keşfettik ile cümle
keşfettik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Son birkaç milenyumda çeşitli teknolojiler keşfettik:様々な技術を発明してきました 文字にはじまり 巻物 -
Sonucunda da bunu keşfettik.Dit is wat we ontdekten.
Sonucunda da bunu keşfettik.E questo è stato quello che abbiamo scoperto.
Sonucunda da bunu keşfettik.그래서 이런 점을 알아냈습니다.
Sonucunda da bunu keşfettik.Og dette er hvad vi opdagede.
Sonucunda da bunu keşfettik.Oto, co odkryliśmy.
Sonucunda da bunu keşfettik.Şi asta e ceea ce am descoperit.
Sonucunda da bunu keşfettik.Und dies haben wir entdeckt.
Sonucunda da bunu keşfettik.Và đây là điều chúng tôi khám phá ra.
Sonucunda da bunu keşfettik.Voici ce que nous avons découvert.
Sonucunda da bunu keşfettik.Y ésto es lo que descubrimos.
Sonucunda da bunu keşfettik.Вот что мы обнаружили.
Sonucunda da bunu keşfettik.Това е, което открихме,
Sonucunda da bunu keşfettik.וזה מה שגילינו.
Sonucunda da bunu keşfettik.وهذا ما اكتشفناه
Sonucunda da bunu keşfettik.実時間では何も分かりません
Tamam, parçacıkları keşfettik, fakat altındaki motifin sebebini anlamadığınız müddetçe자, 우리는 이제까지 입자들을 발견해 왔습니다, 하지만 여러분이 숨겨진
Tamam, parçacıkları keşfettik, fakat altındaki motifin sebebini anlamadığınız müddetçeOk, odkryliśmy cząstki,
Tamam, parçacıkları keşfettik, fakat altındaki motifin sebebini anlamadığınız müddetçeבסדר, גילינו את החלקיקים, אבל אם לא נבין את הסיבה
Tamam, parçacıkları keşfettik, fakat altındaki motifin sebebini anlamadığınız müddetçeحسنا، لقد اكتشفنا الجزيئات، لكن ما لم تفهم السبب
Tamam, parçacıkları keşfettik, fakat altındaki motifin sebebini anlamadığınız müddetçeそのパターンの背後にある理由を理解しなければ どうしてそういう仕組みになっているのかわからなければ
Test ederken keşfettik ki şekil insanlar tafından da içinde hareket ederek ve ıslanmadan da verilebiliyordu.그리고 실험 중에 사람들이 젖지 않으면서 안개와 교감하고 안개를 통과하는 것으로 인해 형상화 되는 것을 발견하였습니다.
Test ederken keşfettik ki şekil insanlar tafından da içinde hareket ederek ve ıslanmadan da verilebiliyordu.ובנסיונות גילינו שהוא יכול לקבל צורה על ידי אנשים שיכולים לזוז בתוכו בלי להרטב.
Test ederken keşfettik ki şekil insanlar tafından da içinde hareket ederek ve ıslanmadan da verilebiliyordu.وفي الاختبار اكتشفنا انه يمكن ان يتشكل - الرذاذ الجاف - ويتفاعل مع الاشخاص دون ان يرطبهم
Test ederken keşfettik ki şekil insanlar tafından da içinde hareket ederek ve ıslanmadan da verilebiliyordu.ミストで濡れることなく 人の動きを利用しても造形ができます この素材を利用してリアルタイムで
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Abbiamo trovato che tutti questi cancri condividevano il medesimo DNA.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Am descoperit că toate aceste cancere aveau același ADN.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Chúng tôi nhận thấy rằng tất cả những căn bệnh ung thư này đều có cùng ADN.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Descobrimos que todos estes cancros partilhavam o mesmo ADN.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.저희는 이 모든 암이 동일한 DNA를 공유한다는 것을 발견했습니다
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Encontramos que todos estos tipos de cáncer compartían el mismo ADN.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Kami menemukan bahwa semua kanker ini memiliki DNA yang sama.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Nous avons trouvé que tous ces cancers partageaient le même ADN.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Spostrzegliśmy, że wszystkie te raki mają to samo DNA.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Tasmania minden sarkából. Rájöttünk, hogy minden ráknak ugyanaz a DNS-e.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Vi fann att alla dessa cancerformer delade samma DNA.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.We vonden dat al deze vormen van kanker hetzelfde DNA deelden.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Wir fanden heraus, dass alle Krebse dieselbe DNS teilten.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Zjistili jsme, že všechny tyto rakoviny mají stejnou DNA.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Ανακαλύψαμε, πως όλοι αυτοί οι καρκίνοι είχαν το ίδιο DNA.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Мы обнаружили, что все эти случаи рака содержали одну и ту же ДНК.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.Открихме, че всички тези видове рак споделят една и съща ДНК.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.מצאנו שכל אותם סרטנים חלקו את אותו הדנ"א.
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.ﻭﺟﺪﻧﺎ ﺍﻥ ﺟﻤﻴﻊ ﺍلاﻭﺭﺍﻡ ﺗﺸﺎﺭﻛﺖ ﻓﻲ ﺣﻤﻀﻬﺎ ﺍﻟﻨﻮﻭﻱ
Tüm bu kanserlerin aynı DNA'yı paylaştığını keşfettik.同じDNAを共有していたのです 少し考えて下さい
Var olan bilgi ve sizin keşfettikleriniz, başta yetersiz ve diğer bilgilerle ilişkilendirmesi güç görünebilir.이미 알려진 정보와 여러분이 직접 알아낸 것은 처음에는 부족하고 다른 알려진 지식과 연관짓기 어려울지도 모릅니다.
Var olan bilgi ve sizin keşfettikleriniz, başta yetersiz ve diğer bilgilerle ilişkilendirmesi güç görünebilir.המידע הקיים, ומה שתגלו בעצמכם יכול להיראות בתחילה דל, ולא קשור לגופי ידע אחרים.
Var olan bilgi ve sizin keşfettikleriniz, başta yetersiz ve diğer bilgilerle ilişkilendirmesi güç görünebilir.إن المعلومات الموجودة مسبقا و ما تكتشفه بنفسك قد يكون للوهلة الأول غريبا وصعبا للربط مع بقية المعارف.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik. 10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Gazdag élővilágot találtunk egy olyan világban, ahol az nem is szabadna, hogy létezzen.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Abbiamo scoperto una miriade di forme di vita in un mondo che non dovrebbe esistere.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Am descoperit o abundenţă a vieţii într-o lume care nu ar fi trebuit să existe.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Descubrimos una profusión de vida en un mundo en el que no debería haberla.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Kami menemukan kehidupan yang melimpah di dunia di mana tidak seharusnya ada kehidupan.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.우리는 존재하지 않는다고 생각했던
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Nous avons découvert une profusion de vie dans un monde où elle ne devait pas exister.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Objavili sme záplavu živých organizmov vo svete, kde by nemali existovať.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Odkryliśmy obfitość organizmów żywych w świecie, w którym nie powinno ich być.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Vi hittade ett överflöd av liv- -i en värld där det inte borde existera.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.We ontdekten een overdaad aan leven, in een wereld waar het niet thuishoorde.
Var olmaması gereken bir dünyada bol miktarda yaşam kaynağı keşfettik.Wir entdeckten ein Überfluss an Leben in einer Welt, wo keines existieren sollte.