kazanmayı ile cümle
kazanmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tour de France'ta 1, 10 ve 12. etapları kazanmayı başardı.Giro de Italia vinder af 10. og 12. etape.
Öte yandan Saint Vincent ve Grenadinler, geçmişteki oyunların hiçbirinde madalya kazanmayı başaramamıştı.Saint Vincent og Grenadinene har aldri vunnet noen medalje.
2001 yılında başkanlık seçimlerine katıldı ama önemli bir destek kazanmayı başaramadı.Han forsøkte å vinne presidentvalget i 2001, uten å vinne tilstrekkelig støtte blant velgerne.
Aynı zamanda uygun sabah rüzgarının çıkışına kadar zaman kazanmayı amaçlıyordu.Hertugen hadde også hadde forsøkt å beregne den nøyaktige tid for soloppgang.
Fenerbahçe, Didi yönetiminde üç yılda sekiz kupa kazanmayı başardı.Neulengbach dominerer nå så mye at de har vunnet The Double åtte år på rad.
Bu şampiyonlukların ikisinde 18 maçın hepsini kazanmayı başarmışlardır.17 av dem var med å vinne begge årene.
Askerlerin ödemesini dörtte bir oranında azaltarak daha fazla para kazanmayı umdu.Dia berharap untuk mendapatkan lebih banyak uang dengan memotong pembayaran para prajurit dengan seperempat.
Ayrıca RIAA'den platin sertifika kazanmayı başardı.Hal ini juga dicapai sebuah sertifikasi platinum dari RIAA.
Kazanmayı gerçekten istiyor.Charlie sangat ingin untuk menang.
Ricciardo daha sonra Hungaroring ve Hockenheim’da da birer yarış kazanmayı başardı.Ia menambahkan dua kemenangan lain di Hungaroring dan Hockenheimring.
Pazar günü yarışı ise McLaren'in İngiliz pilotu Lewis Hamilton kazanmayı başardı.Balapan kali ini dimenangkan oleh pembalap McLaren Lewis Hamilton.
Öte yandan Saint Vincent ve Grenadinler, geçmişteki oyunların hiçbirinde madalya kazanmayı başaramamıştı.Tới nay, chưa vận động viên Saint Vincent và Grenadines nào giành được huy chương Thế vận hội.
Kazanmayı gerçekten istiyor.Ấp Quyết Thắng.
İlk maçı 3-0 kaybetmesine rağmen rövanşı 5-0 kazanmayı başarır.Anh nhận được những lời nhận xét tốt mặc dù thua 0–3.
9 bisikletçi Critérium ve Tour de France'ı aynı yıl kazanmayı başarmıştır.Vận động viên xe đạp Floyd Landis thắng Tour de France năm 2006.
Öte yandan Belize, geçmişteki oyunların hiçbirinde madalya kazanmayı başaramamıştı.Tới nay, chưa VĐV Belize nào giành được huy chương Thế vận hội.
Seçimi kazanmayı başaran Barack Obama tekrar ikinci bir kez 4 yıl süreyle ABD başkanlığı görevini üstlendi.提唱者のバラク・オバマが任期切れを以てアメリカ合衆国大統領を退任するため、全4回で終了する。
1958 Avrupa Şampiyonası'nda 100 metreyi kazanmayı başardı.1958年には全米大学選手権の100ヤードで優勝。
Çünkü Fransa'nın 1871'de kaybettiği toprakları yeniden kazanmayı hedeflediğinden endişeleniyordu.しかしプロイセンは、1807年に失った領土をすべて回復することは諦めなければならなかった。
Bugüne kadar, altı kişi ya da kuruluş birden fazla kez Nobel kazanmayı başarmıştır.これまでに26人と1団体が受賞している。
Kazanmayı gerçekten istiyor.僕は本当にここで勝ちたかった。
1837 yılında ödülü kazanmayı başardı.1837年、ようやくローマ賞を受賞した。
2001 yılında başkanlık seçimlerine katıldı ama önemli bir destek kazanmayı başaramadı.2001年她参加总统选举,但未能获得民众的支持。
Kazanmayı gerçekten istiyor.우승을 하려고 하고 있다.
Kazanmayı gerçekten istiyor.כדי שיתרצה לחלוץ.
Bu sonuçla tarihte ilk kez bir Grand Slam'i sekiz kez kazanmayı başaran tenisçi oldu.בכך הוא הפך להיות הטניסאי הראשון שזכה בתחרות הגברים גראנד סלאם שמונה פעמים.
Okuryazarlık, basit ve kolay hatırlanan reklamlar sayesinde şirket, iyi bir popülerlik kazanmayı başardı.הצורך בדרך מהירה, בטוחה ומוכרת מערבה, הפכה את השביל לפופולרי.
Güney Amerika'nın en önemli kupası Copa Libertadores'i kazanmayı başardılar.הקבוצות מדרום אמריקה היו זוכות גביע ליברטדורס.
Sporcu 4x400 metrede bir bronz madalya daha kazanmayı başardı.Nedostajalo mu je četvrtinu metra za osvojiti brončano odličje.
Kazanmayı gerçekten istiyor.Praje si, aby už vyhral.
Güney Amerika'nın en önemli kupası Copa Libertadores'i kazanmayı başardılar.Je to druhá najprestížnejšia futbalová súťaž v Južnej Amerike hneď po Copa Libertadores.
Finalde 28.84 yüzse de altın madalyayı kazanmayı başardı.V korakanju pa je dosegel 84 točk in prav tako prejel zlato medaljo.
Ayrıca RIAA'den platin sertifika kazanmayı başardı.Dosegel je tudi platinast certifikat s strani RIAA.
Ricciardo daha sonra Hungaroring ve Hockenheim’da da birer yarış kazanmayı başardı.Ricciardo užtikrintai laimėjo lenktynes „Hungaroring“ ir „Hockenheimring“ trasose.
Van persie 2002 yılında Feyenoord ile UEFA Avrupa Ligi'ni kazanmayı başardı.2002. aastal koos Feyenoordiga võitis van Marwijk UEFA karika.
Athleic Bilbao 8 kez La Liga'yı, 24 kez de Copa del Rey'i kazanmayı başarmıştır.Barcelonaga võitis ta kaheksa aasta jooksul kaks korda La Liga ja Copa del Rey.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Aber das Wichtigste daran ist, meine Kinder lernten zu nehmen und zu geben.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.De ami még fontosabb, a diákjaim megtanultak kapni, és megtanultak adni.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Dzieci nie tylko nauczyły się brać, ale przede wszystkim dawać.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.In najpomembneje, otroci so se naučili prejemati, naučili so se dajati.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Ještě důležitější je, že se moje děti naučili kromě přijímání také dávat.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.하지만 더 중요한것은 학생들이 수확하는 방법과, 나눠주는 방법을 배웠다는 것입니다.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Maar belangrijker dan dat mijn jongeren leerden te krijgen, is dat ze leerden te geven.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Mai important decât că au învăţat să primească, e că au învăţat să dea.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Mais le plus important est que mes élèves ont appris à obtenir, ils ont appris à donner.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Mas o mais importante é que os meus miúdos aprenderam a conseguir e aprenderam a dar.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Ma soprattutto i miei ragazzi hanno imparato a ricevere, hanno imparato a donare.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Nhưng quan trọng hơn hết là bọn trẻ đã học được cách lấy, và cho đi.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Pero lo más importante es que mis niños aprendieron a recibir y aprendieron a dar.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Tapi yang terpenting bagi murid-murid saya adalah, mereka belajar untuk memberi.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Αλλά πάνω απ' όλα τα παιδιά μου έμαθαν να παίρνουν, έμαθαν να δίνουν.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Но более важно не только то, что мои ребята научились получать, они научились отдавать.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.Но по-важноте е че, моите деца се научиха да получават, да дават.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.אבל חשוב יותר, הילדים שלי למדו לקבל, והם למדו לתת.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.لكن الأهم هو أن طلّابي تعلّموا الأخذ وتعلّموا العطاء.
Ama daha da önemlisi çocuklarım kazanmayı ve vermeyi öğrendiler.与えることを学んだこと ファーマーズ・マーケットで得たお金で
Başkasının hayatında bir değişiklik yapmak için ilk milyonunuzu kazanmayı beklemeyin.Älkää odottako kunnes tienaatte ensimmäisen miljoonanne ennen kuin vaikutatte jonkun elämään.
Başkasının hayatında bir değişiklik yapmak için ilk milyonunuzu kazanmayı beklemeyin.Đừng đợi tới khi bạn kiếm ra một triệu đô đầu tiên để tạo ra sự khác biệt trong cuộc sống của ai đó.
Başkasının hayatında bir değişiklik yapmak için ilk milyonunuzu kazanmayı beklemeyin.Jangan menunggu sampai Anda mendapat satu juta dolar untuk mengubah kehidupan orang lain.
Başkasının hayatında bir değişiklik yapmak için ilk milyonunuzu kazanmayı beklemeyin.누군가의 삶에 영향을 주기 위해 첫 백만불을 벌 때까지 기다리지 마세요.