ki ile cümle
ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kitabı bitirebildim.I managed to finish the book.
Kız kardeşim nihayet nişanlandı.Finally, my sister got engaged.
Kız kardeşim sonunda evlendi.Finally, my sister got married.
Niçin öyle bir şey hakkında kızgın?Why is he angry about something like that?
Merak ediyorum, onu bu kadar kızdıran neydi peki?What made him so angry then, I wonder?
Neden Japonya, kirliliğin bu kadar kötüye gitmesine izin verdi?Why has Japan let pollution get so bad?
Neden bana kimsenin söylemediğini merak ediyorum.I wonder why nobody told me.
Neden bankı kırmızıya boyadın?Why did you paint the bench red?
Onu kız kardeşinden uzaklaştıran ne?What has estranged him from his sister?
Kırmızı biber dilimi yaktı.The chili burnt my tongue.
Lütfen televizyonu kısar mısın?Would you please turn down the TV?
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Lütfen en kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Bana kitabı ödünç verir misiniz?Could you lend me the book?
Her nedense o kızdan hoşlanmaya başladım.Somehow I have taken a fancy to that girl.
Kapıyı açarken kilidi kırdım.In opening the door, I broke the lock.
Kapıyı kim açık bıraktı?Who left the door open?
Kapıyı kilitle.Lock the door.
Kapıyı çaldım fakat kimse cevap vermedi.I knocked on the door, but nobody answered.
Kapı saat dokuzda kilitlenir.The door is locked at nine o'clock.
Kapı her gece dokuzda kilitli.The door is locked at nine every night.
Kapı içeriden kilitli kaldığı için, o, eve giremedi.The door remaining locked up from inside, he could not enter the house.
Dışarı çıktığında kapı otomatik olarak kilitlenecekThe door will lock automatically when you go out.
Kapıdaki kız Lucy'dir.The girl at the door is Lucy.
Kapının kilidini açın.Unlock the door.
Kapıda duran kız kim?Who is the girl standing at the door?
Kapıda duran o çocuk kimdir.Who's that boy standing at the door?
O kapıyı kilitledi.She locked the door.
Kapıyı kitlemeyi unutmak benim ihmalkarlığımdı.It was careless of me to forget to lock the door.
Lütfen kapıyı kilitler misin?Would you please lock the door?
Kapıyı kilitlemeyi unutma.Remember to lock the door.
Kapıyı kilitli tutun.Keep the door locked.
Kapının kilitli olduğundan emin misin?Have you made sure the door is locked?
Kapıyı sürgüleyip kilitledik.We barred the door and locked it.
Kapı kilitliydi, bu yüzden içeriye giremedim.The door was locked, so I couldn't get in.
Kapı kilitliydi ve içeri giremedik.The door was locked and we couldn't get in.
Öğrenciler televizyon ve çizgi roman yüzünden, çok kitap okumazlar.Students don't read many books because of TV and comics.
TV'nin sesini kıs.Turn down the TV.
Televizyonun senini kıs.Turn down the TV.
Televizyonu biraz kısın. Ben uyumaya çalışıyorum.Turn down the TV a little. I'm trying to go to sleep.
Lütfen TV'yi biraz kısar mısın?Would you please turn down the TV a little?
Televizyonu kısın.Turn down the television.
Televizyonun sesini kıs.Turn down the television.
Televizyonun sesini kısın.Turn down the television.
Lütfen televizyonunun sesini kısar mısın?Could you please turn your television down?
Kimileri televizyonun faydadan çok zarar getirdiğini iddia ediyor.Some people insist that television does more harm than good.
Televizyonun kitapların yerini alacağını sanmıyorum.I don't think TV will ever take the place of books.
David'in isimlerini aklında tutamayacağı kadar kız arkadaşı var.David has so many girlfriends that he can't remember all of their names.
Kimler görevde?Who is on duty?
Korkarım ki şimdi gidiyor olmalıyım.I am afraid I must be going now.
O zaman kedinize kim bakacak?Who will take care of your cat then?
Teniste kimse onunla maç yapamaz.No one can match him at tennis.
Okuyabildiğin kadar çok sayıda kitap okumalısın.You should read as many books as you can.
Okuyabildiğin kadar çok sayıda kitap oku.Read as many books as you can.
Mümkün olduğunca kısa sürede buraya geleceğim.I'll come here as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede gel.Come as soon as possible.
Mümkün olan kısa sürede bir randevu almaya çalışın.Try to make an appointment as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temasa geçeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temas edeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Ev ödevini elinden geldiğince kısa sürede yaptır.Get your homework done as soon as you can.