız babasının koluna sarıldı.The little girl clung to her father's arm.
Kız adama sırtını döndü.The girl turned her back to the man.
Kız atına kibarca davrandı.The girl treated her horse kindly.
Kız yaşına göre küçüktür.The girl is small for her age.
Kızın üzerinde büyük bir kırmızı şapka vardı.The girl had a large red hat on.
Kız ince belli bir kadın haline geldi.The girl has grown into a slender woman.
Küçük kız büyükannesinin bakımına bırakıldı.The little girl was left in her grandmother's care.
Kız bir piyanist oldu.The girl grew up to be a pianist.
Kız oyuncak bebeğe dik dik bakıyordu.The girl was gazing at the doll.
Kız bana müzeye giden yolu gösterecek kadar nazikti.The girl was kind enough to show me the way to the museum.
Kızın boynunun etrafında uzun bir eşarp vardı.The girl had a long scarf around her neck.
Kız hemen hemen ölen anneme benziyor.The girl closely resembles my dead mother.
Kız kendi gölgesinden korkuyordu.The girl was afraid of her own shadow.