kazandı ile cümle

kazandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Birkaç paund kazandın.You've gained a few pounds.
Tom'un yazım yarışmasını kazandığını duydum.I heard that Tom won the spelling bee.
Bu kadar çok parayı nasıl kazandın?How did you get that much money?
Tom on üç paunt kazandı.Tom has gained thirteen pounds.
Tom savaş sırasında büyük para kazandı.Tom raked in money during the war.
1971 yılında Pablo Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.In 1971, Pablo Neruda won the Nobel Prize in literature.
Tom'un ailesinin ne kadar para kazandığının farkında olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom realizes how much money his parents make?
Üç hafta önce Boston'da bir poker oyununda bu gitarı kazandım.I won this guitar in a poker game three weeks ago in Boston.
Amerikan Futbolu şampiyonluk müsabakasını kim kazandı?Who won the Superbowl?
Norveçli Marit Bjoergen 15km kadınlar skiathlonunu kazandı.Norway's Marit Bjørgen won the 15km women's skiathlon.
Ole Einar Bjoerndalen 13 olimpiyat madalyası kazandı.Ole Einar Bjoerndalen has won 13 Olympic medals.
Futbol takımımız geçen sezon tüm maçları kazandı.Our soccer team won every game last season.
Kanadalı bayan hokey takımı altın madalya kazandı.The Canadian women's hockey team won the gold medal.
Tom'un yarışmalarda kazandığı kupalarla dolu bir dolabı var.Tom has a closet full of trophies that he won at competitions.
Tom, Mary'nin kazandığından daha fazla para kazanıyor.Tom makes more money than Mary does.
Biz altı iki kazandık.We won six to two.
2003'te bir madalya kazandım.I won a medal in 2003.
Erkek kardeşimin futbol takımı dün bir turnuva kazandı.My brother's football team won a tournament yesterday.
Genç yazar benzersiz bir başarı kazandı.The young writer won unparalleled success.
O, kazandığından çok para harcıyor.He lives beyond his means.
Onlar kazandıklarından çok para harcıyorlar.They live beyond their means.
Tom kazandığından çok para harcıyor.Tom lives beyond his means.
Tom Boston'da çok para kazandı ve sonra Chicago'ya geri taşındı.Tom made a lot of money in Boston and then moved back to Chicago.
Bize biraz zaman kazandırdın.You've bought us some time.
Size biraz zaman kazandıracağız.We'll buy you some time.
Tom bize biraz zaman kazandırdı.Tom has bought us some time.
Tom'un size biraz zaman kazandırdığını duydum.Tom bought you some time, I hear.
Bu bize biraz zaman kazandıracak.That'll buy us a little time.
O bana biraz zaman kazandıracak.That'll buy me some time.
Bu bize zaman kazandıracak.That will buy us time.
Bu bize biraz zaman kazandırabilir.That could buy us some time.
Ben senin bize biraz daha zaman kazandırabileceğini umuyorum.I hope you can buy us some more time.
Tom piyangoda kazandığı parayla yeni bir araba satın aldı.Tom bought a new car with the money he won in the lottery.
Bu bize çok zaman kazandırmaz.That doesn't give us a lot of time.
Aslına bakarsanız Hawaii gezisini bir ödül olarak kazandım.As a matter of fact, I won the trip to Hawaii as a prize.
Beklendiği gibi ilk sırayı kazandı.As expected, he won first place.
Tom oyunu kazandı.Tom won the game.
Tom çikolatalı barın yarısını kaybetti ama bir arkadaş kazandı.Tom lost half of his chocolate bar, but he gained one friend.
Bana kimin kazandığını söyle.Tell me who won.
Nadal zorlu bir tenis maçını kazandı. Maç beş set sürdü.Nadal won a grueling tennis match. It lasted five sets.
Tom çalışanlarının saygı ve bağlılığını kazandı.Tom gained the respect and loyalty of his employees.
O bize biraz para kazandırmalı.That should save us some money.
Sadece bana çok zaman kazandırdın.You just saved me a lot of time.
Sana biraz zaman kazandırabileceğimi düşünüyorum.I think I can save you some time.
Tom'un planı bize çok para kazandırdı.Tom's plan saved us a lot of money.
Bu makine zaman kazandırmaya yardım etmeli.This machine should help save time.
Tom kazandığının %80'i tasarruf eder.Tom saves over 80% of what he earns.
Park Street'ten kaçınırsak bu zaman kazandırır.It'll save time if we avoid Park Street.
Sana biraz zaman kazandırmak için bir yolum olduğunu düşünüyorum.I think I have a way to save you some time.
Tom'un tasarımı şirkete milyonlarca dolar kazandırdı.Tom's design saved the company millions of dollars.
Tom'un önerdiği şey hepimize biraz zaman kazandırmalı.What Tom suggested should save us all a little time.
Benim talimatlarımı dikkatli dinlerseniz, size biraz zaman kazandırır.If you listen carefully to my instructions, it'll save you some time.
O şanslıydı ve yarışmayı kazandı.He was lucky and won the competition.
Şanslıydı ve yarışı kazandı.He was lucky and won the race.
Tom, Eurovision Şarkı Yarışmasını kazandı.Tom won the Eurovision Song Contest.
Balık avı yarışmasını Tom kazandı.Tom won the fishing tournament.
Öğrenci konseyi sınıf seçimlerini kazandım.I won the student council class elections.
Futbolda dünya kupasını 1998'de Fransa kazandı.France won the World Cup in soccer in 1998.
Bu öğrenci zengin değil, o yurtdışında eğitim için bir burs kazandı.This student isn't rich, he won a scholarship to study abroad.
Erkek kardeşinin futbol takımı maçı kazandı ve şu anda kutlama yapıyorlar.Your brother's soccer team won the game and is celebrating right now.

İlgili Sayfalar