kavramı ile cümle

kavramı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dr. V: Bakin, McDonald's kavrami cok basit벤카타스와미 박사: 맥도날드의 개념은 단순합니다.
Dr. V: Bakin, McDonald's kavrami cok basitד"ר ו': אתה מבין, הרעיון של מקדונלדס הוא פשוט.
Dr. V: Bakin, McDonald's kavrami cok basitالدكتور فى. : انظر، مفهوم "ماكدونالدز" بسيط.
Dr. V: Bakin, McDonald's kavrami cok basit世界中の人々を 世界中のあらゆる場所で
Duruşların resimlerine bakmazlar. Güç kavramı hakkında ön bilgi vermek istemeyiz.De ser inga bilder på poserna, för att inte bli påminda om begreppet makt.
Duruşların resimlerine bakmazlar. Güç kavramı hakkında ön bilgi vermek istemeyiz.We willen geen krachtconcept inprenten.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.Das Konzept kam von Linus Pauling.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.El concepto fue creado por Linus Pauling.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.이 개념은 라이너스 폴링에 의해 정립되었습니다.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.Linus Pauling kom op med dette koncept.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.O conceito surgiu por Linus Pauling.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.Pojęcie elektroujemności pojawiło się u Linusa Paulinga.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.S tímto pojmem přišel Linus Pauling.
Elektronegatiflik kavramı Linus Pauling tarafından ortaya atılmıştır.Концепцію запропонував Лайнус Полінг.
Entalpi kavramı ısıyla doğrudan ilişkilidir.Aber Enthalpie ist eng verwandt mit Wärme.
Entalpi kavramı ısıyla doğrudan ilişkilidir.Ale entalpia jest silnie związana z ciepłem.
Entalpi kavramı ısıyla doğrudan ilişkilidir.Ale s teplem toho má hodně společného.
Entalpi kavramı ısıyla doğrudan ilişkilidir.それの熱内容。
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Các vị vua thời cổ đại không có khái niệm gì về ADN, nhưng họ đã có khái niệm về quyền lợi dòng nòi.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.De vorsten van de oude wereld begrepen niets van DNA, maar ze kenden wel het geboorterecht.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.I monarchi del vecchio mondo non conoscevano il DNA, ma avevano chiaro il concetto del diritto di nascita.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Królowie całego świata nie posługiwali się pojęciem DNA, ale posługiwali się pojęciem szlachetnego urodzenia.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Les monarches de l'ancien monde n'avait pas la notion d'ADN, mais ils avaient la notion du droit de naissance.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Los monarcas del viejo mundo no conocían el ADN, pero tenían clara la idea de derecho de nacimiento.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Monarchovia starého sveta nechápali DNA, ale chápali právo prvorodeného.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Monarhii lumii nu cunoşteau conceptul de ADN, dar cunoşteau conceptul de drept obţinut prin naştere.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Monarkerna förr visste inte vad DNA var, men de hade en idé om födslorätt.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Para raja di dunia kuno tidak memiliki konsep DNA namun mereka memiliki konsep hak kelahiran.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Монарсите на стария свят не са имали разбиране за ДНК но са имали такова за рожденното право.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Монархи Старого мира не имели понятия о том, что такое ДНК, но прекрасно знали, что такое право по рождению.
Eski dünyanın kralları DNA kavramından habersizdi, ama doğumla kazanılan haklar kavramına sahiptiler.Монархи старого світу не знали про ДНК, однак вони знали, що існує невід'ємне право.
Fakat biz bu vektörlerin uzunluk kavramını tanımladık ve bu kavramın yönsüz bir büyüklük olduğunu gördük. -Již jsme si definovali pojem délky vektoru a víme, že se jedná o skalární hodnotu.
Fakat biz bu vektörlerin uzunluk kavramını tanımladık ve bu kavramın yönsüz bir büyüklük olduğunu gördük. -하지만 사실 우리는 그것의 길이의 개념을 정의하였습니다 그리고 우리는 실제로 이것이 스칼라값이라는 것을 봤습니다
Fakat biz bu vektörlerin uzunluk kavramını tanımladık ve bu kavramın yönsüz bir büyüklük olduğunu gördük. -ولكن لقد حددنا فعلا أنها فكرة طول. ولقد رأينا أن هذا في الواقع قيمة مفردة.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Aun no sabemos que es el valor presente
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Emme vieläkään tiedä mikä sen nykyarvo on.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Maar we weten de contante waarde nog niet.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Nós ainda não sabemos o que é valor presente.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Stale nevieme, aka je sucasna hodnota.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Stále nevíme, jaká je současná hodnota.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Wciąż nie wiemy, czym jest wartość bieżąca (PV).
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Ακόμα δεν ξέρουμε τι είναι η παρούσα αξία.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.Мы до сих пор не знаю какой текущая стоимость.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.نحن حتى الآن لا نعرف ما هي القيمة الحالية.
Fakat hala "bugünkü değer" kavramının ne olduğunu bilmiyoruz.ある程度は、
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Ale jednak nie zgodzę się, że nie była autentycznie afrykańska.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Ale po pravdě mě nenapadlo, že selhala při dosahováni čehosi, jménem africká autentičnost.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Ampak si nisem predstavljala, da roman ni dosegel "afriške avtentičnosti".
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Dar nu-mi imaginasem că nu am reuşit să dobândesc ceea ce se numeşte autenticitate africană.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.De egy percig sem gondoltam, hogy elbukott, mint eredeti afrikai regény.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.그러나 실패하지 않았다고 생각하는 부분이 있는데요. 바로 진짜 아프리카적이란 무엇인가를 보여줬다는 것입니다.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Maar ik had niet kunnen bedenken dat het had gefaald in zoiets als het authentiek Afrikaans zijn.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Mas não havia imaginado que tinha falhado em conseguir uma autenticidade africana.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Men jag hade inte riktigt insett att den brast i att uppnå något som kunde kallas autentisk afrikanskhet.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Mutta en ollut kuvitellut, että se oli epäonnistunut saavuttamaan jonkin afrikkalaisen autenttisuuden.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Nhưng tôi hoàn toàn không hề tưởng tượng là nó lại không thể đạt được cái gọi là Chất Châu Phi.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Αλλά δεν μπορούσα να φανταστώ ότι είχα αποτύχει να κατορθώσω την επονομαζόμενη αφρικανική αυθεντικότητα.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Но изобщо не бях си представяла, че той не е успял да постигне нещо, наречено африканска автентичност.
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.Но я даже предположить не могла, что в романе мне не удалось передать "африканскую подлинность".
Fakat, otantik Afrika denilen kavramı yansıtmakta başarısız olduğunu hiç düşünmemiştim.אך התקשיתי לדמיין שהוא נכשל בהשגת משהו כמו "אותנטיות אפריקאית".
İlgili Sayfalar