Ana içeriğe geç
Sözlük

kazanmaya ile cümle

kazanmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Eğitimi bitirinceye ve para kazanmaya başlayıncaya kadar beklemek zorunda kalacağım.I will have to wait till I finish schooling and start earning money.
Maçı kazanıp kazanmayacağımız önemlidir.It is important whether we win the game or not.
Onu yapmaktan bir şey kazanmayacaksın.You will gain nothing from doing that.
Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.Being an orphan, my father had to start earning money at ten.
O maçı kazanmaya zorunlu.He is bound to win the match.
Onun ilgisini kazanmaya çalıştı.He tried to gain her affection.
Her iki yarışı kazanıp kazanmayacağını bilmiyorum.I doubt whether he will win both races.
Bir sonraki oyunu kazanmaya istekliler.They are eager to win the next game.
O, ödül kazanmaya eğilimlidir.She is apt to win the prize.
Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışırSome people try to gain advantage by exploiting their personal contacts.
Kazanmaya başlayıncaya kadar bu oyunu sevmedim.I didn't like this game until I started winning.
İki yarışı da kazanıp kazanmayacağını merak ediyorum.I wonder if he will win both races.
Tom yeni bir trompet almak için yeterli para kazanmaya çalışıyor.Tom is trying to earn enough money to buy a new trumpet.
O bir madalya kazanmaya yetecek kadar hızlı yüzdü.She swam fast enough to win a medal.
Bir öğretmen olarak öğrencilerin güvenini kazanmaya çalışmalısınız, bu, savaşın yarısıdır.As a teacher you should try to win the pupils' confidence, that is half the battle.
Asla kazanmayacaksın.You'll never win.
Muhtemelen kazanmayacağımı biliyorum.I know I probably won't win.
Sen benden hiç sempati kazanmayacaksın.You won't get any sympathy from me.
ABD Asya'da hiç savaş kazanmadı ve asla orada bir savaş kazanmayacak.The United States never won a war in Asia and it will never win a war there.
Ben sadece çocuklarımı beslemek için biraz para kazanmaya çalışıyorum.I'm just trying to make some money to feed my children.
O işten çok para kazanmayacağım.I won't make a lot of money from that job.
Tom dengesini yeniden kazanmaya çalıştı.Tom tried to regain his balance.
Tom yeniden formunu kazanmaya çalışıyor.Tom is trying to get back into shape.
Tom Mary'nin kalbini kazanmaya çalıştı.Tom tried to win Mary's heart.
Biz sadece biraz zaman kazanmaya çalışıyoruz.We're just trying to buy some time.
Sadece biraz zaman kazanmaya çalışıyorum.I'm just trying to buy some time.
Yeni bir gitar almak için yeterli para kazanmaya çalışıyorum.I'm trying to get enough money to buy a new guitar.
Kazanmaya çok yaklaştık.We came so close to winning.
Tom tartışmayı kazanmayacağını biliyordu.Tom knew he wasn't going to win the argument.
Tom tartışmayı kazanmayacağını görebilir.Tom could see he wasn't going to win the argument.
Tom kazanmayacağını biliyor.Tom knows he's not going to win.
Tom'un kazanıp kazanmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will win.
Tom muhtemelen kazanmayacak.Tom isn't likely to win.
Tom zaman kazanmaya çalışıyordu.Tom was playing for time.
Asla bunu yaparak para kazanmayacağım.I'll never make money doing this.
Sen kazanmayacaksın.You won't win.
Müzik çalarak para kazanmaya ne zaman başladın?When did you start making money playing music?
Elimizden geleni yapmamıza rağmen kazanmayacağımızı biliyoruz.Although we tried our best, we know we won't win.
Tom kazanmayacak.Tom won't win.
Onların ilişkisi ivme kazanmaya başladı.Their relationship really started gaining momentum.
Biz kazanmayacağız.We aren't going to win.
Tom kazanmaya alışkın.Tom is used to winning.
Her oyunu kazanmaya çalışalım.Let's try to win every game.
Ben kazanmaya alıştım.I've gotten used to winning.
Kazanmaya başlayıncaya kadar o oyunu sevmedim.I didn't like that game until I started to win.
Ben sadece Tom'un kazanmayacağını umuyorum.I just hope Tom doesn't win.
Tom Mary'yi geri kazanmaya çalıştı.Tom tried to win Mary back.
Tom büyük olasılıkla kazanmayacak.Tom isn't very likely to win.
Biz kazanmaya çalışıyoruz.We're trying to win.
Biz tekrar kazanmaya çalışacağız.We're going to try to win again.
Bazı maçları kazanmaya başlamamız gerekiyor.We need to start winning some games.
Bu kazanmaya değer bir savaş.That's a battle worth winning.
Burada kazanmaya çalışıyorum.I'm attempting to win here.
Kazanmayacağımdan ne kadar eminsin?How sure are you that I'm not going to win?
Kazanmayacağımdan oldukça eminim.I'm pretty sure that I won't win.
Muhtemelen bizim takım kazanmayacak.Our team isn't likely to win.
Muhtemelen kazanmayacağım.I'm not likely to win.
Bisiklet almak için yetecek para kazanmaya çalışıyorum.I'm trying to earn enough money to buy a bicycle.
Kazanmaya alışkınım.I'm used to winning.
Kazanmayacağını mı düşünüyorsun?Do you think that you won't win?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod