kararmış ile cümle
kararmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Otele vardığımda hava kararmıştı.It was dark when I reached the hotel.
Ben eve vardığımda hava oldukça kararmıştı.It was quite dark when I got home.
Köye vardığımızda hava kararmıştı.It was after dark when we got to the village.
Hava kararmıştı ve ne yapacağımı şaşırmıştım.It got dark and I was at a loss what to do.
O, içeri girdiğinde hava kararmıştı.It was dark when he came in.
Tom eve vardığında, zaten hava kararmıştı.It was already dark when Tom got home.
Tom buraya geldiğinde hava kararmıştı.Tom didn't get here until after dark.
Büyük nehir, alüvyonla kararmıştı.The great river was dark with silt.
Tom eve döndüğünde hava çoktan kararmıştı.It was already dark when Tom returned home.
Eve döndüğümde hava kararmıştı.It was dark when I got back home.
Hava kararmıştır.Kalar weather.
Royale Noir, Royale'nin kararmış bir versiyonuna benziyor ve siyahımsı ve mavimsi tonlarına sahip.Royale Noir looks like a darkened version of Royale, having a blackish and bluish to purple tint.
İlk uçuş tüyleri, yaz esnasında kararmıştır.The primary flight feathers darken during the summer.
O coktan kararmis ahirete bakmiyoruz.It's already dark, because we are not looking to ahirat.
Hiroşima'da bir duvar var radyasyondan tamamen kararmış.There's this piece of wall in Hiroshima that was completely burnt black by the radiation.
Yani yenilerden, parlak olanlardan, orta boydakilerden, ve çok eski kararmış olanlardan.So we got brand new ones, shiny ones, medium ones, and very old, dark ones.
Ve onun elbiselerini kül ve kurum ile kararmış;And his clothes were all tarnished with ashes and soot;
Dumandan kararmış tuluma döndüm, Yine de unutmuyorum kurallarını.For I have become like a wineskin in the smoke. I don't forget your statutes.
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.And how many faces on that Day will be woe-begone
İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.Only the wretch will turn aside,
Sonra onu kuruyup kararmış bir samana çevirir.Then reduces them to rusty rubbish.
Hem o kıyamet günü görürsün ki, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzleri kararmıştır.And on the Day of Judgment thou Shalt see those who lied against Allah - their faces blackened.
Ayrılmaya hazırlandıklarında hava çoktan kararmıştı.When they got ready to leave, it was already dark.
Mart 536'da Konstantinopolis, kararmış gökyüzü ve daha düşük sıcaklıklar deneyimlemeye başladı.In March 536, Constantinople began experiencing darkened skies and cooler temperatures.
Hava kararmıştır.Das Wetter.
Yoo-Jin'in hayatı bir anda kararmıştır.In der Nacht allerdings verschwindet Hyo-jin plötzlich.
Gurney’in topundan geriye sadece yerdeki kararmış bir krater kalmıştı.Von Koldinghus blieb nur eine verkohlte Ruine übrig.
Hava artık kararmıştı, bu yüzden önlem olarak çok yavaş sürdüm.Ya estaba oscuro, así que conduje muy lento por precaución.
Adeta dünyası 'kararmıştır'.«El país está de remate».
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Trovando la strada bloccata, sono però costretti a proseguire a piedi.
İlk uçuş tüyleri, yaz esnasında kararmıştır.Первые боевые столкновения произошли летом.
Hava kararmıştır.Está ficando escuro.
Adeta dünyası 'kararmıştır'.Zijn wereld was ten onder gegaan."
Hava kararmıştır.Zapadł zmrok.
Gurney’in topundan geriye sadece yerdeki kararmış bir krater kalmıştı.Po bunkrze został tylko wielki krater.
Dişicik tepesi kararmış ve kurumaya başlamış olabilir.Czosnek został udomowiony i zaczął być uprawiany ok.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Choć drogi te są utwardzone to ich przejezdność zależy od pory roku.
Hava kararmıştır.SVT Väder.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Παρά την πείνα τους, συνέχισαν την πορεία τους.
Gurney’in topundan geriye sadece yerdeki kararmış bir krater kalmıştı.爆発後、彼のガクランだけが現場に残っていた。
Royale Noir, Royale'nin kararmış bir versiyonuna benziyor ve siyahımsı ve mavimsi tonlarına sahip.Royale Noir看起来像一个Energy Blue的黑色版本,有一个黑色的,偏蓝的紫色色调。
Hava kararmıştır.날씨가 서늘하다.
Hava kararmıştır.Стъмва се.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.След като напълват вода продължават пътуването си.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Kmalu, ko se je znočilo, so nadaljevali pot.
Bütün dünyası kararmış ve tüm planları suya düşmüş.Haar wereld was in elkaar gestort en al haar plannen zijn niet uitgekomen.
Bütün dünyası kararmış ve tüm planları suya düşmüş. - Otobüs terminalinde aşırı doz yapmış.Întreaga ei lume s-a întunecat, toate planurile i s-au năruit şi... ... a luat o supradoză în staţie.
Bütün dünyası kararmış ve tüm planları suya düşmüş. - Otobüs terminalinde aşırı doz yapmış.Teljesen feketén látta a világot, a terveiből semmi sem lett, és... bevett egy marék gyógyszert.
Bütün dünyası kararmış ve tüm planları suya düşmüş.Todo su mundo se oscureció, sus planes se han desmoronado y...
Bütün dünyası kararmış ve tüm planları suya düşmüş.Tout son monde lui paraissait sans espoir et tous ses projets avaient raté...
Bütün dünyası kararmış ve tüm planları suya düşmüş.عالمها كله كان أسوداً
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.다른 더미들은 전부 썩고, 냄새가 났는데 말이죠.
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.Toiset kolme olivat elottomia, synkkiä ja löyhkääviä.
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.בעוד ששלוש הערימות האחרות היו מתות, כהות ומסריחות.
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.بينما الأكوام الثلاثة الأخرى كانت مينة، مظلمة و ذات رائحة كريهة
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.多環芳香族炭化水素は
Dumandan kararmış tuluma döndüm, Yine de unutmuyorum kurallarını.(118:83) Я стал, как мех в дыму, но уставов Твоих не забыл.
Dumandan kararmış tuluma döndüm, Yine de unutmuyorum kurallarını.Ačkoli jsem jako nádoba kožená v dymu, na ustanovení tvá však jsem nezapomenul.
Dumandan kararmış tuluma döndüm, Yine de unutmuyorum kurallarını.Aunque he sido como un odre en medio del humo, no me he olvidado de tus leyes
Dumandan kararmış tuluma döndüm, Yine de unutmuyorum kurallarını.Căci am ajuns ca un burduf pus în fum; totuş nu uit orînduirile Tale.