Ana içeriğe geç
Sözlük

kazanma ile cümle

kazanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer para kazanmak için buradaysan, Amerika bulunmak için hoş bir yer.America is a lovely place to be, if you are here to earn money.
İşçilerin daha fazla para kazanmasını mı istiyorsun?Are you in favor of the workers getting more money?
İşçilerin daha fazla para kazanmasının lehinde misin?Are you in favor of the workers getting more money?
Ödülü kazanman şaşırtıcı.It is amazing that you won the prize.
Şaşırtıcı; ödülü kazanmalıydın.It is amazing; you should have won the prize.
O para kazanmak için her şeyi yapacak.He will do anything to make money.
Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.Some people identify success with having much money.
Para kazanmak onun dinidir.Making money is his religion.
Eğitimi bitirinceye ve para kazanmaya başlayıncaya kadar beklemek zorunda kalacağım.I will have to wait till I finish schooling and start earning money.
Biz kazanmalıyız.We ought to win.
Kazanmamız gerektiğini söyledik.We said we should win.
Savaşı kazanıp kazanmamamız çok önem arz edecek.It will be very important whether we win the battle or not.
Oyunu kazanıp kazanmamamız önemli değil.It is not important whether we win the game or not.
Maçı kazanıp kazanmayacağımız önemlidir.It is important whether we win the game or not.
İndirime hak kazanmak için ne kadar erken rezervasyon yapmalıyım?How early do I have to make a reservation to qualify for the discount?
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Gerçek para yapmanın tek yolu her kuruşu kazanmaktır.Ill-gotten gains are short-lived. The only way to make real money is to earn every penny.
Nihayet, Mario prensesin sevgisini kazanmayı başardı.At last, Mario managed to win the princess's love.
Nobel Ödülünü kazanmak benim hayalim.It's my dream to win a Nobel Prize.
Nancy Bob'un yarışmada birincilik ödülünü kazanmasına şaşırdı.Nancy was surprised that Bob won the first prize in the contest.
Tom'un umudu birincilik ödülünü kazanmaktı.Tom's hope was to win first prize.
Eğer varsa, Tom'un seçimi kazanmasına dair küçük bir ümit var.There is little, if any, hope that Tom will win the election.
O mevkideki bir kitapçı hayatta kalmak için yeterli para para kazanmaz.A bookstore in that location wouldn't make enough money to survive.
Beyzbol takımının bir sonraki oyunu kazanması kesindir.The baseball team is certain to win the next game.
Adam güç kazanmak için çok para kullandı.The man used much money to gain power.
Onu yapmaktan bir şey kazanmayacaksın.You will gain nothing from doing that.
Böylece onun kalbini kazanmada başarılı oldu.Thus he succeeded in winning her heart.
Olimpiyatlarda en önemli şey kazanmak değil ama katılmaktır.The most important thing in the Olympics is not to win but to participate.
Takımımızın kazanma şansı çok iyi.The chances are very good that our team will win.
O takımın çok az, eğer varsa, kazanma şansı var.That team has little, if any, chance of winning.
Ayda bir milyon yen kazanmak kesinlikle olanaksızdır.It's by no means impossible to earn one million yen a month.
Sağlığımı geri kazanmak tam bir yılımı aldı.It took me a whole year to recover my health.
Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.Being an orphan, my father had to start earning money at ten.
Bu sefer Bob'un kazanma olasılığı yüksek.This time Bob is likely to win.
Para kazanmak için çalışıyoruz.We work to get money.
Eğer partim seçimi kazanmazsa, dişimi kıracağım.I'll eat my hat if my candidate does not win the election.
Kazanma yeteneğine güvenim var.I have confidence in your ability to win.
Çok para kazanmak istedim.I wanted to get a lot of money.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazanma şansım vardı.I had the fortune to win the first prize in the speech contest.
Ben kendi hayatımı kazanmak zorundayım.I've got to earn my own living.
Şampiyonluğu kazanmayı imkansız buldum.I found it impossible to win the championship.
Zaman kazanmak için bilgisayar kullandık.We used the computer in order to save time.
Onun oyunu kazanmasını istiyoruz.We'd like him to win the game.
Arka arkaya dört maçı kazanmak zordur.It is hard to win four successive games.
Kazanıp kazanmamanın bir önemi yok.It doesn't matter whether you win or not.
Kazanıp kazanmaman bir şey fark etmiyor.It doesn't matter whether you win or not.
Kazanmanın bir dış şansı vardır.There's an outside chance of winning.
Çok az kazanma şansımız var.We have little chance of winning.
Tüm oyunu kazanma umudu kayboldu.All hope of winning the game vanished.
Umarım ödülü kazanmayı başarırsınız.I hope you will succeed in winning the prize.
Çok sayıda şirket sözleşmeyi kazanmak için yarışıyor.Several companies are competing to gain the contract.
Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.You should cultivate the habit of getting up early.
Onun kötü bacağı yarışı kazanmasını engelledi.His bad leg prevented him from winning the race.
Önemli olan oyunda kazanmak değil, oyunun içinde yer almak.The important thing is not to win the game, but to take part in it.
Kısa zamanda çok para kazanmak kolay değildi.It was not easy to get a lot of money in a short time.
Onun maçı kazanma şansı olduğuna hiç kimse inanmadı.Nobody believed he stood a chance of winning the match.
Onun yarışmayı kazanması gerektiği doğaldı.It was natural that he should win the contest.
Hiçbirimiz, onun uzun mesafe yarışı kazanma kararını bilmiyordu.None of us knew his decision to win the long-distance race.
Oyunu kazanması tamamen şanstı.It was pure chance that he won the game.
Onun kazanma şansı yüksek.There is a good chance that he will win.
Onun az miktarda kazanma şansı vardır.There is little chance of his winning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod