Bu otel benim kayın biraderime ait.This hotel belongs to my brother-in-law.
Constantinus'un yarım kayın-biraderi. ^ Julianus, Epistula ad SPQ Atheniarum 270 D,Julian, Letter to the Athenians, 270D.
Kayın-birader !Brother-in-law.
Kayın birader !Brother-in-law.
Kayın biraderBrother-in-law.
Kayın birader, bırak onu Onun hatası değilBrother-in-law, let go. It's not her fault.
Kayın birader ! itiraf ediyorum iyi dinle, bu işten yırtamazsın dediklerine dikkat etBrother-in-law, I'll confess. Listen well, he'll get you no matter what, watch what you're saying.
Aynı zamanda kayın biraderi olan Peter Waage ile birlikte çeşitli buluşlara imza atmışlardır.En outre, Peter Van de Veire accueille une nouvelle associée.
Aynı zamanda kayın biraderi olan Peter Waage ile birlikte çeşitli buluşlara imza atmışlardır.Junto con su cuñado, Peter Waage, proponiendo la Ley de acción de masas.
C-Note kayın biraderinden karısına ve kızına iyi bakmasını ister.Пол записывает для жены и сына видео-завещание.
Denise Richardsın eski kayın biraderi.Бывший муж Рэйчел Вудс.
Şevket bu sırada kayın biraderi ve rejimin varisi Beşar Esad 'le yakın ilişki kurdu.Vid denna tid styrdes landet av ett råd där hennes morbror Sten och svåger Per Brahe ingick.