kat kat ile cümle
kat kat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onun kamerası benimkinin üç katı kadar pahalı.His camera is three times as expensive as mine.
Onun kibri artık katlanılır değil.His arrogance is no longer tolerable.
Onun evi benimkinden üç kat büyük.His house is three times larger than mine.
Onun maaşı yedi sene öncesinin iki katı.His salary is double what it was seven years ago.
Onun deneyimsizliğini hesaba katmalısın.You must make allowance for his inexperience.
Onun planına katılıyorum.I agree with his plan.
Çoğunlukla onun dediğine katılıyorum.For the most part, I agree with what he said.
Onun ofisi sekizinci kattadır.His office is on the eighth floor.
Onun geliri benimkinden üç kat daha büyüktür.His income is three times larger than mine.
Ben onun cenaze törenine katılmadım.I didn't attend his funeral.
Onun cenaze törenine pek çok kişi katıldı.A great many people attended his funeral.
Onun sahip olduğunun iki katı kadar kitabım var.I have twice as many books as he.
Onun tükürme şekline katlanamam.I can't put up with the way he spits.
Onun ağırlığı on yıl öncekinin iki katı.His weight is double what it was ten years ago.
Onların varış haberi heyecanımıza katkıda bulundu.The news of his arrival added to our excitement.
Onun odası benimkinin iki katı kadar büyüktür.His room is twice as large as mine.
Ben artık onun zorbalığına katlanamam.I can't put up with his violence any longer.
Onun kaba davranışına katlanma sorunum var.I have trouble putting up with his rude manner.
Toplantıya katılmak için erkenden kalktı.He got up early in order to attend the meeting.
Benim iki katım kadar yaşlıdır.He is twice as old as I.
Senin yediğin miktarın iki katını yedi.He ate twice the amount that you ate.
Olimpiyat oyunlarına katıldı.He took part in the Olympic Games.
O, soğuk algınlığından dolayı maratona katılmaktan vazgeçti.He gave up taking part in the marathon on account of his cold.
O Katolik inancına ait.He belongs to the Catholic faith.
O kanser araştırmaları için büyük bir katkı yaptı.He made a great contribution to research into cancer.
Onun yarışmaya katılacağından eminim.I'm sure that he will take part in the contest.
O, Kathy ile evlenmeye karar verdi.He made up his mind to marry Kathy.
O sınıf toplantılarına katılmayı ihmal etmez.He makes a point of attending class meetings.
O, Kate'in şarap içmesine izin vermez.He doesn't let Kate drink wine.
Kahveye biraz şeker kattı.He added a little sugar to the coffee.
O, görüşmede güçlüklere katlandı.He took great pains in the negotiation.
O, yarışa katıldı.He took part in the race.
Başkan yardımcısı olarak toplantıya katıldı.He attended the meeting as deputy president.
O, toplantıya katıldı.He took part in the meeting.
O, tartışmaya katılmadı.He didn't participate in the discussion.
O, yarışmaya katılmak istiyor.He wants to participate in the contest.
O, yarışmaya katılmaktan diskalifiye edildi.He was disqualified from taking part in the contest.
O, atletizm karşılaşmasına katıldı.He took part in the athletic meeting.
Projeye elli dolar katkıda bulundu.He contributed fifty dollars to the project.
Onun savaşa katıldığı söyleniyor.He is said to have taken part in the battle.
O, şehrin gelişimine katkıda bulundu.He contributed to the development to the city.
O, tartışmaya katıldı.He participated in the debate.
O savaş karşıtı bir gösteriye katıldı.He took part in the anti-war demonstration.
Suça katıldığını inkar etti.He denied having taken part in the crime.
O havluları katladı ve onları dolaptaki yerine koydu.She folded up the towels and put them away in the cupboard.
O, kimsenin hayal edemeyeceği en büyük sıkıntıya katlandı.He put up with the greatest hardship that no one could imagine.
Kapıyı kapattı ve üst kata çıktı.He shut the door and went upstairs.
Partiye katılamadı.He wasn't able to attend the party.
O iyi bir manzaranın tadını çıkarmak için üst katta bir oda kiraladı.He rented a room on the top floor in order to enjoy a good view.
O bana istasyona giden yolu gösterme zahmetine katlandı.He took the trouble to show me the way to the station.
Saçını tarama zahmetine katlanmaz.He doesn't bother to comb his hair.
O, İngilizce kulübüne katıldı.He joined the English club.
Eşinin iki katı kadar ağırdır.He is twice as heavy as his wife.
Hastalık onun partiye katılmasını engelledi.Illness prevented him from attending the party.
O, toplantıya katılmadı.He didn't attend the meeting.
O, ara sıra toplantılara katılır.He attends meetings off and on.
Toplantıya katılma randevusunu iptal etti.He canceled the appointment to attend the meeting.
İlerleme katediyor.He is getting better.
Bilimsel konferansa katıldı.He attended the scientific conference.
O, bir hakarete katlandı.He suffered an insult.