Bu teoriler doğada kendi halinde gözlemlenemeyen bir dizi sabit ağır partiküllerin tahminidir.These theories predict a number of heavy, stable particles that have not been observed in nature.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.It is believed that on this day the nature revives again.
Kendi halinde bir hayatı olan Bayram, bir gün bir arkadaşının düğününe katılır.Years later, they meet again at a friend's wedding.
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.Carlson Hall is a dorm specifically for men.
Buda, kendi halinde yaşadı.Shun was forced to live on his own.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.It has taken away excuses from those who are complacent.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.Heute ist die Landschaft wieder der Natur überlassen.
Bu noktadan itibaren evrenin çoğu kendi halinde plazma olmuştur.À partir de ce moment, la majeure partie de l'Univers est composée de plasma.
Sessiz kendi halinde yaşamaktadır.Lleva la vida con mucha calma.
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.Garrison sigue siendo un hombre por dentro.
Pıhtı kendi halinde süzüldükten sonra 2-3,5 saat baskılı süzme işlemine tabi tutulur.Tras su ingesta, puede tardar entre 1 a 2,5 horas en hacer efecto.
Kendi halinde hippi ebeveynleri yüzünden sürekli seyahat ederek büyüdüler ve evden-okul eğitimi aldırlar.Ellas viajaban frecuentemente y recibieron educación en el hogar por sus padres hippies.
Kendi halindeki bir kasabaya kimsenin bilmediği sebeplerden ötürü gelir."أولئك الذين تقتصر معرفتهم على بلدٍ واحدٍ لا يعرفون أي بلد."
Buda, kendi halinde yaşadı.وياما كان في نفسى.
Kendi halinde bir hayatı olan Bayram, bir gün bir arkadaşının düğününe katılır.كانا قد قدما إلى عمان لحضور حفل زفاف أحد الأصدقاء.
Bu noktadan itibaren evrenin çoğu kendi halinde plazma olmuştur.Deste ponto em diante, a maior parte do universo é composto de plasma.
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.João Godunha é um homem que vive sozinho.
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.Harry Haller voelt een dualisme in zichzelf.
Buda, kendi halinde yaşadı.Pompe ging er zelf wonen.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.Tegenwoordig herstelt de natuur zicht steeds meer.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.Astăzi însă, natura și-a reintrat în drepturi.
Karısı Ayça (Goncagül Sunar) ise kendi halinde bir ev hanımıdır.Ona (Jirina Bohdalová) Uram, Ön özvegyasszony lesz!
Bu noktadan itibaren evrenin çoğu kendi halinde plazma olmuştur.A látható világegyetem túlnyomó része plazmából áll.
Cris Johnson Las Vegas'ta sihirbazlık gösterileri yapan kendi halinde bir adam görüntüsündedir.Cris Johnson (Nicolas Cage) on Las Vegasissa show’ta pyörittävä taikuri.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.Grisaille on tullut uudelleen muotiin nykyaikana.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.I dag er odderen igen i fremgang.
Babası kendi halinde bir öğretmen idi.Faren hans var professor i språk.
Sessiz kendi halinde yaşamaktadır.Mereka hidup dengan tenang di sana.
Buda, kendi halinde yaşadı.Di Bogor ini pula, ia hidup mandiri.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.Bấy giờ Bắc Nhung lại phát triển mạnh.
Sessiz kendi halinde yaşamaktadır.Từ đó, ông sống thầm lặng.
Bu noktadan itibaren evrenin çoğu kendi halinde plazma olmuştur.この時点から宇宙の大部分はプラズマにより構成されることになる。
Kendi halinde veya su banyosunda 3-4 saat veya bir gece bekletilir.なお夕方や平日朝通勤時には1時間に3-4本の運行となる。
Buda, kendi halinde yaşadı.バディは自分自身。
Deniz, yıllar önce ölen sevgisi Ayaz’ı bir türlü unutamadan Marmaris’te kendi halinde yaşamaktadır.死後常托夢給火星,在《黑暗時刻》賜予火星「愛」這條命。
Kendi halindeki bir kasabaya kimsenin bilmediği sebeplerden ötürü gelir.그 때문에 알고 있는 사람이 없는 장소로는 이동할 수가 없다.
Sessiz kendi halinde yaşamaktadır.“그이는 조용히 숨을 거두었습니다.
Bu noktadan itibaren evrenin çoğu kendi halinde plazma olmuştur.Od tohto bodu väčšina vesmíru pozostáva z plazmy.
Bu yüzden süzüntü oda sıcaklığında kendi halinde bırakılarak soğutulmalıdır.Je potrebné ho nechať dozrieť pri izbovej teplote dokým bude mäkké.
Ali Halaskar (İlker Aksum): Kendi halinde bir tarih öğretmeni.Aljoša Vrbetič: Na svidenje, profesor: v spomin prof.
Bence resim, sanat kendi halinde durmalıdır ve önemli olan ona bakanların reaksiyonudurيجب على الفن أن يقف بمفرده و كيف أتفاعل معه هو المهم.هذا ما فكرت به ايضا. تماما كما تعتقد،
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.우리는 판매점에서 버려져서 고속도로에 빈 채로 있는 차들이 아닙니다.
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.Nejsme opuštěná auta, co se nerozjela, a stojí prázdná podél dálnice.
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.Nismo zapuščeni avtomobili, ki so se pokvarili in prazni stojijo na avtocesti.
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.Nu suntem mașini abandonate ce stau goale pe vreo autostradă.
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.Wir sind keine verlassenen Autos, die liegen geblieben sind und leer an der Autobahn stehen.
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.Мы не заброшенные машины без бензина на каком-нибудь шоссе.
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.אנו איננו מכוניות נטושות שנתקעו אי-שם, יושבות ריקות על איזה כביש,
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.نحن لسنا سيارات متروكة مركونة وتجلس فارغة في احد الطرق السريعة،
Bir otobanda kendi halinde duran, terk edilmiş bir araba değiliz.道に乗り捨てられた 車ではない ある意味そうでも 心配しないで
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.A demascat pretextele celor mulțumiți de ei înșiși.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.A PISA elhárította azok kifogásait, akik beletörődtek a változtathatatlanba.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Det har tagit bort ursäkter från dom som är liknöjda.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Eliminou desculpas dos que são complacentes.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Elle a empêché les suffisants de trouver des excuses.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Ha eliminado las excusas de los complacientes.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Ha portato via le scuse di chi è compiaciuto.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Het heeft de excuses van de zelfgenoegzamen weerlegd.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.현실에 안주하려는 이들로부터 핑계거리를 없앴으며,
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Nó lấy đi lý sự của những người tự mãn.