key ile cümle

key kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Bu ihtiyar moruk dans etmek gibi keyifli şeyler yapamaz.Tämä kääkkä ei enää pysty tanssimaan.
Bu ihtiyar moruk dans etmek gibi keyifli şeyler yapamaz.Ten stary pryk nie umie tańczyć.
Bu ihtiyar moruk dans etmek gibi keyifli şeyler yapamaz.Πού να χορέψει αυτός ο παλιόγερος.
Bu ihtiyar moruk dans etmek gibi keyifli şeyler yapamaz.Этот старый чудак не умеет танцевать.
Bu, John Maynard Keynes'in söylediği çok kullanışlı bir şey.Y por eso lo que dijo John Maynard Keynes es muy útil.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Aceste stimulente în masă, dacă faci asta, atunci primeşti aia, funcţionează în unele situaţii.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Deze voorwaardelijke motivatoren -- als je dit doet, krijg je dat -- werken in sommige omstandigheden.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Disse betingede motivationselementer -- hvis man gør dette, får man det -- virker i nogle situationer.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Estes fatores de motivação condicionais: "se fizerem isto, obtêm aquilo", funcionam em algumas circunstâncias.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.이런 동기부여자들은, 이 것을 하면 저것을 받을 수 있다는 식으로 환경을 조성합니다.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Motivator bersyarat ini, kalau anda lakukan ini, anda akan dapat itu, efektif pada kondisi tertentu.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Nämä riippuvaiset motivaation lähteet, jos teet näin, niin saat tuon, toimivat joissain olosuhteissa.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Questi incentivi condizionati, - se tu fai questo ottieni quest'altro - funzionano in alcune circostanze.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Te standardowe bodźce, "jak zrobisz to, otrzymasz tamto", działają w pewnych warunkach.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Tieto podmienené motivačné stimuly, ak spravíte toto, tak dostanete tamto, v určitých podmienkach fungujú.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Tyto podmíněné motivační stimuly, pokud uděláte toto, dostanete tamto, v určitých podmínkách fungují.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Αυτά τα εξαρτημένα κίνητρα -- αν κάνεις αυτό, τότε θα πάρεις αυτό -- λειτουργούν σε κάποιες περιπτώσεις.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Такі умовні мотиватори, якщо зробити А, отримаєш Б, працюють в певних умовах.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Тези вероятни мотиватори - ако направиш това, получаваш онова, действат при известни обстоятелства.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Условные стимулы, "если сделаешь вот так, то получишь вот это", работают при определённых условиях.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.התמריצים האפשריים האלה - אם תעשה ככה, תקבל את זה -- עובדים בחלק מהמקרים.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.تلك المحفزت الطارئة، إن فعلت كذا فستحصل على كذا، تعمل في بعض الظروف.
Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.「これをしたら これが貰える」というやり方は 状況によっては機能します しかし多くの作業ではうまくいかず
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.A část toho prožitku je v tom, že víte, jak je to náročné.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Część atrakcji polega na tym, że wiemy, jakie to trudne.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Deel van de vreugde zit in weten hoe moeilijk het is.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.És tudjuk, hogy az öröm részben a nehézségéből fakad.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Iar o parte a acestei plăceri este, după cum ştiţi, dificultatea.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.그리고 즐거운 부분 중 하나는 당신이 그 어려움을 안다는 것입니다.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Og en del af den nydelse bunder i en viden om, at det er svært.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Parte del goce es que saben que es difícil.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Parte della gioia viene dal sapere quanto è difficile.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Parte do prazer disso advém, como sabem, da dificuldade.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Sebagian dari kenikmatannya adalah mengetahui kesulitannya.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Und ein Teil des Genusses ist, dass man die Schwierigkeit kennt.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Une partie de la joie est que vous connaissez la difficulté.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Và sự thích thú khi xem chính là bạn biết nó khó khăn đến thế nào.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Και μέρος αυτής της απόλαυσης, είναι η γνώση του πόσο δύσκολο είναι.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.А часть удовольствия заключается в сложности танца.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.И част от удоволствието е, че знаете колко е трудно.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.Й частина цієї радості, ви знаєте - складність.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.וחלק מההנאה היא העובדה שאתם יודעים כמה זה קשה.
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.وجزء من هذه المتعة هو معرفتنا لمدى صعوبة الامر
Bu keyifin bir kısmı bu işin zorluğunu bilmektir.これが信じられないほど痛いことも考慮しているかもしれません
Bu Keynes'in Burhanda öğrenip bize söylediği şey.Eso es lo que Keynes nos dice, lo que él aprendió de la Depresión.
Bu membran, protein içinde birleşir. Ben keyfi olarak değişik renklerde.Men vad gör vi om vi vill ha proteiner som hamnar i membran eller utanför cellen?
Bu membran, protein içinde birleşir. Ben keyfi olarak değişik renklerde.Překreslím to, protože si myslím, že to bude užitečné.
Bu mitozun ilk aşaması olan profazdır İsimler biraz keyfe bağlı seçilmiş.Así que la primera etapa de la mitosis es la profase.
Bu mitozun ilk aşaması olan profazdır İsimler biraz keyfe bağlı seçilmiş.Prima fază a mitozei este profaza. ----
Bunlar iyidir. Senin eserindir. Keyif al.좋은 것이라도 여러분이 만든 것입니다. 그것을 즐기세요.
Bunlar iyidir. Senin eserindir. Keyif al.Если они хороши - наслаждайся делом своих рук.
Bunlar iyidir. Senin eserindir. Keyif al.אם הם טובים - אתם יצרתם אותם, תהנו מהם.
Bunlar iyidir. Senin eserindir. Keyif al.إن كانت حسنة. انها من صنعك. فاستمتع بها.
Bunlar iyidir. Senin eserindir. Keyif al.悪い事も自分の創造物、そこから学びなさい
Bunların hepsi çok keyifliydi, derin bir haz veriyordu.Casi todos los han tenido. Son muy placenteros y dan casi una sensación de euforia.
Bunların hepsi çok keyifliydi, derin bir haz veriyordu.Quasi tutti coloro che ci sono stati, sono molto piacevoli e quasi tutti ti danno un senso di euforia.
Bunların hepsi çok keyifliydi, derin bir haz veriyordu.Почти всички са били толкова приятни, че почти ти дават чувството за еуфория.
Bunların hepsi çok keyifliydi, derin bir haz veriyordu.ハッハッハッ...
Bunların hepsi şehirdeki yeni yaşam tarzına ilişkin, bu keyif kültürüne ilişkin.И всичко това всъщност е за този нов градски свят, тази култура на удоволствията.
Bunların hepsi şehirdeki yeni yaşam tarzına ilişkin, bu keyif kültürüne ilişkin.בסופו של דבר הציור מספר לנו על עולם עירוני חדש, על תרבות של הנאה.

İlgili Sayfalar