Hâlâ kazanma şansım var.I still have a chance to win.
Sami biraz fazla para kazanmanın bir yolunu buldu.Sami found a way to make a little extra money.
Bisiklet almak için yetecek para kazanmaya çalışıyorum.I'm trying to earn enough money to buy a bicycle.
Tom Mary'nin ödül kazanmasına şaşırdı.Tom was surprised that Mary won the prize.
Tom, Mary'nin yarış kazanmasına şaşırdı.Tom was surprised that Mary won the race.
Servet kazanmakla ilgilenmiyorum.I am not interested in acquiring wealth.
Seçimi kazanmasının hiçbir yolu yok.There's no way he's going to win the election.
Kazanmaya alışkınım.I'm used to winning.
Ben gerçekten para kazanmak istedim.I really wanted to make some money.
Leyla kazanmak için doğdu.Layla was born to win.
Leyla ne pahasına olursa olsun kazanmak istiyordu.Layla wanted to win at any cost.
Tom bedeli ne olursa olsun kazanmak istiyordu.Tom wanted to win at any cost.
Daha fazla para kazanmak istemiyor musun?Don't you want to make more money?
Kimin kazanmasını bekliyordunuz?Who did you expect to win?
Kazanmayacağını mı düşünüyorsun?Do you think that you won't win?
Leyla biraz para kazanmak için bedenini sattı.Layla sold her body to make some money.
Sami para kazanmanın başka bir yolunu buldu.Sami found another way to make money.
Kazanmak her zaman zor.Winning is always hard.
Kazanmak zor değildi.Winning wasn't difficult.
Tom para kazanmanın kolay bir yolunu buldu.Tom has found an easy way to make money.
Bence bir kazanma şansımız var.I think we have a chance of winning.
Başka kayıplar olmadan kazanmak imkansızdır.It is impossible to win without another one losing.
Tom kazanmaya çalışacak.Tom will try to win.
Tom çok para kazanmadığını söyledi.Tom said he isn't making much money.
Belki de Tom kazanmayacak.Perhaps Tom won't win.
Tom'un hayali bir şampiyonluk kazanmaktır.Tom's dream is to win a championship.
Tom'un bu kavgayı kazanma şansı yoktu.Tom had no chance to win that fight.
Tom, 2013'ten beri bir yarış kazanmadı.Tom hasn't won a race since 2013.
Tom adaylık seçimlerini kazanmadı.Tom failed to get the nomination.
Emekliliğe henüz hak kazanmadım.I can't afford to retire yet.
Tom yarışmayı kazanmaya çalıştı.Tom tried to win the contest.
Tom kazanmak için iyi hissettirdiğini söyledi.Tom said it felt good to win.
Tom, takımının kazanmasını umuyor.Tom hopes that his team wins.
Tom kazanmak için her şeyi yapacak.Tom will do anything to win.
Tom'un kazanması prk olası değil.Tom is very unlikely to win.
Tom para kazanmada iyidir.Tom is good at making money.
Yarışı kazanmalıydım.I should've won the race.
Yarışmayı kazanmadım.I didn't win the contest.
Fazla para kazanmam.I don't make much money.
Tom kazanmayı beklemiyor.Tom doesn't expect to win.
Ben çok sık kazanmam.I don't win very often.
Ben ödülü kazanmadım.I didn't win the prize.
Tom kazanmayı beklemedi.Tom didn't expect to win.
Kazanmayı beklemiyorum.I don't expect to win.
Kazanmak kolay değil.It's not easy to win.
Sen bizim kazanmamıza yardım ettin.You helped us win.
Tom, Mary'nin kazanmasına izin vermeli.Tom should let Mary win.
Tom, Mary'nin kazanmasına izin verdiğini itiraf etti.Tom admitted that he let Mary win.
Tom'un neden kazanmadığını kimse biliyor gibi görünmüyor.Nobody seems to know why Tom didn't win.
Tom'un kazanması zor olacak.It'll be hard for Tom to win.
Tom'un kazanması zordu.It was hard for Tom to win.
Tom'un kazanmak istediğini biliyordun, değil mi?You knew Tom wanted to win, didn't you?
Tom, onun kazanmasını istemediğimizi biliyor muydu?Did Tom know we didn't want him to win?
Tom kazanmasaydı hayal kırıklığına uğrardım.I'd be disappointed if Tom didn't win.
Tom'un kazanmadığını duyduğuma sevindim.I'm glad to hear that Tom didn't win.
Tom'un kazanmayacağını umuyorsun, değil mi?You hope Tom doesn't win, don't you?
Tom'un kazanmasını bekledin, değil mi?You expected Tom to win, didn't you?
Tom'un muhtemelen kazanmayacağını biliyorum.I know that Tom isn't likely to win.
Tom'un kazanmadığından memnun değil misin?Aren't you glad that Tom didn't win?
Tom'un kazanmasına gerçekten izin verecek misin?Are you really going to let Tom win?