Daha sonra bu keşifden bağımsız olarak Albert George Wilson tarafından 1955 yılında tekrar keşfedilmiştir.Ettől függetlenül Albert George Wilson 1955-ben újra felfedezte.
Bu yolculuk James Cook'un keşif amaçlı çıktığı ilk sefer olmuştur.Ez volt James Cook első útja.
12:25'te II. Keşif Grubu'nun hafif kruvazörleri, Hipper'i arayan İngiliz kuvvetlerini atlatmaya başladı.12:25-kor a II. könnyűcirkálóraj Hippert keresve átsiklott a brit erők között.
Ancak ne kolonileşmenin ne de keşif araştırmalarının izine rastlanabilmiştir.Ennek ellenére eddig semmilyen kolonizálásra vagy felfedezésre utaló nyomot nem találtunk.
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.A nagy felfedezésre azonban még várnia kellett.
Keşif uçağına dönüşür.Felderítő Repülőezred bázisa lett.
Bu keşif, vitiligo hastalığı için yeni bir çözümdü.Az interjú a vitiligo nevű betegségre is felhívta a figyelmet.
Keşifleri Britanya’nın bilimsel dergilerinden Nature’da yayımlandı..Ezt a tudományos felfedezését a Nature-ban tette közzé.
Fakat bu keşiften sonra talihsizlikler yaşadı.Ez a hiba, mint később kiderült, életeket mentett meg.
Bunun yerine, keşif yapmak için detaylı gözlemlere başvururlar.A felderítéssel párhuzamosan vázlatos felmérést készítettek.
Keşif yapılan adres, Bahçelievler’deki 15. Sokaktaki 56 numaralı binanın 2 kapı numaralı dairesidir.A 15. számú lakóház kétemeletes, a Teleki utca sarkán áll.
Dergi editörleri ve egemen bilimsel çevreler yeni keşiflere düşman değildir.A halottak feltámasztása és irányítása valóban nem mindennapi tudomány a varázshasználók körében.
Bu keşifle birlikte periyodik tabloda bir gaz sınıfının tamamen eksik olduğunu fark ettiler.Ezzel a felfedezéssel rájöttek, hogy egy teljes csoport hiányzott a periódusos rendszerből.
Dias'ın keşif gezilerinden önceki hayatı tam olarak bilinmemektedir.A felfedezőútja előtti élete ismeretlen.
Bu amaçla SG-1 ekibine katılarak, yeniden keşif görevlerine başlar.A Csillagkapu Parancsnokságra való visszatérés után a CSK-1 újabb küldetésre indul.
1923 yılına kadar istihbarat ve keşif bölümü şefi olarak çalıştı.A Vezérkari Főnökség (VKF) hírszerző és felderítő osztályán dolgozott 1923-tól.
Bu 1669 yılında Erasmus Bartholinus'a tarafından, kutuplaşma ilk keşif sağlanan etki oldu.Erasmus Bartholinus először ez alapján fedezte fel a polarizációt 1669-ben.
1941 den sonra bu araçlar keşif ve partizanlara karşı kullanıldı.1941 után felderítő és partizánelhárító járműként használták.
Bunu anlamak için, keşif seferi yapmak gerekiyordu.Ehhez a feltáráshoz el kellett terelniük a patakot.
Alvis Saladin (FV601) bir 6 tekerlekli bir keşif tankı.Az FV601 Saladin Brit Szárazföldi Erők hatkerekű páncélozott járműve.
Keşif amaçlı üretilen İHA'lar günümüzde birçok saldırı görevinde de kullanılmaktadır.Az óriásfogú cápa kihalásának okait még manapság is kutatják.
Nihayet, 1921 yılında keşif seferi için hazırdı.1921-ben egy alkalommal szerepelt a válogatottban.
Ardından U-601 ve U-251 denizaltları keşife çıkmışlardır.Két tengeralattjáró, az U–207 és az U–501 elpusztult.
Coğrafi keşiflere hatta daha öncesine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir.A felfedezésnek azonban korábbi előzményei is voltak.
T8 Keşif aracı.T3 Kiadó.
Bu keşifler moleküler biyolojinin doğumuna karşılık gelir.Ezek a felfedezések voltak a molekuláris biológia kezdetei.
Fram çeşitli kutup keşiflerinde kullanılmıştı.Ezt használtuk az előbb, amikor bemutattuk a különböző polarizációs állapotokat.
Operasyona keşif uçakları ve helikopterler de katıldı.Operaatioon osallistui lentokoneita ja helikoptereita.
Alvis Saladin (FV601) bir 6 tekerlekli bir keşif tankı.Alvis Saladin (FV601) on brittiläisvalmisteinen panssariauto.
Joseph Henry, buna benzer bir keşif yaptı ancak, buluşlarını yayınlamadı.Joseph Henry sai samanlaisen idean samoihin aikoihin, mutta ei epäröinniltään julkaissut havaintojaan.
Ölü Deniz Yazmalarının bulunması, 20. yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biridir.Löytöä pidetään yhtenä 1900-luvun merkittävimmistä arkeologisista löydöistä.
Proje ile ilgili yapılan araştırmalarda Boeing X-20 Dyna-Soar askeri keşif uzay gemisi projesi iptal edildi.Alun perin suunnitelma oli vastata Yhdysvaltojen sotilaalliseen X-20 Dyna-Soar -avaruushankkeeseen.
Bunun en büyük sebebi ise coğrafi keşifler oldu.Suurimpana syynä nähtiin eteenpäinsyöttö.
Atlantik Ortası Sırtı, 1872 yılında HMS Challenger gemisinin keşif gezisinde keşfedildi.Selänne löydettiin Challenger-tutkimusmatkalla vuonna 1872..
Van Riebeeck 1651 yılında Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin keşif gemisinde yönetici olarak görev almıştır.Jan van Riebeeck liittyi Hollannin Itä-Intian kauppakomppaniaan 1639.
Düşman hattının arkasına birkaç görev uçuşuyla, bombacılık ve keşif fotoğrafçılığı yaptı.Hän lensi muutamia tehtäviä vihollislinjojen takana pommittajana ja tiedusteluvalokuvaajana.
Bu keşif tüm dünyada yankı uyandırdı.Uutinen herätti kohua ympäri maailmaa.
Markham keşif seferine fon sağlamakla daha fazla sorunu göze aldı.Aittoniemi voisi silti kokeilla välillä jotakin haastavampaa.
Buna benzer bir keşif, 1752'de yayımlanan Voltaire'in gezegenlerarası mâcerâsı Micromegas'ta da bulunur.Micromégas) on Voltairen vuonna 1752 julkaistu filosofinen tarina.
İtalya, bu savaşta keşif ve bombalama uçuşu yapmak üzere getirdiği uçaklarını kullanmıştı.Tässä sodassa Italia käytti lentotiedustelua, -kuljetuksia ja -pommituksia.
Keşif haberi 300.000 insanı ABD'nin ve etrafının çeşitli yerlerinden Kaliforniya'ya getirdi.Siinä Kaliforniaan saapui noin 300 000 ihmistä Yhdysvalloista ja muualta maailmasta etsimään kultaa.
Bu keşifler insanların hayalgücüne hitap etti ve dünya üzerinde yaşamın tarihine olan ilgiyi artırdı.Αυτές οι ανακαλύψεις συνεπήραν τη φαντασία του κοινού και εστίασαν την προσοχή στην ιστορία της ζωής στη Γη.
Bu yöntem için destek, bu keşif sonrasında yayımlanan GnuPG sürümlerinden kaldırılmıştır (1.2.4 ve üstü).Μετά την αποκάλυψη της ευπάθειας αυτής, η υποστήριξη της μεθόδου σταμάτησε (εκδόσεις GnuPG 1.2.4 και έπειτα).
Wöhler'in keşifleri kimya teorisinde çok büyük etkiler yaptı.Οι ανακαλύψεις του Βέλερ άσκησαν μεγάλη επίδραση στη θεωρητική χημεία.
Bu keşif, kuantum devrimine ön ayak oldu.Αυτή η ανακάλυψη οδήγησε την «κβαντική επανάσταση».
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Τονίζει τη στρατηγική, τακτική, και μερικές φορές υλικοτεχνικές προκλήσεις.
Dönemin sonlarına doğru coğrafi keşifler başladı.Προς το τέλος αυτής της περιόδου ξεκίνησε η Εποχή των Ανακαλύψεων.
1999 Japon keşifi raporu.(Αγγλικά) Αναφορά της ιαπωνικής αποστολής του 1999.
Bu aşamada Popov birliklerinden Moskova sokaklarında keşif yapmalarını ister.Ο Ποπόφ διέταξε να κάνουν αναγνώριση στους δρόμους της Μόσχας.
Kuzeyden Keşif Harekatı 21 Mart 2003'te Irak Savaşı nedeniyle sona erdirildi.Η Operation Northern Watch (ONW) έληξε με την έναρξη του πολέμου στο Ιράκ στις 19 Μαρτίου του 2003.
Feoktistov, uzay teknolojisi ve keşif üzerine birkaç kitap da yazmıştır.Ο Χάρλοου Σάπλεϋ συνέγραψε πολλά βιβλία αστρονομίας και άλλων επιστημών.
Bu keşif ikisinin Alman bilim dünyasında ünlerini artırdı.Δύο από τους μεγαλύτερους Γερμανούς επιστήμονες επινόησαν την έννοια.
Alman keşif kuvvetleri iyice zayıflatılmıştı.Η γερμανική αεροπορική δύναμη είχε μειωθεί δραστικά.
Çocukların keşifler yapmaları sağlanmaktadır.Προοριζόταν για τον εντοπισμό εξαφανισμένων παιδιών.
Aşağıdaki isimler New Horizons keşif timi tarafından teklif edilmiştir.Η εταιρία είναι τώρα γνωστή ως New Horizons Picture Corp.
Keşif tarihi açıklık kazanmamıştır.Ο παρατηρητής πιθανότατα δεν είχε αρκετή εμπειρία.
Bu keşifler, Avrupa ülkelerinin ekonomisini ve gücünü güçlendirdi.Disse opdagelser styrkede de europæiske landes økonomi og magt.
Bu keşifle birlikte periyodik tabloda bir gaz sınıfının tamamen eksik olduğunu fark ettiler.Med denne opdagelse indså de at en hel klasse af gasser manglede i det periodiske system.
Afrika içlerinin Avrupalılarca keşif süreci 18. yüzyılın sonlarında esas olarak başlamıştır.Den europæiske opdagelse og udforskning af Afrika begyndte for alvor i slutningen af det 18. århundrede.
Samos-F bilinen en erken elektronik-keşif uydusu olmaktadır.Samos-F er det tidligst kendte system.