İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.인간의 몸은 뼈와 근육들로 만들어져있죠. 뼈와 근육의 밀도는 상대적으로 일정합니다.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Le corps humain est fait de chair et d'os, qui ont une densité relativement constante.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.O corpo humano é feito de ossos e carne, com uma densidade relativamente constante.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Человеческое тело состоит из костей и плоти, которые имеют относительно постоянную плотность.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.הגוף האנושי עשוי מעצמות ובשר, שיש להם דחיסות די קבועה.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.جسم الإنسان مكون من العظام و اللحم، التي تحتوي على الكثافة نسبياً.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.ある範囲の密度を持っている どんな時も体重 100 kg という 1つの目の可能性では
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Az alapvető, részletes, mérhető testi különbségekről beszélek.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Chodzi mi o całkiem przyziemne, mierzalne różnice fizyczne.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Estou a falar de diferenças físicas palpáveis, básicas e mensuráveis.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Estoy hablando de diferencias físicas medibles, básicas, esenciales.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Ich rede von grundlegenden, essentiellen Dingen, von messbaren körperlichen Unterschieden.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Ik heb het over de basis, de essentiële, meetbare lichamelijke verschillen.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Jag talar om de basala, faktiska mätbara fysiska skillnaderna.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Jeg taler om helt jordnære målbare fyskiske forskelle.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Je parle de différences physiques tangibles, essentielles et mesurables.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.확고하고 본질적이고 측정 가능한 육체적 차이를 말하고 있습니다.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Mluvím o základních, hmatatelných, měřitelných tělesných rozdílech.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Parlo di differenze misurabili, essenziali, e coi piedi per terra.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Vorbesc despre ceva fundamental, palpabil, despre diferențe fizice măsurabile.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Μιλάω για βασικές, ουσιώδεις, μετρήσιμες φυσικές διαφορές.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Говоря за земни, действителни, измерими физични различия.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.Я говорю о вполне приземленных, измеряемых физических различиях.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.אני מדברת על הבסיס, הדברים הקטנים, הבדלים פיזיים מדידים.
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.انا اتحدث عن امور اساسية, جوهرية امور ملموسة, قابلة للقياس
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.事実を言っているんです こっちは毛深くて
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.저는 최초의 기술이 석기 형태로 260만년 전에 나타났다는것을 알게 됐습니다
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.En ik leerde dat de eerste technologie 2,6 miljoen jaar geleden opdook in de vorm van stenen werktuigen.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.Odkryłem, że Technologia pojawiła się w formie kamiennych narzędzi, już 2,6 mln lat temu.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.Og jeg lærte at den første teknologi opstod i form af stenredskaber for 2.6 millioner år siden.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.Sain selville, että vanhinta teknologiaa, kivityökaluja, käytettiin 2,6 miljoonaa vuotta sitten.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.Și am aflat că prima tehnologie a apărut sub forma uneltelor de piatră, acum 2.6 milioane ani.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.Και έμαθα πως η πρώτη τεχνολογία εμφανίστηκε με τη μορφή λίθινων εργαλείων πριν από 2.6 εκατομμύρια χρόνια.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.Итак, я узнал, технологии впервые появились в форме каменных орудий, 2,6 млн лет назад.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.І я дізнався, що перші інструменти з'явились у вигляді кам'яних знарядь 2,6 мільйонів років тому.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.ולמדתי שהטכנולוגיה הופיעה לראשונה בצורת כלי-אבן לפני 2.6 מליון שנה.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.وقد علمت أن أول تكنلوجيا ظهرت في شكل أدوات حجرية كان قبل 2.6 مليون سنة مضت.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.始まったのは 2.6百万年前ということです 最初の娯楽道具はフルートで 3.5万年前に作られました