Ana içeriğe geç
Sözlük

kari ile cümle

kari kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Karımı tanıtayım.Let me introduce my wife.
İşlerime karışmayın.Don't meddle in my affairs.
Amcam trafik kazasına karıştı.My uncle was involved in the traffic accident.
Dayım trafik kazasına karıştı.My uncle was involved in the traffic accident.
Ben senin karınım ve seni memnun etmek için güzel görünmekten hoşlanıyorum.I'm your wife and I like to look nice to please you.
Ben her zaman, John'u Paul ile karıştırıyorum.I'm always confusing John with Paul.
Ben her zaman John'u ve onun ikiz erkek kardeşini karıştırırım.I always confuse John and his twin brother.
Ben kızarmış karidesi severim.I like my shrimps fried.
Ben küçük bir tartışmaya karıştım.I was involved in a petty argument.
Ben münakaşaya karıştım.I was involved in the quarrel.
O meseleye karıştırılmak istemiyorum.I don't want to be involved in that matter.
Belaya karıştım.I was involved in the trouble.
New York'un her karışını bilirim.I know every inch of New York.
Aile bütçesini karıma emanet ettim.I entrusted my wife with the family finances.
Seni işe karıştırmak istemedim.I didn't want to bring you in.
Karıma hemen hazırlanmasını söyledim.I told my wife to get ready in a hurry.
Karımı görmek için hastaneye gittim.I went to the hospital to see my wife.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Karımı yeni bir halı almaktan caydırdım.I talked my wife out of buying a new carpet.
İşi eğlenceyle karıştırmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to mix business with pleasure.
Ailemi kariyerimin önünde tuttum.I put my family before my career.
Bazen "curve"'ü "carve" ile karıştırıyorum.At times I confuse curve with carve.
Ben bu kitabı karım için değil, kendim için satın aldım.I bought this book for myself, not for my wife.
Onun suça karıştığını duydum.I heard of his involvement in crime.
İşi ve oyunu karıştıran bir iş bulmak istiyorum.I want to get a job that mixes work and play.
Bir avukat olarak kariyer yapacağım.I will establish myself as a lawyer.
Özel işlere karışmayın.Don't interfere in private concerns.
Biz onu bir Amerikalı ile karıştırdık.We took him for an American.
Biz karı-kocayız.We are husband and wife.
Seni ilgilendirmeyen konulara karışma!Don't interfere with matters that do not concern you!
Eriyen dondurmanın etrafındaki alan karıncalarla kaynıyordu.The area around the melting ice cream was crawling with ants.
Seni ilk gördüğümde kız kardeşinle karıştırdım.I mistook you for your sister when I first saw you.
Yazı şekli bu makalede çok daha az karışık.The writing style is much less complicated in this article.
Karım gözyaşlarına boğuldu.My wife burst into tears.
Karıma bağırıyor muydun?Were you shouting at my wife?
Kulübenin çatısı karın ağırlığı altında gıcırdadı.The roof of the hut groaned under the weight of the snow.
Bana karışmayın.Don't pick at me.
O, yoldaki karı temizledi.He cleared the path of snow.
Öğretmenim kariyer seçiminde bana rehberlik etti.My teacher guided me in the choice of a career.
Öğretmenim kariyer seçiminde bana yol gösterdi.My teacher guided me in the choice of a career.
Saçlarım çok karışık oldu.My hair got kinky.
O, yeni pozisyonundan vazgeçerek karısını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his wife by giving up his new position.
Diğer insanların işlerine karışmayın.Don't interfere in other people's affairs.
Diğer insanların işine karışmayın.Don't meddle in other people's affairs.
Su ve yağ birbirine karışmaz.Oil and water don't blend.
Yağı suyla karıştıramazsın.You can't mix oil with water.
Mavi boyayı sarı boyayla karıştır.Blend the blue paint with the yellow paint.
Uzun, uzun zaman önce yaşlı bir adam ve karısı yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man and his wife.
Mavi boya ile kırmızı boyayı karıştırın.Blend the red paint with the blue paint.
Onun, bütün o karın altında gömülü olduğunu duyuyorum.I hear it's buried under all that snow.
Ev karın ağırlığı altında çöktü.The house collapsed under the weight of snow.
İki saat süresince karın içinde otobüsü bekledim.I waited for the bus in the snow as long as two hours.
Öğretmen bizim adlarımızı karıştırdı.The teacher mixed up our names.
Sendikanın liderleri, daha yüksek ücret için ortalığı karıştırıyorlardı.The leaders of the Union agitated for higher wages.
Ayağımda karıncalanma var.I've got pins and needles in my leg.
Başkalarının işlerine karışmayın.Don't interfere in others' affairs.
Başka insanların işine karışmamalısın.You shouldn't interfere in other people's business.
Başka insanların işlerine karışmamalısınız.You shouldn't interfere in other people's business.
Güneş karı eritti.The sun melted the snow.
Herkes beni erkek kardeşimle karıştırıyor.Everyone mistakes me for my brother.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod