Ana içeriğe geç
Sözlük

kese ile cümle

kese kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.واقدّس عليك مهلكين كل واحد وآلاته فيقطعون خيار ارزك ويلقونه في النار.
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.我 要 豫 備 行 毀 滅 的 人 、 各 拿 器 械 攻 擊 你 、 他 們 要 砍 下 你 佳 美 的 香 柏 樹 、 扔 在 火 中
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.我 要 豫備 行 毀滅 的 人 、 各 拿 器械 攻擊 你 、 他 們要 砍下 你 佳 美的 香柏樹 、 扔在 火中
En büyük problem gerçek kese olup olmadığı.Most az a legfontosabb, hogy megtudjuk, az erszény eredeti-e.
En büyük problem gerçek kese olup olmadığı.Το θέμα είναι αν το πουγκί είναι αληθινό ή ψεύτικο.
En büyük problem gerçek kese olup olmadığı.هل هو حقيقي ام مزيف؟
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Até os mais pobres dão mais do que aquilo que podem.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Incluso los barrios más pobres dan más de lo que pueden permitirse.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.극빈층 이웃들 임에도 불구하고 그들이 가진 것 이상으로 기부하는 경우도 있습니다.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Köyhimmätkin naapurustot antavat hyväntekeväisyyteen enemmän kuin niillä on varaa.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Les quartiers les plus miséreux donnent plus qu'ils ne devraient.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Nawet najbiedniejsi sąsiedzi dają więcej, niż mogą sobie na to pozwolić.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Până şi cartierele cele mai sărace dau mai mult decât îşi pot permite.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Perfino le comunità più povere donano più di quello che potrebbero permettersi.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Sogar die ärmsten Viertel geben mehr als sie sich leisten können.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Zelfs de armste buurten geven meer dan ze kunnen lijden.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Ακόμα και οι πιο φτωχές γειτονιές δίνουν περισσότερα από όσα μπορούν.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Даже самые бедные районы жертвуют больше, чем они могут себе позволить.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Дори и най-бедните райони дават повече, отколкото могат да си позволят.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.אפילו העניים ביותר נותנים יותר משידם משגת.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.وحتي أفقر الاحياء تعطي أكثر مما تتحمل.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.僕たちは施しが好きなんだ だからたくさん与える
Enfeksiyonu kesebilir.Dat kan misschien de infectie doden.
Enfeksiyonu kesebilir.Det kan måske slå betændelsen ned.
Enfeksiyonu kesebilir.Det kan ta kål på inflammationen.
Enfeksiyonu kesebilir.Felrobbanhat.
Enfeksiyonu kesebilir.Itu bisa menyembuhkan peradangan luka.
Enfeksiyonu kesebilir.Puede servir para la infección.
Enfeksiyonu kesebilir.Μπορεί να γιατρέψει την φλεγμονή.
Enfeksiyonu kesebilir.Може да се окаже възпаление.
Enfeksiyonu kesebilir.Ще премахне инфекцията.
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Apa yang mereka katakan ketika menebang pohon palem terakhir?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Ce ziceau în timp ce tăiau ultimul palmier?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Co mówili ścinając ostatnią palmę?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Cosa pensavano quando hanno tagliato l'ultima palma?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Họ đã nói gì khi chặt cây cọ cuối cùng?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?그들이 마지막 남은 야자 나무를 자를 때 무슨 말을 했을까?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?¿Qué dijeron mientras cortaban la última palmera?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Was haben sie gesagt, als sie die letzte Palme gefällt haben?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Τι είπαν καθώς έκοβαν τον τελευταίο φοίνικα;
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?З якої причини вони рубали останню пальму?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?Какво са казали, когато са отсичали последната палма?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?О чём они думали, когда рубили последнюю пальму?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?מה הם אמרו כשכרתו את עץ הדקל האחרון?
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?ما الذي كانوا يفكرون فيه وهم يقتلعون اخر شجرة نخيل؟
En son palmiye ağacını keserken ne düşündüler?彼らは自分達のしていることが見えなかったのか?
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Ci sono molti punti in cui lo potrei tagliare lungo il punto piu' largo.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Det finns flera sätt jag kan skära den längs bredaste bredden
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Er zijn meerdere plekken waar ik kan knippen langs het breedste punt.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Hay multiples lugares donde lo puedo atravesar a lo largo de su seccion mas ancha.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Je mnoho možností, jak kruh přestřihnout skrz jeho nejširší místo.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Jest mnóstwo miejsc, w których mógłbym przeciąć to koło w jego najszerszym punkcie.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Je veľa možností ako kruh prestrihnúť na jeho najširšom mieste.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .가장 넓은 간격으로 자를 수 있는 곳은 많고도 많습니다.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Mas há vários lugares onde eu poderia cortar e que seria a distância máxima.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .А найвіддаленіших точок є досить багато.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .Вместо этого места, я мог бы выбрать, например, это.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .יש הרבה מקומות בהם אני יכול לחתוך את החלק הכי רחב.
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .يوجد عدة اماكن يمكنني ان اقصها على طول اوسع نقطة
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .最も広く、切ることができる複数の場所があります。 半径から見て、最も広い点は、
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod