kayboluyor ile cümle
kayboluyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Birçok hayat formu kayboluyor.Many forms of life are disappearing.
Birçok eski gelenekler yavaş yavaş ortadan kayboluyorlar.Many old customs are gradually dying out.
Kızgın sular tarafından çalkalanan küçük tekne, dalgalar içinde görünüp kayboluyordu.The little boat, tossed about by the angry waters, appeared and disappeared in the waves.
Bir haritan var mı? Çünkü senin gözlerinde kayboluyorum.Do you have a map? Because I'm getting lost in your eyes.
Yaz kayboluyor ve kış yaklaşıyor.Summer is disappearing and winter approaches.
İlköğretim okulları yavaş yavaş kayboluyor.Elementary schools are gradually disappearing.
Aniden zemin ayaklarımın altından kayboluyor gibi görünüyordu.Suddenly the ground seemed to disappear from beneath my feet.
Beni Facebook'ta engelledin ve şimdi aniden kayboluyorsun.You've blocked me on Facebook, and now you suddenly disappear.
Arılar kayboluyor.The bees are disappearing.
Oyun parkı demirleri kayboluyor.Monkey bars are disappearing.
Monark kelebeği kayboluyor.Monarch butterflies are disappearing.
Saç çizgim kayboluyor.My hairline is receding.
Denklem Notu-5 kurmak için, unutmadan her iki taraf kayboluyor eğer i ≠ j.To establish (5), notice that both sides vanish when i ≠ j.
İlk başlardaki milliyetçi coşku hızlı bir şekilde kayboluyordu.The Saturday first squad has been making fast progress.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Because, when you zoom out that far, you lose the ability to view people as humans.
Ve bir şeye ne kadar yakından bakarsak, o şey o kadar kayboluyor.And the closer we look at anything, the more it disappears.
Elektronlar bir çeşit tüy gibi kayboluyorlar, ve geriye sadece enerji kalıyor.Electrons disappear in a kind of fuzz, and there is only energy.
Evren kayboluyor.The universe disappears.
Evsizler gerçekten kayboluyorsa, bu büyük bir hikayeydi.If it was true that homeless were going missing, this was a big story.
Ve bu kaynaklar kayboluyor.And those resources are going away.
Bu doğal bir süreç, ama biz yaşlandıkça kayboluyor.It's a natural process, but it is lost as we age.
Ancak bu yakınlık, buzlar tekrar eridiğinde kayboluyor.But that likelihood fades as long as ice melts again.
Ve sanırım, bazen insanlar bunu düşünürken kayboluyorlar.And I think often times people get lost in that.
Bu yetenek ortadan kayboluyor.That ability goes away.
Güneş doğuyor ve kırağı eriyip kayboluyor.The sun rises, and it melts away.
Bütün gri türler kayboluyor.All the grayed-out species disappear.
Ve sanki kelimeler eklendikçe anlam daha fazla kayboluyor.And yet the more you add, the more seems to go missing.
Yüzeydeki geminin sesleri kayboluyor.The sounds of the surface ship fade away.
Önceki günün kaygıları sahiden kayboluyor gibiydi.And it really seemed like my concerns of the previous day vanishing.
Ama sonra mantıklı olma durumu kayboluyor.But then the being sensible stopped.
Ormanlar kayboluyor, artık yerlerinde çöller var.Forests disappearing, deserts where once there was forest.
Ve bu elektron ortadan kayboluyor.And that electron disappears.
İşte bu temel birlik hissi, bizde çok çabuk kayboluyor.Well that fundamental sense of oneness is lost on us very quickly.
Schultz görüntüleri elde ettikten sonra, görüntüler kayboluyordu.Schultz's images disappeared soon after he had made them.
Arayüz kayboluyor.The interface just kind of disappears.
Yine, arayüz burada kayboluyor.Again, the interface just disappears here.
Arayüz hemen kayboluyor.The interface just disappears. I can switch to different data views.
Bilirsiniz, deneyimin bataklığında basit sözcükler kayboluyor.You know, simple words lost in the quicksand of experience.
İkincisi ise Kolomb sonunda Hindistan'a gidecek parayı buluyor, fakat kayboluyor.The second is Columbus finally gets funded to go to India, but he gets lost.
Arkaplanda kayboluyor.Disappears right into the background.
Ve bu insanlara ilaç verdiğinizde dopamin antagonisti verdiğinizde, paternler kayboluyor.And if you give them drugs that are dopamine antagonists, they go away.
Fakat UVB'nin tamamı, veya neredeyse tamamı, atmosferin kalınlığı içinde kayboluyor.But all of the UVB, or nearly all of it, is dissipated through the thickness of the atmosphere.
Bir pencereyi "Simge Durumuna Küçülttüğüm" zaman gözden kayboluyor. Pencere nereye gidiyor?When I "iconify" a window, it disappears. Where does it go?
SETimes'a konuşan Bello, "Elektrik enerjisinin neredeyse %38'i dağıtım sisteminde kayboluyor."Almost 38% of electric power is lost on the distribution system.
Ama Hans Thomas ne zaman cüce adama yaklaşsa, fırlayıp kayboluyordu.But whenever Hans Thomas approaches the little man, he seems to dash away and vanish.
Sürekli nostaljik düşüncelerin içinde kayboluyor.Il est constamment perdu dans des pensées nostalgiques.
İnsanlar kayboluyor bir daha geri gelmiyordu.Il a disparu et n'est jamais revenu.
Bu sözü söyleyerek kayboluyor.Ce mot est désuet.
Birçok hayat formu kayboluyor.Muchas formas de vida están desapareciendo.
İnsanlar kayboluyor bir daha geri gelmiyordu.Los ancianos se fueron pero no volvieron.
İnsanlar kayboluyor bir daha geri gelmiyordu.Девушка убежала, и больше никогда его не видела.
Bu sözü söyleyerek kayboluyor.З цими словами він зникає.
Arkadaşlarına yetişemeyen Hurley kayboluyor ve Jacob'un evine çok yaklaşıyor.Lemaradva a csapattól, Hurley eltéved és ráakad Jacob kunyhójára.
Kaydetmezsen kayboluyor" der.Αν το αγνοήσω, θα εξαφανιστεί».
İnsanlar kayboluyor bir daha geri gelmiyordu.Satu wanita menghilang tanpa kembali lagi.
Bu sözü söyleyerek kayboluyor.”此言頗泄。
İnsanlar kayboluyor bir daha geri gelmiyordu.그리고 서복은 떠났으나 다시는 돌아오지 않았다.
Bu sözü söyleyerek kayboluyor.בנוסח אשכנז משמיטים מילה זו.
Bu sözü söyleyerek kayboluyor.Gutanjem taj osjećaj nestaje.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor. Kayboluyor.Но мы не пользуемся ей, она просто остаётся там, она потеряна.
İlgili Sayfalar