İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.És megkérdé õt egy fõember, mondván: Jó Mester, mit cselekedjem, hogy az örökéletet elnyerhessem?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.In vpraša ga neki poglavar, rekoč: Dobri učenik, kaj naj storim, da podedujem večno življenje?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.I otázalo se ho jedno kníže, řka: Mistře dobrý, co čině, život věčný obdržím?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.I pytał go niektóry książę, mówiąc: Nauczycielu dobry! co czyniąc odziedziczę żywot wieczny?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.어떤 관원이 물어 가로되 선한 선생님이여 내가 무엇을 하여야 영생을 얻으리이까
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Le preguntó cierto hombre principal, diciendo: --Maestro bueno, ¿qué haré para obtener la vida eterna
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Og en af de Øverste spurgte ham og sagde: "Gode Mester! hvad skal jeg gøre, for at jeg kan arve et evigt Liv?"
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Og en rådsherre spurte ham: Gode mester! hvad skal jeg gjøre for å arve evig liv?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Un chef interrogea Jésus, et dit: Bon maître, que dois-je faire pour hériter la vie éternelle?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Und es fragte ihn ein Oberster und sprach: Guter Meister, was muß ich tun, daß ich das ewige Leben ererbe?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Un fruntaş a întrebat pe Isus: ,,Bunule Învăţător, ce trebuie să fac ca să moştenesc viaţa vecinică?``
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Un notabile lo interrogò: «Maestro buono, che devo fare per ottenere la vita eterna?»
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Και αρχων τις ηρωτησεν αυτον λεγων Διδασκαλε αγαθε, τι να πραξω δια να κληρονομησω ζωην αιωνιον;
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.И спросил Его некто из начальствующих: Учитель благий! что мне делать, чтобы наследовать жизнь вечную?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Истина ви казвам: Който не приеме като детенце Божието царство, той никак няма да влезе в него.
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.І питав Його один старшина, кажучи: Учителю благий, що робивши життв вічне насліджу.
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.וישאלהו קצין אחד לאמר רבי הטוב מה לי לעשות ואירש חיי עולמים׃
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.وسأله رئيس قائلا ايها المعلّم الصالح ماذا اعمل لأرث الحياة الابدية.
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.有 一 個 官 問 耶 穌 說 、 良 善 的 夫 子 、 我 該 作 甚 麼 事 、 纔 可 以 承 受 永 生
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.有 一 個 官問耶穌說 、 良善 的 夫子 、 我該作 甚 麼事 、 纔 可以 承受 永生
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Ale nechcete prijsť ku mne, aby ste mali život.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.A nechcete přijíti ke mně, abyste život měli.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.a nočete priti k meni, da bi imeli življenje.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.A wżdy do mnie przyjść nie chcecie, abyście żywot mieli.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Các ngươi không muốn đến cùng ta để được sự sống!
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Các ngươi không muốn đến_cùng ta để được sự sống !
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.En toch wilt u niet bij Mij komen om eeuwig leven te vinden.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.És nem akartok hozzám jõni, hogy életetek legyen!
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Et vous ne voulez pas venir à moi pour avoir la vie!
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.ja te ette tahdo tulla minun tyköni, että saisitte elämän.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.그러나 너희가 영생을 얻기 위하여 내게 오기를 원하지 아니하는도다
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.mas não quereis vir a mim para terdes vida!
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Ma voi non volete venire a me per avere la vita
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Men I viljen icke komma till mig för att få liv.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.og I vil ikke komme til mig for å få liv.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Og I ville ikke komme til mig, for at I kunne have Liv.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Şi nu vreţi să veniţi la Mine, ca să aveţi viaţa!
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Tetapi kalian tidak mau datang kepada-Ku untuk mendapat hidup kekal
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.und ihr wollt nicht zu mir kommen, daß ihr das Leben haben möchtet.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Y vosotros no queréis venir a mí para que tengáis vida
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.πλην δεν θελετε να ελθητε προς εμε, δια να εχητε ζωην.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Но вы не хотите придти ко Мне, чтобы иметь жизнь.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.От човеци слава не приемам;
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.Та не хочете прийти до мене, щоб життє мати.
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.ואתם אינכם אבים לבוא אלי להיות לכם חיים׃
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.ولا تريدون ان تأتوا اليّ لتكون لكم حياة
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.然 而 你 們 不 肯 到 我 這 裡 來 得 生 命
Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.然而 你 們不肯 到 我 這裡來 得 生命
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?Cuando lo único que queremos es volver a casa, a nuestras mujeres. - ¿Qué?
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?- när det enda vi vill är att komma hem till våra tjejer.
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?- når det eneste, vi vil, er at komme hjem til vores damer.
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?Terwijl we hier alleen weg willen en teruggaan naar onze meisjes. Niet?
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?Всичко, което искаме, е да си бием шута оттук, и при нашите момичета. Нали?
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?- Когато единственото нещо, което ние искаме, е да се прибера нашите дами.
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?בזמן שהדבר היחיד שאנו רוצים... ?הוא לחזור לחברות שלנו, נכון
- tek aklımızda olan buradan kurtulup hatunlarımıza kavuşmak değil mi?حيث أن كل ما علينا فعله هو الخروج من هنا و العودة لفتياتنا . أليس كذلك؟
Tek istediğiniz, asıl vücutlarınıza kavuşmaktı.Chcieliście tylko odzyskać wasze ciała.
Tek istediğiniz, asıl vücutlarınıza kavuşmaktı.I ville jo bare have jeres kroppe tilbage.
Tek istediğiniz, asıl vücutlarınıza kavuşmaktı.Lo único que vosotros queríais era recuperar vuestros cuerpos.
Tek istediğiniz, asıl vücutlarınıza kavuşmaktı.Ni ville ju bara återfå era kroppar.