Sis saat on civarında kaybolmaya başladı.The fog began to disappear around ten o'clock.
Okuma bir kez kazanıldığında asla kaybolmayan alışkanlık türüdür.Reading is the kind of habit that once acquired is never lost.
O, anılarımda kaybolmaya başlamıştı.She had begun to recede in my memory.
E-postalar birdenbire gelen kutumdan kaybolmaya başladı.Emails have started suddenly disappearing from my inbox.
Ayrıntılarda kaybolmayalım.Let's not get lost in details.
Kaybolmayacağından emin ol.Make sure you don't get lost.
Eski gelenekler kaybolmaya devam ediyor.Old customs keep disappearing.
Tom büyük ihtimalle kaybolmayacak.Tom isn't very likely to get lost.
Fadıl uzun süreli dönemlerle ortadan kaybolmaya başladı.Fadil began to disappear for long periods of time.
Tom kaybolmayacak, değil mi?Tom isn't going to lose, is he?
Sami'nin arkadaşları ortadan kaybolmaya devam ettiler.Sami's friends continued to disappear.
M, hiçbir yerde kaybolmayan bir holomorfik n-şekline sahiptir.M has a holomorphic n-form that vanishes nowhere.
Bu etkiler Dünya’ya dönüldüğü anda kaybolmaya başlar.These effects begin to reverse quickly upon return to the Earth.
Dolayısıyla bunlar daima noksan ve zamanla kaybolmaya mahkumdur.In either case, this is considered normal and will disappear with time.
Gece olunca evden çok sayıda ses duyulur ve Bill'in arkadaşları birer birer kaybolmaya başlar.As night falls, the knocking noises grow, and Bill's friends start to disappear.
Artan sıklıklarda zihnindeki büyük bellek parçaları kaybolmaya başlar.Large chunks of memories are lost at increasing frequencies.
Hizmetçiler, gölgeli bir figürün saldırısına uğradıkça kaybolmaya başlar.Maids start disappearing as they are attacked by a shadowy figure.
İlacın etkileri yavaş yavaş kaybolmaya başladı.Les effets du médicament se sont peu à peu dissipés.
Büyük aileler kaybolmaya başladı.Voilà comment disparaissaient les familles.
Bu etkiler Dünya’ya dönüldüğü anda kaybolmaya başlar.Ces effets disparaissent rapidement après le retour sur Terre.
Victoria Şelalesi'nin üzerinde ise,hiç kaybolmayan bir gökkuşağı vardır.En outre, l'aéroport d'Ameland, situé sur l'île éponyme, ne dispose pas d'une piste goudronnée.
Gece olunca evden çok sayıda ses duyulur ve Bill'in arkadaşları birer birer kaybolmaya başlar.A medida que transcurre la noche, los ruidos crecen, y los amigos de Bill comienzan a desaparecer.
Nehirdeki balıklar kaybolmaya başladı.Из реки стала исчезать рыба.
Büyük aileler kaybolmaya başladı.Здесь начали пропадать люди.
Bu sebeple köyün nüfusu tamamen kaybolmaya yüz tutmuş durumdadır.وبهذا تنجو المدينة من الدمار الكامل.
Gece olunca evden çok sayıda ses duyulur ve Bill'in arkadaşları birer birer kaybolmaya başlar.À medida que a noite cai, os ruídos na casa aumentam e os amigos de Bill começam a desaparecer um a um.
Büyük aileler kaybolmaya başladı.Wielkie rody rozpadały się.
Büyük aileler kaybolmaya başladı.Kdy zanikla Velká Morava.
İlacın etkileri yavaş yavaş kaybolmaya başladı.Efectele medicamentului au început să dispară încetul cu încetul.
Büyük aileler kaybolmaya başladı.Sok család eltűnt.
Şehir merkezinde bu gelenekler kaybolmaya yüz tutmuştur.Keskustan alueella harjualue haarautuu.
Büyük aileler kaybolmaya başladı.Anak-anak tangga mulai menghilang.
Büyük aileler kaybolmaya başladı.多くの著名な一族が没落した。
İletişimsel bellek onu taşıyan bireyler ölmesi ile kaybolmaya başlar.我們必讓那些造成你死亡的人哭泣。
Victoria Şelalesi'nin üzerinde ise,hiç kaybolmayan bir gökkuşağı vardır.正值护国寺庙市,琉璃器碎无一存。
Victoria Şelalesi'nin üzerinde ise,hiç kaybolmayan bir gökkuşağı vardır.על-פי השָרִיעָה, אין באסלאם היררכיה של פוסקי הלכה.
Bu sebeple köyün nüfusu tamamen kaybolmaya yüz tutmuş durumdadır.Селото е на път да се обезлюди напълно.
Annem öldüğü için değil... ... arkasında hiç kaybolmayacak bir ilişki mirası bıraktığı için.אלא מפני שהיא השאירה אחריה מורשת של מערכות יחסים, שלא תוכל להיעלם לעולם.
Kesip yapıştırsam da, dediğim gibi çekirdek kaybolmaya başlıyor.Jen to vystřihnu a vložím. Ale jak jsem říkal, jádro v této fázi mizí, tak ho musím vymazat.
Kesip yapıştırsam da, dediğim gibi çekirdek kaybolmaya başlıyor.복사해서 이쪽에 붙였습니다
Kesip yapıştırsam da, dediğim gibi çekirdek kaybolmaya başlıyor.Metafaza din mitoză... Aceasta se cheamă Metafaza 1...cînd totul se aliniază. Acum vom intra în Anafaza 1.
Kesip yapıştırsam da, dediğim gibi çekirdek kaybolmaya başlıyor. O yüzden çekridekten kurtukmalyım.Jeśli to przekleję -- mówiłem już, że otoczka jądrowa zanika, więc się jej pozbędę.
Kesip yapıştırsam da, dediğim gibi çekirdek kaybolmaya başlıyor. O yüzden çekridekten kurtukmalyım.Se li copio, anche se ho detto che il nucleo sta scomparendo, adesso tolgo il nucleo.
Kesip yapıştırsam da, dediğim gibi çekirdek kaybolmaya başlıyor. O yüzden çekridekten kurtukmalyım.Ще го копирам и поставя, но казах че ядрото започва да изчезва, затова ще го изтрия.
Kesip yapıştırsam da, dediğim gibi çekirdek kaybolmaya başlıyor.核は
Mümkünse bu iş, o kaybolmaya olduğunu kendi düşünce bile, kız kardeşi daha belirleyici.Dans ce métier, sa propre pensée qu'il avait été à disparaître, si possible, même plus décisif que sa sœur.
Mümkünse bu iş, o kaybolmaya olduğunu kendi düşünce bile, kız kardeşi daha belirleyici.Ebben a szakmában, a saját gondolat, hogy ő eltűnik volt, ha lehet, még határozottabb, mint a húga.
Mümkünse bu iş, o kaybolmaya olduğunu kendi düşünce bile, kız kardeşi daha belirleyici.가능하면이 사업에서, 그가 사라질 것을 자신의 생각도,되었다 동생의보다 더 결정.
Mümkünse bu iş, o kaybolmaya olduğunu kendi düşünce bile, kız kardeşi daha belirleyici.V tem poslu, svoje misli, da je moral izginiti bilo, če je mogoče, tudi več kot odločilen svoje sestre.
Mümkünse bu iş, o kaybolmaya olduğunu kendi düşünce bile, kız kardeşi daha belirleyici.בעסק הזה, המחשבה שלו שהוא חייב היה להיעלם, אם אפשר, אפילו מכריע יותר של אחותו.
Mümkünse bu iş, o kaybolmaya olduğunu kendi düşünce bile, kız kardeşi daha belirleyici.في هذه الأعمال ، وكان يعتقد أن بلده كان عليه أن تختفي ، وإذا كان ذلك ممكنا ، حتى وأكثر حسما من شقيقته.
Mümkünse bu iş, o kaybolmaya olduğunu kendi düşünce bile, kız kardeşi daha belirleyici.彼の妹のより決定的。 彼は塔の時計まで、空と穏やかな反射のこの状態のまま