kişilerin ile cümle
kişilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.Un estudio reciente encontró BPA en el 93% de los mayores de 6 años.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.Un étude récente a découvert du BPA chez 93 % des gens de 6 ans et plus.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.Un studiu recent a găsit BPA în 93 la sută din persoanele peste 6 ani.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.Μία πρόσφατη έρευνα εντόπισε ΒΡΑ στο 93 τοις εκατό των ανθρώπων άνω των 6 ετών.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.Едно скорошно проучване намери BPA в 93% от хората, на шест и повече години.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.Недавнє дослідження з'ясувало, що BPA є у 93 процентів людей віком від шести років та старших.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.Согласно последним исследованиям Бисфенол А обнаружен у 93% людей от 6 лет и старше.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.לאחרונה נמצא במחקר כי BPA נמצא ב93% מהאנשים מעל גיל 6.
Son araştırmada BPA 6 yaş ve üstü kişilerin %93 ünde bulunmuştur.أظهرت نتائج دراسة حديثة ال أ ب أيه يوجد في 93 بالمائة من الناس منذ سن السادسة فما فوق.
Sonuçta iki şey var. "Cover", başka kişilerin şarkılarını yeniden yorumlamak.Así que esas dos cosas: covers, interpretaciones del material de otras personas.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.E alcune delle ricerche adesso dimostrano che gli autistici pensano proprio con la corteccia visiva primaria.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.En del av undersökningarna visar just nu är att människor på autismspektrat tänker främst med syncentrat.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.몇몇 연구 결과가 보여주고 있는 것은 자폐성향의 사람들은 주로 시각피질로 생각한다는 겁니다.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.Một số nghiên cứu ngày nay cho thấy những người tự kỷ thực sự tư duy bằng vỏ não hình ảnh gốc .
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.Niektóre badania wskazują teraz, że autystycy myślą pierwszorzędową korą wzrokową.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.Noget af forskningen viser nu, at folk i spektret faktisk tænker med den primære visuelle cortex.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.Nykyään tutkimus osoittaa, että autismin kirjon ihmiset ajattelevat näköaivokuorella.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.Recent onderzoek toont aan dat autisten met hun primaire visuele cortex denken.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.Si exista studii care arata ca persoanele din spectul autismului gandesc de fapt cu cotexul vizual primar.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.Някои изследвания сега показват, че хората в спектъра всъщност мислят с първична визуална кора.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.וחלק מהמחקרים מוכיחים כעת שרוב החשיבה של מי שבספקטרום הזה נעשית במרכז הראיה הראשוני.
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.هناك بحث يُظهر أن الناس فى أطيافها بالفعل تفكر ب" V1 " ( ألا وهو أهم جزء فى العقل يمرر الصور إلى مراحل اخرى ).
Son yapılan araştırmalar, spekturumdaki kişilerin primer görsel korteksle düşündüğünü gösteriyor.一次視覚野を使って考えているという最近の研究もあります 視覚型思考も 脳のあり方の一つだということです
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Como nadie parece ser capaz de hacer lo que les decimos-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Da niemand in der Lage war, zu tun was wir ihnen gesagt haben-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Da niemand in der Lage war, zu tun, was wir ihnen gesagt haben-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Dường như kể từ khi không có ai có khả năng làm những gì chúng tôi bảo với họ
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Koska kukaan ei kyennyt tekemään mitä pyysimme-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Omdat niemand in staat blijkt om te doen wat we ze verteld hebben-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Ponieważ nitk nie był zdolny do tego co im powiedzieliśmy-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Siden der ikke er nogen der forstår hvad vi siger til dem -
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Vzhledem k tomu, že nikdo nebyl schopný dělat to, co měli udělat-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-Так как никто, кажется, способны делать то, что мы сказали им-
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-מכיוון שאיש אינו נראה מסוגל -לעשות מה שאנו אומרים להם
Söz konusu kişilerin içinde, onlara dediğimizi yapabilecek kapasitede herhangi biri olmadığı için-بما أنه لا أحد يبدو قادرا على فعل ما طلبنا منه
Sözlüğe her yeni ekleme yapılırken kişilerin rolünü şöyle anlatıyor:Descrive così il ruolo della comunità quando si inserisce una nuova voce nel dizionario:
Sözlüğe her yeni ekleme yapılırken kişilerin rolünü şöyle anlatıyor:Elle a décrit ainsi le rôle que le public peut jouer dans l'entrée de nouveaux termes dans le dictionnaire :
Sözlüğe her yeni ekleme yapılırken kişilerin rolünü şöyle anlatıyor:Popsala, jakou roli má komunita při přidávání nového slova do slovníku:
Sözlüğe her yeni ekleme yapılırken kişilerin rolünü şöyle anlatıyor:Stern explicó el rol de la comunidad al agregar una nueva entrada en el diccionario:
Sözlüğe her yeni ekleme yapılırken kişilerin rolünü şöyle anlatıyor:Περιγράφει το ρόλο της κοινότητας, όταν συμπεριλαμβάνει κάθε νέα καταχώρηση στο λεξικό:
Sözlüğe her yeni ekleme yapılırken kişilerin rolünü şöyle anlatıyor:Она также рассказывает о роли сообщества в написании новых словарных статей:
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Felizmente, a programação não é uma habilidade obscura que só as pessoas especiais podem ter.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Fortunatamente, programmare non è quella misteriosa abilità che solo alcune persone speciali possiedono.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Gelukkig is programmeren niet iets dat alleen hele slimme, bijzondere mensen kunnen.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Glücklicherweise ist Programmieren keine magische Fähigkeit, die nur besondere Menschen lernen können.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Heldigvis er programmering ikke sådan en tilsløret evne, som kun specielle mennesker kan klare.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Heureusement, la programmation n'est pas réservée à certaines personnes.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.프로그래밍은 특별한 사람들만 하는 이해하기 힘든 기술이 아닌
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.May thay, lập trình không phải là một kỹ năng khó hiểu đến nỗi chỉ những người đặc biệt mới làm được.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Naštěstí programování není tak těžké, že by ho uměli jen chytří lidé.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Na szczęście programowanie nie jest niezrozumiałą umiejętnością, którą mogą wykonywać tylko szczególni ludzie.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Por suerte, programar no es una habilidad complicada sólo apta para gente especial.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Szerencsére a programozás nem egy zavaros képesseg, amit csak különleges emberek képesek elsajátítani.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Untungnya, programming bukan bakat yang tersembunyi yang hanya orang-orang spesial bisa melakukannya.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Vďakabohu, programovanie nie je nijaká zvláštna znalosť, ktorú možu robiť iba vybraní ľudia.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Ευτυχώς, ο προγραμματισμός δεν είναι μια δυσνόητη ικανότητα που κατέχουν μόνο "ιδιαίτεροι" άνθρωποι.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.За щастие програмирането не е рядко умение, което само специални хора притежават.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.К счастью, программирование могут освоить не только редкие избранные.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.На щастя, програмування не є чимось складним і доступним лише вузькому колу людей.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.למרבה המזל תכנות הוא לא מיומנות נדירה שרק אנשים מיוחדים יכולים לבצע.