kat ile cümle
kat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O toplantıya katılmazsak daha iyi olur.It would be better if we didn't attend that meeting.
Benim iki katım kadar güçlüsün.You are twice as strong as I am.
Siz benim iki katım kadar güçlüsünüz.You are twice as strong as me.
Bu gece partiye katılmam gerekiyor mu?Do I have to attend the party tonight?
Üst kattaki odayı bir öğrenciye kiraladılar.They rented the upstairs room to a student.
O, benim iki katım kadar yaşlıdır.He is twice as old as I am.
Pozitif iyonlara katyonlar denir.Positive ions are called cations.
Onlar şu anda bir toplantıya katılıyorlar.They are currently attending a meeting.
Yine de, fikrine katılamıyorum.I can't, however, agree with your opinion.
Böyle bir dile katlanamam!I won't tolerate such language!
Tom, Boston maratonuna katıldı.Tom participated in the Boston marathon.
Tom bir tanıtım etkinliğine katıldı.Tom took part in a promotional event.
Bagajını üst kata taşımasına yardım ettim.I helped him carry his luggage upstairs.
Gürültü yapan çocuklara katlanamıyorum.I can't stand noisy children.
Onun hakaretlerine daha fazla katlanamam.I can't put up with his insults any longer.
Bay Kato artık çalışamayacak kadar çok yaşlı.Mr. Kato was too old to work any longer.
Babam yemek pişirme yarışmasına katıldı ve birinci geldi.My father participated in a cooking contest and came in first.
Tom ve Mary kıyafet balosuna katıldılar.Tom and Mary attended a costume party.
Size gönülden katılıyorum.I wholeheartedly agree.
Tom'un söylediği her şeye yürekten katılıyorum.I wholeheartedly agree with everything Tom said.
Kırsal yaşamın rahatsızlığına katlanamam.I can't put up with the inconvenience of country life.
Katarzyna ve Milena, Magdalena ile aynı sınıfta.Katarzyna and Milena are in the same class as Magdalena.
Düşman, şehirde korkunç bir katliam yaptı.The enemy committed a horrible manslaughter in the city.
Bugünkü toplantıya katılmalıydın.You should have attended today's meeting.
Tom Mary'nin ona katılmamasına kızgın.Tom is angry that Mary disagrees with him.
İşini değerlendirirken, onun deneyim eksikliğini de hesaba katmalıyız.In judging his work, we must take his lack of experience into account.
Eğer bize katılmak isterseniz biz yedide kahvaltı yapıyoruz.We are breakfasting at seven, if you would like to join us.
İnsanlar nahoş olmadan katılmama yeteneğini kaybettiler.People have lost the ability to disagree without being disagreeable.
Sen benim iki katım kadar ağırsın.You're twice as heavy as me.
Ben senin düşünceni anlıyorum, ama yine de katılmıyorum.I get your point, but I still don't agree.
Tom ve Mary gruba katıldılar.Tom and Mary joined the group.
Ben onun söylediklerine çoğunlukla katılıyorum.I mostly agree with what he said.
Binanın 20 katı var.The building has 20 floors.
Kate kraliyet ailesinin tam üyesi oldu.Kate has become a full member of the royal family.
Bana son kataloğunuzu gönderebilir misiniz lütfen?Could you send me your last catalogue, please?
Kate kitap okumaya zorlandı.Kate was obliged to read the book.
Donanmaya katıldım.I joined the navy.
Buna katlanılmayacak.This will not be tolerated.
Katrina kasırgası New Orleans'ı perişan etti.Hurricane Katrina devastated New Orleans.
Katrina kasırgası New Orleans'ı harap etti.Hurricane Katrina devastated New Orleans.
Tom bir katolik lisesine gitti.Tom went to a Catholic high school.
Mary Katolik lisesine gitti.Mary went to a Catholic high school.
El tırnakları ayak tırnaklarına göre yaklaşık dört kat daha hızlı büyür.Fingernails grow nearly four times faster than toenails.
Binaların birkaç katı var.Buildings have several floors.
Biri onun içeceğine alkol kattı.Someone spiked her drink.
Onun onun içkisine alkol kattığını gördüm.I saw her spike his drink.
Su sıvıdır. O, donduğu zaman katılaşır.Water is liquid. It becomes solid when it freezes.
Tom gömleğini katlıyor.Tom is folding his shirt.
Elbisemi katlıyorum.I am folding my dress.
Tom bir katot ve anot arasındaki farkı anlamıyor.Tom doesn't understand the difference between a cathode and an anode.
Onun konferanslarından hiç birine katılmadım.I haven't attended any of his conferences.
Bu, şimdiye kadar bir derse ilk kez katılışım.This is the first time I've ever attended a lesson.
Konferansa katılamam.I cannot attend the conference.
Şimdiye kadar büyük bir halıyı ilk defa tek başıma katladım.This is the first time I've ever folded the big carpet by myself.
Dünyanın hem en uzun hem de en küçük adamları bir sirke katıldılar.The tallest and smallest men in the world both joined the circus.
Onun kabalığına katlanamıyorum.I can't tolerate his rudeness.
Bilimsel toplantılara katılırım.I attend scientific conferences.
Yurtdışında konferanslara katılıyorsun.You attend conferences abroad.
Tüm toplantılara katılıyorsun.You attend all the meetings.
O tıbbi konferanslara katılır.He attends medical conferences.