Marangozlar tahta keserler.Carpenters cut wood.
Onlar her gün odun keserler.They chop wood every day.
Tom ve erkek kardeşi, genellikle birbirlerinin saçını keserler.Tom and his brother usually cut each other's hair.
Öğretmenler öğrencilere anatomisini öğretmek için kurbağaları keserler.Teachers dissect frogs to teach students their anatomy.
Bu adamlar benim kim olduğumu bilselerdi, gülmeyi keserlerdi.If those men knew who I was, they'd stop laughing.
Eskiden antik çağda insanlar burada tanrı için kurban keserlermiş.In ancient times people used to sacrifice animals to their god here.
Giles ile Buffy'nin arası bozulur ve birbirleri ile konuşmayı keserler.Giles and Buffy, at odds, stop speaking with one another.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.They cut DNA about 20–30 base pairs after the recognition site.
Restriksiyon enzimi adı verilen enzimler var. Bunlar DNA'yı keserler.There are enzymes called restriction enzymes that actually digest DNA.
Sonrada siniri keserler.And then they'll cut off a boundary.
Yani her eşkenar dörtgenin köşegenleri birbirine eşittir ve birbirlerini keserler.Anyway, hopefully you found that useful.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.They also used the flesh as well, for fertilizer and also would fin the sharks.
İşçiler onlar yanık ve kendilerini keserler bize bildirin ve kollarını izleri ile işaretlenmiştirWorkers tell us that they burn and cut themselves and their arms are marked with scars
Kıyamet saatinin gelip çattığı gün suçlular, her ümidi keserler.The day the Resurrection comes the sinners will be overwhelmed with despair.
Bu sebeple kıvrımlar dik açılarda birbirlerini keserler.The most basic cross fold is the French fold, or right-angle fold.
İnvertazlar O-C (fruktoz) bağını keserlerken, sükrazlar O-C (glikoz) bağını keserler. [3]Invertases cleave the O-C(fructose) bond, whereas the sucrases cleave the O-C(glucose) bond.[3]
Birkaç ay sonra emzirmeyi keserler.En unos meses la van a dejar de lujo.
Tetragonal eksenleri birbirlerini 90 derecelik açılarla keserler.Стропила расположены под углом 90 градусов по отношению друг к другу.
Diğer Türklerden farklı olarak saçlarını kısa keserlerdi.Toisin kuin miehillä, naisilla oli lyhyet hiukset.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Di kløver DNA omkring 20-30 basepar efter genkendelsessekvensen.
Bu enzimlere restriksiyon endonükleazları denir ve bakteriye enjekte olan bakteriyofaj DNA'sını keserler.Những enzym này gọi là endonuclease giới hạn, cắt đi DNA mà bacteriophage tiêm vào trong tế bào vi khuẩn.
Ağaçtan bir dal keserler.樹から樹皮を剥ぐ。
Tip II enzimleri aynı diziyi tanır ve keserler.M2消炎器は着剣装置を用いて固定した。
Bu enzimlere restriksiyon endonükleazları denir ve bakteriye enjekte olan bakteriyofaj DNA'sını keserler.这些酶称为限制性内切酶,它们能够剪切噬菌体注入细菌细胞的病毒DNA。
Sonra diğerleri de sırayla bileklerini keserler.나머지 기녀들도 차례로 짝을 지어 이상과 같이 던진다.
Bu enzimler tanıma bölgelerinden en azından 1000 baz çifti uzaklıktaki farklı bölgeleri keserler.אנזימים אלו חותכים באתר שונה מאתר ההכרה, במרחק של יותר מ-1000 זוגות בסיסים.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.החיתוך נעשה לאחר כ-20–30 זוגות בסיסים אחרי אתר ההכרה.
Tip II enzimleri aynı diziyi tanır ve keserler.אזורי ה-CRISPR מזהים את ה-DNA הזר וחותכים אותו.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Molekulo DNK razcepijo približno 20-30 baznih parov stran od prepoznavnega mesta.
Bazı ribonükleazlar diziye spesifik olarak RNA'yı keserler.Ribocimi katalizirajo le izrezovanje RNA.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Ensüüm lõikab DNA-d 20–30 aluspaari kauguselt seondumisalast.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20년 전이었으면, 아마 제 다리를 잘라내고 그저 기도했겠죠. 15%의 생존률이었으니까요.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20 anni fa, i dottori mi avrebbero tagliato la gamba e sperato, e il tasso di sopravvivenza era del 15%.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20 lat tamu obcięto by mi nogę z nadzieją na 15 procent szans na przeżycie.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20 лет назад доктора оттяпали бы мне ногу и молились бы, потому что выживаемость была 15%.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.Hace 20 años los médicos me hubieran amputado la pierna; había un 15% de supervivencia.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.Преди 20 години, лекарите щяха да ми отрежат крака и да се надяват, че ще има 15 процента оцеляване.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.לפני 20 שנה, היו הרופאים קוטעים את רגלי ומקווים לטוב, והיה סיכוי של 15 אחוזים לשרוד.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.منذ 20 عام كان الاطباء سيقطعون رجلي كحل لهذه المشكلة ومع توقع بالاستمرار على قيد الحياة بنسبة 15%
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.祈ったでしょう 生存率は15 %でした それが 1980 年代になって
Bunlar DNA'yı keserler.실제로 DNA를 절단합니다.
Bunlar DNA'yı keserler.שלמעשה מעכלים דנ"א.
Bunlar DNA'yı keserler.التي في الواقع تهضم الحمض النووي.
Bunlar DNA'yı keserler.細胞内における既存の染色体には
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Ei obișnuiau să folosească și carnea ca fertilizator și le rupeau şi înotătoarele.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Ich mięsa używano także jako nawozu i odcinano im płetwy.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Ils utilisaient aussi la chair comme engrais, et prélevaient les ailerons.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Jejich maso používali i jako hnojivo. A také jim odřezávali ploutve.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.고기는 비료로도 사용했고 상어 지느러미도 잘라썼죠.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.La carne dello squalo, privato delle pinne, serviva anche come fertilizzante.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Ngoài ra họ dùng thịt cá làm phân bón và sử dụng những cái vây của chúng.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Používalo sa aj mäso ako hnojivo.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Sie nahmen das Fleisch auch als Dünger und schnitten die Flossen der Haie ab.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Também costumavam usar a carne como fertilizante e retiravam as barbatanas dos tubarões.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.También solían usar la carne como fertilizante y cortarles la aleta.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Ze gebruikten het vlees ook als meststof en ontvinden de haaien ook.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Месото използвали за тор, а перките отрязвали.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.Раньше мясо использовали в качестве удобрения, вместе с ним — плавники.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.הם נהגו להשתמש בבשר עצמו כחומר דשן וכמו כן שימוש בסנפיר.
Hayvanların etini aynı zamanda gübre olarak kullanır, yüzgeçlerini de keserlerdi.وأعتادوا ان يستخدمو اللحم كذلك في الأسمدة وأيضا تُضرب اسماك القرش